ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 22 Mayıs 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

FOKFOK MAVİSİNDEN
UFKA UZANAN
KIZIL ÇIĞLIK

 

Makale : M. Ufuk MİSTEPE
Araştırmacı, Orman Endüstri Yüksek Mühendisi
Yaşanmış Anıyı Sözlü Aktaran : Fahrettin ERKOÇ (Emekli Öğretmen)


http://www.geocities.com/colosseum/loge/5795/monachus.html
Fotoğraf : Cem O. Kıraç

FOKFOK MAVİSİNDEN UFKA UZANAN
KIZIL ÇIĞLIK

Fokfok ve Dikilitaş Kayalıkları / Ünye (Turist ve M. Ufuk MİSTEPE)

Fotoğraf : Soldaki İsviçreli Turistin Eşi Tarafından Çekildi / 1972

                                   Karadeniz; mavimsi coşkusunda fok balıklarıyla dans
                            etmekte... Anaforların büyüsünde martı dalışlarında çizilen
                            bir mavi sayfanın Ünye sahillerindeki soluklanışının öyküsü bu…

                                   Delikanlılığın Burunucu sahil kayalıklarındaki özgür
                            bakışlarını kucaklayan
Fahrettin ERKOÇ’un bir bahar
                            müjdesindeki hüzne sürüklenen adımlarını izliyorum.

Topyanı Kayalık ve Sırtları

Fotoğraf : M. Ufuk Mistepe 04.08.2001

                                   Topyanı sırtlarındaki yeşilliklerde yonca kokularını, ballıbaba
                             tadımsılığında yüreğime çekiyor ve rengarenk kelebek
                             kanatları narinliğinde Feneraltı’na doğru uzanıyorum
                            
1941 yılının baharında…


With a single pup every two years numbers of
Mediterranean Monk Seal at Alonissos has dropped to around 80.

                                   Temrevü (Kırlangıç) Otu sürüyorum tüm kötülüklerin
                             şifası için duygulara; kertenkeleleri, gökgöcemenleri,
                             Cennet böceklerini izliyorum.. ışık böcekleri dut meyvelerinin
                             doymuşluğunda fenerlerini söndürmüş, Feneraltı’nın doğal
                             havuzlarında uykudayken yengeçler ve yemyeşil yosunlarıyla…

                                   Dikilitaş’ın heybetiyle bir Karabatağın (Golibisa)
                            enginlere dalışını gözlemleyen sahil çocuklarının çayırlara
                            uzanışını ve Çamlıca sigarasındaki mentollü iç çekişlerini
                            yudumsuyorum tuzluluğunda sahillerimizin…

Emekli Öğretmen Fahrettin ERKOÇ

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 20.05.2008 TMO Gen. Müd. Ankara
 

                                   Onbaşı kumandasındaki bir manga jandarmanın
                             mutad yürüyüşlerinde sarsılan Topyanı’ndan yükselen
                             adımlar yaklaşmakta Dikilitaş çayırlarına.. Rap rap rap…

                                   Esas Duruş!!! Tüfek Omza!!! Rahattttt!

Burunucu Mahallesi - Topyanı Mevkii
 

Topçu Bataryası - Silâh Deposu ve Sığınağı

                                   Mavi sularda bıyıklı, iki simsiyah fok balığı başı..
                             sevişmelerindeki gizem ve dalışlarındaki uhreviyeti izleyen
                             düzinelerce göz. 17 – 18 yaşlarında Burunucu Mahallesi’n-
                             deki gençlerin Onbaşı’yla sohbetlerindeki delikanlılık izleri :

                                   - Gomutanım, şu gördüüün hayvana gurşun işlemii;
                             derisi çok galın ve şip bi hayvan olduğ çün zaten de kimse
                             vuramii ya! Bi dalii bi çıkii, vurana aşgolsun! Candarma
                             da olsaaz fark etmii, gaçıp gidii hemencek.

                                   - Asker, gel buraya!

