ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 14 Aralık 2004 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

SOKAKTAKİ
GAZETE
- FENERBAHÇE -

Makale : Bekir ALTINDAL
(Araştırmacı - Yazar - Başmüfettiş)
(Fenerbahçe SK Dergisi, 1 Ekim 2004, Sayı : 20, sh. 82 - 84'te yayımlandı.)

SOKAKTAKİ GAZETE

 Fotoğraftaki golü atan futbolcunun forması da çubukludur.
 Gazete parçasını dakikalarca süzer, annesinin evde beklemesini, Bakkal
 Fikri'den alınacak tuzu, şekeri unutmuştur artık.

FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ'NÜN
RESMÎ İNTERNET SİTESİNDE BEKİR ALTINDAL'IN
"SOKAKTAKİ GAZETE" BAŞLIKLI YAZISININ TANITIMI

Altmışlı yılların başları. Tokat'ın Zile İlçesi'nin Kislik Mahallesi'ndeki
evinden çıkan küçük çocuk
Amasya Caddesi'nde yürümekte. O da bütün
çocuklar gibi annesinin bakkala   gönderdiği, ancak bakkala gitmede isteksiz
çocuklardan birisi. Çocukluğun dayanılmaz merakı içinde  sallana sallana,
sağa sola bakarak elleri cebinde, biraz da havanın sertliği sebebiyle büzülerek,
arada bir yerdeki   küçük taşlarla şut çekerek ilerlemekte...

BEKİR ALTINDAL'IN YILLAR ÖNCE SOKAKTA BULDUĞU BİR
GAZETE PARÇASININ HAYATI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ KALEME
ALDIĞI YAZIYI BÜYÜK KEYİF ALARAK OKUYACAKSINIZ...

            Altmışlı yılların başları. Tokat'ın Zile İlçesi'nin Kislik Mahallesi'ndeki evinden çıkan küçük çocuk Amasya Caddesi'nde yürümekte. O da bütün çocuklar gibi annesinin bakkala   gönderdiği, ancak bakkala gitmede isteksiz çocuklardan birisi.

Kislik Mahallesi, Hacı Tahir Efendi Sokak, No. 42

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 20.08.2004 Cuma 16:59
Amasya Caddesi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 20.08.2004 Cuma 16:37

            Çocukluğun dayanılmaz merakı içinde  sallana sallana, sağa sola bakarak elleri cebinde, biraz da havanın sertliği sebebiyle büzülerek, arada bir yerdeki   küçük taşlarla şut çekerek ilerlemekte... Ocakta yemek varmış, çorbaya tuz lâzımmış, çabuk gelmesi söylenmiş!. Sokağa adım atılmasından sonra en ufak dikkat çeken şeye odaklanmada unutulan tembihler.

            Acı, sert esen  ve yüzünü üşüten rüzgâr bir gazete parçasını havalandırır, Bakkal Fikri'ye giden çocuğun önüne yere düşürür. Gazete parçasına doğru ilerler. Bir ucuna ayağıyla basar, rüzgâr tekrar uçurmasın diye. İlkokula yeni başlamıştır. Çat pat  harfleri, kelimeleri ve sayıları tanımaktadır artık. Bir gazetenin spor sayfasıdır yerde duran. Birkaç kare fotoğrafta kaleci, formalı oyuncular gözükmektedir. Koyu siyah ve iri puntolarla yazılmış harfler ve rakamlar görür;  FB : 1 ,  GS : 0 .

Kepez Köyü/Zile - Kurban Bayramı

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 10.02.2003

Şeyh Ahmet Mesire Yeri/Kepez Köyü

Ağaçlarını dışarıya vermemesiyle meşhurdur.

            Kepez Köyü'nden yeni taşınmışlardır Zile'ye. Radyo yoktur köyde, Kislik Mahallesi'nin Partal Sokağı'nda birkaç komşuda vardır radyo. Onlar da ajans saatlerinde, yurttan sesler programlarında pencerelere kor, konu komşu dinler. Bu sebeple takım nedir? Futbol nedir? Henüz tam bilemez. Takım nedir bilmediği gibi Sezar'ın Zile'de Altıağaç'ta Pontus Kralı Pharnake'yi 4 saatlik bir savaştan sonra yendiğini ve Dünya'nın en kısa mektubu olan "Veni - Vidi - Vici" 'Geldim - Gördüm - Yendim' sözünü Zile'den gönderdiğini de henüz duymamıştır. Ancak okulda ve sokakta  arkadaşı şehir çocukları Fenerbahçe derler, Galatasaray derler, Beşiktaş derler. Yeni yeni öğrenir arkadaşlarından takım tutmayı.