                                   - Emret Gomtanım!

                                   - Şu denizdeki hayvanı görüyor musun? Tek kurşun
                             kâfi! Candarmanın şerefini kurtaracağını düşünerek nişan
                             alacaksın! İkinci bir şansın yok! Iskalamayasın…

                                   Mentollü cigaraların dumanı isliliğinden karartıya
                             dönüşme sessizliğinde uzadı, uzadı ve dalgaları kendince
                             sanki saklamaya çalıştı fokları okşarcasına. Koklaştı bir
                             çift siyah göz ve anlamlı bakışlarda sevmeye çalıştı
                             insanoğlunu. Son bir kez
Fokfok mağarasına yarışırcasına
                             yüzüverdiler, kumsalına uzandılar ve sarıldılar
                             sevgilerinde Karadeniz’in büyüsüne.

Fok Mağarası'nın İç Mekânı - Kumsal ve Mağara Ağzının Denizden Girişi

http://www.unye.org/foto.htm

                                   Yüz metre mesafeden kara sineklerin çelik ışıma
                             ve vınlamasındaki yeşilden maviye çektiği renk büyüleri
                             göz kamaştırdı; arılar sustu vızıldamaktayken;
                            
hanumcuk (saka) kuşları saklandılar kara ağaçların
                             kuytularına; yengeçler gagalarını kaldırdı dua etmelerde
                             yakarışlara ve yosunlar secdeye vardı
yemyeşil tabutun
                             örtüsünü sararcasına…

Çamlık Kayalık ve Sırtları

Bir Bahar Gününde Kayıkla Gezen Burunucu Sakinleri

                                   Pattttt!!!

                                   Fokfok mavisinden ufka uzanan bir hain mavzer
                            mermisi vınlamakta; gözgöze gelmekte fokların hüznüyle
                            ve açtığı bir sevgi ve hüzün yumağı deliğiyle yüreğinin
                            dağlanmışlığında dalgalanan
çığlığın kızarmışlığında
                            yıkandı Karadeniz’in mavi suları…

                                   Kulaklar tıkansa da kızıllaşan tuzlu suların
                            derinliklerinden gelen haykırışlar susturulamamıştı!!!


http://www.yalikavakguide.com/seal.asp

                                   Böbürlenen ve koltukları kabaran bir manga
                            candarmanın göğe yükselen gururunda, vazifesini yapmış
                            olmanın hazzı okunuyordu. Fahrettin ERKOÇ’un
                            gözünden damlayan bir veda damlacığı suya dalarak
                            kaybolan
Fok Balığı’nın ardındaki anafora koştu ve
                            onunla birlikte döndü sonsuza dek girdapsı yeşilliğinde…

                                   Ufka uzanan bakışlar kızıla kesmiş denizi gözledi
                            uzun zaman.. ama bir geri dönülmezliğe uçmuştu Fok
                            Balığı Karadeniz’in gizeminde.. eşi ağlamsı bakışlarında
                            bir Esas Duruş’a geçti!!! Bu anlamlı vedanın simsiyah
                            bakışlarında sanki On Emir’le yarılmıştı Kızıldeniz gibi
                            Karadeniz de!!! Dönülmez akşamın ufkundaydı Fok
                            Balıkları… Ve bir daha da gören olmadı…

Fokfok Denizi Doğal Havuzu

 

                                   Rap rap rap…

                                   Fokfok mavisinden ufka uzanan kızıl çığlık
                          
 Aynikola’dan Uzunkum’u, Demirköprü Banyo Mahalli’n-
                            den Midrabolu’yu bir gökkuşağı gibi dağladı yürekleri
                            ağlatırcasına…

                                   Ve bağladı yeşil yakamozlarında gönüllerin
                            sessizliğini, büyülü doğasında Ünye’nin, fokların
                            haykırışlarına haykırış katarak…

                                                                                                                 M. Ufuk MİSTEPE
                                                                                                             Orman Endüstri Y. Müh.

                                                                                                          Ankara 28.06.2005 11:54 Salı

FOK ANILARI

     Çömlekçi Baş Ustası Hüseyin MİSTEPE (Taşçı İsiin) 03.11.2005/Ankara : Dikilitaş açıklarında yüzen 7 adet Fok Balığı vardı; 1930 yılıydı. Ünyeliler Denizkızı derdi Fok Balıkları'na.. gelen geçen silâhıyla onlar üzerinde atış talim yaparlardı. Sivaslı Balıkçı Satılmış Yalıkahvesi'nde Mustafa Kemal Paşa İlkokulu arkasındaki bir evde asılı olan 2,5 m boyunda ölmüş bir Fok Balığı'nı adam başı 5 krş'tan sergiliyordu, görmeleri için.
     Terzi Seniha MİSTEPE (Külünk) 03.11.2005/Ankara : Fok Fok Denizi'nde, Dikilitaş açıklarında 1935 yılında 3 adet Fok Balığı'nı yüzerken gördüm.. Atatürk'ün vefatında (1938) Ünye'de Fok Balığı kalmamıştı.
.

ÜÇ YILDA 1 MİLYON FOK YAVRUSUNU
DÖVEREK ÖLDÜRDÜLER!!!
http://www.sodev.org.tr/Haberler/2005/fok_katliami.htm

                                   Her yıl bugünlerde Kanada’nın doğu kıyılarında
                             korkunç bir katliam yaşanıyor. Yüz binlerce ama,
                             gerçekten yüz binlerce minicik fok yavrusu
sopalarla
                             dövüle dövüle, kan revan içinde
henüz üç - beş haftalık
                             yaşamına veda ediyor.

                                                                                                                Ayşe ÖZEK KARASU
                                                                                                                 22.03.2005 Hürriyet

Tür : Kanada Barbarı

                                   Böyle ölmeleri gerekiyor, aksi takdirde derilerine
                            bir zarar gelebilir! Hattâ
bazılarının derisi henüz
                            canlıyken yüzülüyor
. Üstelik bu barbarlık hükûmet
                            tarafından sübvanse ediliyor. Gerekçe; sanayi zarar
                            görmesin. Daha doğrusu oylar kaçmasın.
Kanada, hayvan
                            haklarını savunan bütün örgütler tarafından protesto
                            ediliyor. Son üç yılda öldürülen fok sayısının 1 milyonu
                            bulması üzerine Uluslararası Hayvanlara Yardım Fonu,
                            Kanada’ya karşı yeniden kampanya başlatıyor. ABD ve
                            Avrupa’da, Kanada malı fok mamullerine yasak
                            getirilmesi için kamuoyu oluşturuluyor.

Kanadalı Barbarların Soykırımı

                                   Bebe fokların gaddarca inen sopa darbeleri altında
                             can verdiğini biliyordum. Ama sanırım bilincime yeterince
                             kazınmamıştı. Gözümü o mail açtı. Bir kadından geliyordu :

                                   ‘Tesadüf eseri birkaç fotoğraflarını gördüm kocaman
                             bir sopayla dövülürken. Ve halâ aklıma geldikçe
                             ağlıyorum, ne yapacağımı, nasıl yardım edeceğimi
                             bilemiyorum. Küçücük, bembeyaz bir fok. Kürkü için
                             avlanmasının vahşiliğini bırakın, kürküne zarar gelmesin
                             diye, acı çekerek, ağlayarak ölüyorlar. İçimdeki nefreti,
                             üzüntüyü anlatamam.
İki tane sosyetik hanım bir kere
                             giyip, ortalıkta salınıp tatmin olacak diye kaç tane bebek
                             öldürülüyor?
LÜTFEN, lütfen siz de bir şey yapın, lütfen!’