Zile Stadyumu ve Arkada Panayır (Deyr)

            İşte bütün bunlar şimşek gibi geçer aklından. "FB, Fenerbahçe demektir herhalde?" der içinden. Zaten bir takım tutma ihtiyacı da hisseder arkadaşlarının yanında. Ama hangisi? Renkleri de hoşuna gider hani. Fotoğraftaki golü atan futbolcunun forması da çubukludur. Gazete parçasını dakikalarca süzer, annesinin evde beklemesini, Bakkal Fikri'den alınacak tuzu, şekeri unutmuştur artık. İçinde bir sevinç yumağı oluşur. Kararını vermiştir. O artık Fenerbahçeli'dir...

         

            Sokakta rüzgârla savrulan gazete parçasındaki  fotoğraf ve yazıdan sonra Fenerbahçeli olan çocuk, Zile Lisesi'nde iyi bir Fenerbahçe taraftarıdır artık. Kardeşleri de Fenerli'dir. Zile'de televizyon yoktur henüz o yıllarda. Ankara'ya, İstanbul'a gidip gelenler, televizyon seyredenler ballandıra ballandıra anlatırlar televizyonu. En çok da maçlar veriliyor mu? Nasıl veriliyor? Ne kadar veriliyor? Bunlar sorulur gelenlere.

            1972 yılı yazında ilk defa üniversite sınavları için İstanbul'a gelir. Ne yazık ki ligler yaz tatilindedir. Aynı yılın Eylül ayında, Matematik Bölümü'nü kazandığı   Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nun mülâkat sınavına gelir İstanbul'a. Mülâkat günü Mithatpaşa Stadı'nda (şimdiki İnönü)   Fenerbahçe - Altay maçının olduğunu okur gazetelerden.

            Matematik Öğretmeni olup da ne yapacaktır, boş verir sınavı. Sora sora stadın önünden geçecek belediye otobüsüne atar kendini. Otobüste tesadüfen karşılaştığı mahalleden bir arkadaşı onu stada yakın indirir. Dolmabahçe mahşer gibidir. Bu kadar kalabalığı Zile'de bayram törenlerinde bile görmemiştir. Formalı taraftarlar, bayraklar, dalga dalga yayılan Fener tezahüratları, kapı önlerinde metrelerce kuyruklar, her yaşta insanlar.

            Kararsız kalır, hangi kuyruğa girse, neresi kapalı, neresi maraton, neresi kale arkası? Bilet fiyatı nedir? Soramaz kimseye. Bir kuyruğa girer, dakikalar geçmek, sıra gelmek bilmez. Nihayet önünde on kişi kalmıştır. Stadın içinden Fener tezahüratları heyecanlandırır. Bir görevli kuyruktakileri hizaya sokmaktadır. Gişede bilet veren görevli diğer görevliye bağırır;

Zile'de Spor ve Sporcu Kültürünün Mümtaz Şahsiyetleri

            - On bilet kaldı, on kişi say, kalanını alma! Beyninden vurulmuşa döner. Kendisi on birincidir. Görevli on kişiyi sayar. Buradan sonrası dağılsın! Hayalleri yıkılır. Hayatında ilk defa göreceği Fenerbahçeli oyuncular on - on beş metre ilerde, yani duvarın ötesindedir.

            Yalvarır görevliye, Tokat'tan geldiğini, ilk defa Fenerbahçe'yi göreceğini, sınavdan bile kaçtığını anlatır yalvar yakar. Haline acır görevli; "Peki sen de kal." der. Dünyalar onundur. Bileti alır girer içeriye. Merdivenlere kadar seyirci doludur. İtişe kalkışa stadın içini gören merdivenlere ulaşır. Saha görünür. Tribünler tıklım tıklım.