Fok Yaşam Mıntıkasında Delikli Taş - ÜNYE

                                   O fotoğraflara ben de baktım. Ve aklıma ilk gelen
                             şu oldu : Orantısız güç. Hani Beyazıt Meydanı’ndaki
                             kadınlar günü dayağından sonra Avrupa Parlamentosu
                             Türk polisini kınarken ‘orantısız güç’ diyordu ya,
                             işte aynen öyle.

                                   Ama, inanın bu çok çok daha beter...

                                   Adam sopasını havaya kaldırmış, olanca gücüyle
                             indirmeye hazırlanıyor. Ak karlar üzerinde büzülmüş
                             bembeyaz bir fok yavrusu, çekeceği acıyı bilmeden zeytin
                             gözleriyle bakıyor. Ve sonraki sahne.
                             Kana boyanmış bebeklerin cansız bedenleri.

                                   İşte bu vahşet, her yıl Mart ayının sonlarına
                             doğru tekrarlanıyor. Kanada hükûmeti bu barbarlığa
                             göz yummak bir yana desteklediği için lânetleniyor.

Tür : Barbarius Canadian

http://www.sodev.org.tr/Haberler/2005/fok_katliami.htm

                                   Aslında Uluslararası Hayvanlara Yardım Fonu’nun
                             (IFAW) baskıları sonucu Avrupa Birliği’nin, Kanada’dan
                             ithal edilen bazı fok mamullerine yasak getirmesi üzerine
                             bebek katliamı tavsamıştı. Ancak üç yıl önce yeniden
                             başladı. Hem de bugüne kadar görülmemiş bir
                             barbarlık düzeyine ulaşarak.

    
Antakya Taşından El İşi Fok Figürü (Sağda)

http://www.dogalyasam.50megs.com/bilgiler.htm


http://www.afag.org

             Fok balıkları aslında bir kara memelisidir. Fakat çok ilginç bir yeteneği vardır. Fok balığı suyun altında 30 dk.'ya kadar kalabilir. Bir balık gibi solungaçları yoktur. Ya da başka bir deyişle sudaki oksijeni havaya çevirmez. Akciğerleri vardır. Ama bunu nasıl yapmaktadır? İşte cevabı ....

             Fok balığı su altındayken içgüdüsel olarak kalp atışını yavaşlatır. Kalp atışını dakikada 1 atışa düşürür. Bunla ne ilgisi var diye sorabilirsiniz. Esasında bütün olay bununla ilgilidir. Kalbin atabilmesi için oksijene ihtiyacı vardır. Yani kalp ne kadar az atarsa o kadar az oksijene ihtiyaç duyar. Bu canlılar kalp atışlarını bir şekilde yavaşlatarak oksijene ihtiyaç duymuyorlar. Bir balık gibi 30 dakika gibi uzun bir süre suyun altında kalabiliyorlar.

Ünye Çamlık Sahili Kayalıklarında Gülây Öğretim (MİSTEPE)

AKDENİZ FOKU
(Monachus monachus)

http://www.cevreorman.gov.tr/fauna_01.htm


.

                                   Doğal ortamlarında yüzbinlerce yıldır yaşamayı başaran
                             Akdeniz Fokları bugün maalesef yok olmak üzeredir.

                                   Akdeniz Foku bütün dünya nesli tehlike altında bulunan türler
                             içinde ilk sırada yer almaktadır. IUCN (Dünya Doğayı Koruma
                             Birliği) tarafından koruma altına alınan 12 canlı türünden biri olup,
                             bilim adamlarına göre dünyadaki sayılarının 200 - 300 civarında
                             olduğu, Türkiye sularında da 50 adet civarında yaşadıkları tahmin
                             edilmektedir. Bu nedenle bu dünya mirasını korumak hepimizin görevidir.

                                   Akdeniz Foku'nu yaşatmak için alınacak her önlem; aynı
                             zamanda balıkçılık, turizm, kıyılarımız ve denizlerimizi bir bütün
                             olarak koruyacaktır.

Fokfok ve Dikilitaş Kayalıkları

                                   Temiz bir çevrenin göstergesi olan Akdeniz Foku, üzerinde
                             yapılaşma olmayan insanların kolay ulaşamadığı veya insan
                             etkilerinden uzak kalmış mağara ve kovuklara sahip sessiz ve ıssız
                             kayalık sahilleri tercih eder. Bu nedenle Türkiye, Akdeniz Fokları
                             için eşsiz bir coğrafyaya sahiptir. Ülkemizde özellikle Ege’de;
                             Foça, Bodrum Yarımadası ve Anamur - Taşucu’nda yaşamaktadır.
                             Birçok Akdeniz ülkesinde kaybolan ve hattâ yok olan bu türün
                             ülkemiz sularında halâ bulunması da eşsiz coğrafyanın onlara
                             sunduğu ortam nedeniyledir.

                                   Akdeniz foklarının yok olma nedenlerinin başında;

                                   ·  Yaşam alanlarının (kıyıların) inşaat ve yol yapımları sonucu
                             yok edilmesi veya bozulması,

                                   ·  Aşırı ve yasa dışı balıkçılık sonucunda balık stoklarının azalması,

                                   ·  Fokların kastî olarak öldürülmeleri,

                                   ·  Fok mağaralarına turistik, dalış faaliyetleri sonucu fokların
                             rahatsız edilmeleri,

                                   ·  Deniz kirliliği (tanker kazaları, sanayi ve evsel atıklar vb.)
                             gelmektedir..

         
Portekiz ve Türkiye tarafından Bastırılan Hâtıra Para ve Hâtıra Pulu

                                   Bugün Akdeniz Foku, ülkemizin taraf olduğu sözleşmelerle;

                                   * BARSELONA - Akdeniz’in Kirlenmesine Karşı Korunması
                             Sözleşmesi Eki Cenova Deklerasyonu,

                                   * BERN - Avrupa’ nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının
                             Korunması Sözleşmesi

                                   * CITES - Nesli Tehlike Altında Olan Yabanî Bitki ve Hayvan
                             Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmelerle,

                                   Ülke bazında ise;

                                   * 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu,

                                   * 3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu

                             ile koruma altına alınmıştır.

                                   Akdeniz Foku'nun boyu 1 - 3 metre arasında değişmekte
                             olup, temel besinini balıklar ve kafadan bacaklılar, özellikle de
                             ahtapot oluşturur. Ağırlıkları ise 400 kilograma kadar
                             ulaşabilmektedir. Tüm ömürleri tam olarak bilinmemekle beraber
                             40 yaşını aşan bireylere rastlanmıştır.

Fok Balığının Beslenmesi

http://www.afag.org

                                   Akdeniz Fokları'nın etkin bir şekilde korunması için bugüne
                             kadar 15 Ulusal Fok Komitesi toplantısı düzenlenmiş ve koruma
                             çalışmaları devam etmektedir. Ancak, onları korumak için
                             yapacak daha çok iş var. Mavisi ve sakin koyları ile onların
                             evlerini korumak zorundayız...

                                  
Önce foklar tükendi, sıra bizde!
                             Onları yerlerinden ederek, kiracı konumuna düşürmeyelim.!!!

                                  
Unutmayalım ki,
                                   Akdeniz Foku'nu korumak Akdeniz'i korumaktır.!


http://xoomer.virgilio.it/iwmatt/cala%20gononeING.htm

Akdeniz Foku'nun
Dünya ve Türkiye'de Dağılımı ve Nüfusu
http://www.geocities.com/colosseum/loge/5795/monachus.html

SAD - AFAG web sitesinden alınmıştır.
Ayrıntılı bilgi için : www.sad-uwrs.org adresine bakınız.