            Evet  resimlerde, fotoğraflarda gördüğü Fenerbahçeli futbolcular sahadadır. Gözlerine inanamaz. Ziya, Ercan, Yılmaz, Abdullah, Fuat, Osman, Muharrem ve diğer oyuncular... Fenerbahçe 2 - 1 alır maçı. Zile'ye döndüğünde arkadaşlarına anlatacağı çok şey vardır artık

            1972 yılının Ekim ayında Ankara'da Tapulama Kursu'na başlar. Bir yıl sonra memur olacaktır. Bahçelievler'deki Tokat Öğrenci Yurdu'nun alt katında televizyon salonu vardır. Artık spor saatlerinde, naklen maçlarda  tıklım tıklımdır salon. Ankaragücü,   Şekerspor, PTT 1. lig takımıdır. Fenerbahçe üç kez gelir. Tokat Yurdu'nun Fenerbahçeli öğrencileri maç sabahı erken saatlerde yollara düşer bayraklarla, flamalarla, formalarla.   Sokaktaki gazete parçasını okuyarak Fenerbahçeli olan çocuk, artık tribün kültürünü de alır Ankara'da. Serde öğrencilik vardır. 19 Mayıs Stadı'na otobüsle gidilir, kale arkasından bilet alınır, para bittiğinden yürüyerek yurda gelinir.

Emre Altındal, FB Kulüp Bşk. Aziz YILDIRIM'la Birlikte/Yozgat

Emre Altındal, Özgür, Aziz Yıldırım, Nevzat Önge, Özge Yozgat - FB Maçı Sonrası 2001

            Nihayet 1973 yılının Haziran ayı gelir. Cumhurbaşkanlığı Kupası vardır iple çekilen, FB - GS maçıdır kupanın adı. Ankara'nın kuru sıcağı kavurmaktadır ortalığı. Sabahın erken saatlerinde Tokat Yurdu'ndan çıkan grup battaniyelerle, oyun kağıtlarıyla, saat on birde hipodrom tarafı kale arkasının kapısına battaniyeler serilir. Kapı saat 13.00 civarında açılınca ilk olarak grup girer stada. Maç akşam sekizdedir. Stadın sıcaklığı kavurur seyirciyi ama kimin umurunda. Bu ilk derbi maçıdır seyredecekleri. Maç saati gelir çatar, işte efsane Cemil Turan karşılarındadır. Maçın ilk dakikalarında Metin çaprazdan Datçu'nun koruduğu Gençlik Parkı  tarafındaki kalenin filelerini havalandırır. Grup donmuş kalmıştır. Sonra Cemil çıkar sahneye 1 - 1, arkasından bir penaltı, topun başında   Fuat. Fener tribünleri havalanır. Cumhurbaşkanlığı Kupası Fenerbahçeli futbolcuların ellerindedir.

            Grup hayatlarının en mutlu günlerini yaşamış ve Bahçelievler'deki yurdun yolunu tutmuştur yaya olarak, her maçtan sonra olduğu gibi. Yozgat'ta memuriyete başlanmasından sonra Fenerbahçe'nin Ankara'daki her maçına gidilir Yozgat'tan artık, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık Kupası maçları Ankara'da oynandığından 1983 yılına kadar her maça gidilir. Hem de sınava girmeyerek. Bazen üzüntü içinde dönülür Yozgat'a, bazen de galibiyetin verdiği mutlulukla.

FB'li Burak ALTINDAL Millî Hakem Metin TOKAT'la - 2000

            1976 yılı Kasım veya Aralık ayı. Soğuklar üşütmeye başlamıştır artık. 1976 yılı sonbaharında kışa girerken Van'da büyük bir deprem olur. Depremzedelere yardım için Ankara'da dörtlü bir turnuva zenlenir. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Ankara karması katılacaktır. Dört kişi sabah erkenden maç için yola çıkacaktır. Çalışılmakta olan Elmahacılı Köyü Yozgat - Yerköy arasında Ankara asfaltına bir kilometrededir. Erkenden yatılır. TRT radyosunun 21:00 haberlerinde ilk maçın saati 12:00, diğeri 14:00 olarak verilir. Yozgat - Ankara 3 - 4 saat çeker. Maça yetişmek riskli.

            Ekip ani bir karar alır. Sıkıca giyinilir. Parkalar, paltolar, şapkalar çekilir. Hava soğuktur. Gece Ankara yoluna çıkılır, geçen otobüslere el kaldırılır. Türkiye'de  anarşi ve terör dönemidir. Otobüsler durmazlar. Saatlerce soğukta otobüs beklenir. Nihayet üç saatlik bir beklemeden sonra Doğu'dan gelen Tanrıverdi firmasına ait bir otobüsün önüne geçilerek, durdurulur. Şoför endişelidir. Kendisine durum anlatılınca gülmeye başlar. Yer yoktur. Ancak ortada ve suluk (O dönem 302 Mercedes otobüslerde arka kapıdan girince sağda su şişeleri konan dolap) üstünde gidilmesinde alabileceğini söyler.


             
 
12 Aralık 2004 Pazar
http://www.fenerbahce.org.tr
http://www.galatasaray.org.tr

Stad : Ali Sami YEN GS : 1  FB : 0
Gol : Necati ATEŞ Dk. 55
Emre ALTINDAL
27.03.2000 - STAR Gazetesi

Stad : Ali Sami YEN GS : 0  FB : 1
41. Dk - Fenerbahçe defansından çıkan Johnson'un sağ çaprazdan çektiği sert şutu Taffarel yatarak kurtardı. 42. Dk - Arif'in yaptığı kavisli ortaya, ceza sahası içinde Sergen kafayı vurdu. Meşin yuvarlak az farkla auta çıktı.

            Ekip dünden razıdır. Otobüsün içi sıcacıktır. Sabaha karşı Ankara'nın otobüs garajına inilir. Ulus'tan Çankırı Caddesi'nde bir otelde zor güç yer bulunur. Üç - dört saatlik bir uykudan sonra yürüyerek 19 Mayıs Stadı'nın kapalı bölümünde yer alınır, ilk gün Fenerbahçe Ankara karmasını, Galatasaray da Beşiktaş'ı yener. İkinci gün finalde Fenerbahçe - Galatasaray karşılaşır, ilk dakikalarda Galatasaray bir gol bulur. Ardından toparlanan Fenerbahçe Engin ve Ömer'le gol olur yağmaya başlar; 6 - 1.

            Ankara İ.T.İ. Akademisi sınavları sebebiyle her yıl 30 - 35 defa Ankara'ya gidilip, Yozgat'a dönüşlerin en keyiflisi, en unutulmaz dönüşüdür o yolculuk. Yozgat'ta geçen on yılda her hafta sonu iple çekilir Fener maçları için. Belli kişiler vardır iyi Fenerli olan. Herkes birbirini bilir küçük yerlerde. Bir de Jet Osman Hoca'sı vardır Yozgat'ın. Gerçek bir Fenerli'dir O. Teravih Namazı'nı çok hızlı kıldırdığı İçin takmışlar ona Jet unvanını. Orhan Ayhan üstad gibi anlatır maçları. Derler ki; Yozgat'ın içinden geçen Sivas - Ankara karayolu üzerinde bulunan Hamamcıoğlu Câmîi'nde görev yaparken dönemin müftüsü Tuzkaya Mahallesi Câmîi'ne çıkarır tayinini, imamdan taraftar olmaz diye.

1907 UNIFEB Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği
Yönetim Kurulu Üyesi Emre ALTINDAL

            Yozgat'taki bütün Fenerliler ayağa kalkar Müftülüğe, Vâliliğe yürürler Osman Hoca için. Her yıl Yozgat üzeri memleketi Zile'ye giden bu satırların yazarı, Osman Hoca'yı görmeye çalışır mümkün olduğunca. Gönül ister ki Büyük Fenerbahçe'nin yöneticileri, Sevgili Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım Kadıköy'de bir Fenerbahçe maçına   misafir etseler... Dünyalar Osman Hoca'nın olur herhalde. Çünkü o gerçek bir Fenerli.

      

            1983 yılı baharında Müfettiş Muavinliği sınavı kazanılmış Ankara'ya taşınılmıştır. Fenerbahçe'nin Ankara maçlarında (zaman içinde Ankaragücü, Gençlerbirliği, Şekerspor, Petrolofisi) artık üç yaşında Fenerli bir çocuk vardır yanında ki hayatındaki ilk maçını bir Cumhurbaşkanlığı Kupası maçında sıkı Fenerli olan dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren'in hemen yanında o yaşında izleyen. On bir yaşında da tek başına ilk Fenerbahçe maçına giderek tescil etmiştir Fenerliliğini.

            Kar boranın Ankara'yı sardığı bir günde Fenerbahçe'nin maçı vardır. Maçın tatil edileceğini, çocuğunun sağlığını düşünerek gitmek istemez maça. Ancak Fener aşkı söz dinlemez çocuğun. Çaresiz gelinir 19 Mayıs Stadı'na. Sulu sepken karaltında oynanan maç ayakta seyredilir maratonda. Aile boyu gidilmeye başlanır Fenerbahçe maçlarına. 2000 yılına kadar sürer bu sevda. 1996 yılında takım şampiyon olmuş, arabasıyla aile Kızılay'da almıştır soluğu.

            Zaman zaman ailece İstanbul'a gelindiğinde gidilen ilk yer Dereağzı Tesisleri ile Fenerbahçe maçlarıdır. Ailenin ikinci çocuğu beş yaşında  iken görür Dereağzı Tesisleri'ni. 1994 yılının Ağustos ayında yine bir İstanbul seyahatinde Kadıköy Fenerbahçe Stadı'nda soluk alınır. 4 - 5 saat önce girilir stada, ikinci oğul o gün Fenerbahçe'yi görecektir ilk defa. Takım şimdi çıkacak diye oyalanır küçük saatlerce. Ağustos sıcağına yorgunluk da eklenince takım sahaya çıkmadan beş - on dakika önce derin uykuya dalar küçük Fener taraftarı.

            Ailenin büyük oğlu 1998 yılında üniversiteyi kazanmış İstanbul'a gelmiştir artık. Aile de ciddî ciddî İstanbul'a taşınmayı düşünmeye başlar. Taşınır da 2000 yılı Eylül'ünde. Aile artık Fenerbahçe maçlarında Kadıköy'dedir. Üniversiteli büyük oğul Fenerlilik'te, babayı geçmiştir. Hafta sonları iple çekilir olmuştur. Şükrü Saraçoğlu'nda yine tarihi bir gün. FB - GS derbisi.

            Baba, küçük oğul (Burak) ve misafirleri stada gelirler. Büyük oğul (Emre) yer tutmuştur statta. Biletler cepte. Ana baba günü. Maraton kapısına gidilecek. Polisler bekletir taraftarı. Açılır beş metrelik bir bölüm. Hücum eder taraftar. Küçük oğul ezilmesin diye onu kollar baba. Beş saniye sürer içeri girme, biletler korunmuş, küçük çocuk ezilmekten kurtarılmış, ama bir cep telefonu ile cepteki paralar gider yankesicilere.

 Manchester United - Fenerbahçe Maçı - Eylül 2004 - Fenerbahçe Takım Kadrosu ve Seyircisi
 

            Yarım saat önce yağan görülmemiş sağanak çevre yolu tarafındaki maraton kapısını yüzme havuzu haline getirmiştir. Polis copla saldırır kalabalığın üzerine, taraftar da polis de düşer suya, paçalar sıvanarak, sırta küçük oğulu alıp ayakkabılarla dalınır yarım metre suya, geçilir duvar tarafındaki betonun üzerine. Bir eziyet, bir çile yaşanır illallah dedirten, lânet okutturan. Girilir stada, o hava yok mu? Unutturur birkaç dakika önceki çileyi. Maç başlar. 2 - 1'lik galibiyetimizden sonra şampiyonluk yolu açılmıştır artık. Ataköy'e gelmek için keyifle geçilir Boğaz Köprüsü.

            Altmışlı yılların başlarında sokaktaki gazetedeki haberle Fenerbahçeli olan çocuk; kırk yıl sonra kendi oğlunun Fenerbahçe sevdasını gururla, mutlulukla seyreder.Artık belli bir yaşa geldiğinden maçları statta izleme görevini oğluna verip, bayrağı güvenle teslim etmiştir. Yine de endişeler başlar her babanın yüreğinde duyduğu gibi, oğulun karda kışta gittiği deplasmanlarda.

 UNUTULMAYAN MUTLU VE HÜZÜNLÜ ANLAR
 
Fabio Luciano, Rio Ferdinand, Manchester United - Fenerbahçe, Eylül 2004

            2001 yılı Mayıs ayı başında Fenerbahçe son maça deplasmana Samsun'a gidecektir. Aile Ankara Kızılay'da yaşadığı şampiyonlukları bu defa Taksim Meydanı'nda yaşama heyecanı içindedir. Büyük oğul hafta sonu Ankara'da liseli arkadaşlarıyla buluşma var diye hazırlanır. Valizine Fener bayrağı, forma ve flama yerleştirilir, yolcu edilir.

Fenerbahçe 3 - 0 M. United

Stad : Şükrü Saraçoğlu 08.12.2004

 Başlama Saati : 21.45
Hakemler :
Arturo Ibanez Dauden, Clemente Plou Ayete, Luis Saez Cote

Fenerbahçe : Rüştü Reçber, Önder Turacı, Fabio Luciano, Servet
Çetin, Ümit Özat, Serkan