                                   Akdeniz Fokları 19. yüzyıla kadar tüm Akdeniz kıyıları ile Doğu
                             Atlantik kıyılarında Portekiz'den Batı Afrika sahillerindeki
                             Senegal'e kadar 1000'lerle ifade edilen bir nüfusa sahip olarak
                             serbestçe yaşamlarını sürdürüyordu. Ancak aşırı avlanma, yaşam
                             alanları kaybı ve deniz ekosisteminin bozulması nedeniyle türün
                             dünya dağılımı daraldı ve nüfusu hızla azaldı. Akdeniz Foku bugün
                             Dünya'da sadece Yunanistan, Türkiye, Fas, Moritanya ve Maderia
                             Adaları'nda yaşamakta olup, toplam nüfusu 350 ile 400 arasında
                             tahmin edilmektedir. Moritanya sahillerindeki Akdeniz Fokları
                             gerçek bir fok kolonisi özelliği göstererek birlikte yaşamakta iken,
                             Yunanistan ve Türkiye sularında yaşayan Doğu Akdeniz
                             popülâsyonu ise insan baskısı nedeniyle birlikte bulunmak yerine
                             çoğu zaman tek tek dolaşma ve yaşama şeklini seçmeye zorlanmışlardır.

  
http://www.monachus-guardian.orgbreak00div040522.htm
Dimitris finds home on Gioura in the National Marine Park of Alonissos, Northern Sporades

                                   Akdeniz Foku Dünya'da birbirinden kopuk 2 ana bölgede
                             yaşamaktadır.

                                   1. Atlantik Nüfusu (Moritanya kıyıları, Maderia Adaları ve Fas).
                                   2. Akdeniz Nüfusu (Yunanistan, Türkiye ve Batı Akdeniz).

                                   Türün en büyük popülâsyonu Ege Denizi'ndedir. Dolayısı ile
                             Akdeniz Foku'nun Akdeniz'de soyunu sürdürebilmesi ve
                             ekosistemde varlığını koruyabilmesi esas olarak 2 ülkenin
                             elindedir : Türkiye ve Yunanistan.

                                   Bir Dünya mirası olan Akdeniz Foku'nun korunmasında
                             Türkiye önemli bir ülke konumundadır.

                                   Türkiye'de yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda bireysel
                             tanımlama yolu ile 31 - 44 arasında Akdeniz foku bireyi
                             tanımlanmış olup, kıyılarımızda en az 50 civarında fok yaşadığı
                             tahmin edilmektedir ki Dünya'daki fok popülâsyonunun
                             350 - 400 olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu sayı
                             önemli bir yer tutmaktadır.

Sahile Vurmuş Hasta Bir Fok Balığı

http://www.afag.org

                                   Akdeniz Foku dağılımı kıyı boyunca süreklilik yerine
                             belirli bölgelerde yoğunlaşma özelliği göstermektedir.
                             Türkiye kıyılarında foklar;

                                   1. Karadeniz'de; Samsun Yakakent ile Bartın
                             Boğazı arasında,
                                  
2. Marmara'da; Marmara Adaları ve Mola Adaları
                             ile Biga Yarımadası kuzey sahillerinde,
                                  
3. Ege'de; Gelibolu Yarımadası, Ege kıyıları ile
                             Behramkale arasında ve Yeni Foça ile Datça arasında,
                                  
4. Akdeniz'de; Datça ile Kemer arasında, Alanya ile
                             Taşucu arasında ve Hatay Samandağ ile Suriye sınırı
                             arasında kalan sahillerde var olma mücadelesi
                             vermektedir. Türün korunma derecesine bağlı olarak
                             kıyılarımızda Akdeniz Foku ölümleri olduğu gibi
                             yavrulama ve çoğalma da gözlenmektedir.

  SAD - AFAG Ana Sayfa'ya dönüs <<

Akdeniz foku
http://www.geocities.com/yfoca/fok.html

(Mediterranean monk seal veya Monachus monachus)

                                   Akdeniz Foku yüzgeçayaklılar alt takımına ait bir deniz
                             memelisi olup Keşiş Fokları (Monk seal) cinsindendir.
                             Ortalama ömürleri 23 yıldır. Erkekleri 2.4 - 2.6 m
                             uzunlukta olup, dişileri biraz daha iridir. Yetişkinleri
                             250 - 300 kg ağırlığındadır. Renkleri siyaha yakın koyu
                             kahverengi olup, karın tarafları açık renklidir. Bu
                             görünüşleri ile keşişlere benzediği için
Keşiş Foku diye
                             anılırlar.Dişileri daha açık renklidir. Yavruları 80 -90 cm
                             uzunluğunda, 20 kg'dır. Yavrular da yetişkinler gibi bıyıklıdır.

                                   Karadeniz’de Ege Denizi’nde (Türkiye ve Yunanistan)
                             Fas kıyılarında Moritanya kıyılarında Maderia ve
                             Kanarya Adaları'nda yaşamaktadırlar. 75 metre derinliğe
                             kadar dalabildikleri gözlemlenmişse de 30 metreye kadar
                             sığ sularda avlanmaktadırlar. Doğu Akdeniz'de yaşayanları
                             genelde tek veya ikili üçlü gruplar şeklinde görülmekteyse
                             de batıdaki türleri gruplar halinde yaşamaktadırlar.


http://www.afag.org

                                   Çiftleşmeleri su altında olup, Eylül Ekim'de 11 aylık
                             hamilelik sonunda ürerler. Her ne kadar koruma altına
                             alınmış olsalar da
balık stoklarına dadandıkları ve ağlara
                             zarar verdikleri için balıkçılar tarafından
                             avlanmaktadırlar
. Nesilleri tükenme tehlikesi altındadır.
                             Tüm Dünya'da 350 - 400 kadar Akdeniz Foku kaldığı
                             tahmin edilmektedir.

YOK OLMA NEDENLERİ
http://www.afag.org/

                                   1950'lerde İstanbul Boğazı'nda bile görülen, hattâ
                             yavrulayan Akdeniz Fokları'nı günümüzde görmek için
                             aylarca beklemeniz gerekebilir. Akdeniz Foku'nun bir
                             insan ömrü süresi içinde Dünya'da yok olma sınırına
                             gelmesi gerçekten trajik bir olaydır. Dünyada diğer fok
                             türlerinin avcıları yine deniz canlıları olmuştur; örneğin
                             katil balinalar, leopar fokları, köpekbalıkları, kutup
                             ayıları ve hattâ çakallar gibi.

                                   Peki sularımızda yaşayan Akdeniz Foku'nun düşmanı
                             nedir? Bu nadir türü yok eden nedenler ne yazık ki doğal
                             değil. Akdeniz Foku'nun tek düşmanı insandır!..
                             Doymak bilmeyen insanın “keseri hep kendine tutarak
                             ağacı yontmak” şeklindeki doğa yaklaşım biçimi
                             AKDENİZ FOKUNU VE DEĞERLİ KIYI ALANLARINI
                             yok etmektedir.

Onun da Sahillerimizde Yaşamaya Hakkı Yok mu?

http://www.afag.org

                                   İnsan deyince işin içine hırs ve para dolu bazı belirgin
                             insan faaliyetleri giriyor; yapılaşmayı hızlandıran el
                             değmemiş kıyılarda yeni yolların açılması, ikinci konut
                             kentleşmesi, koyların bir bir turizme açılması, bunların
                             neden olduğu kirlilik, fokların kastî öldürülmesi
                             (eskilerde yağı ve derisi için avcılığı) ve kanunsuz yapılan
                             trol, trata ve gırgır avcılığı.

                                   Ne yazık ki, ülkemiz kıyılarında amansızca süregelen
                             bu faaliyetlerin denetlenmesi ya hiç yapılmıyor ya da son
                             derece yetersiz. Akdeniz Foku'nun yok olması tek bir
                             faktörden kaynaklanmaz. Birbirini tamamlayan 5
                             faktörün bileşimi sonucunda bu ender deniz canlısı,
                             kıyılarımızla birlikte yok olmaktadır.


http://www.afag.org

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR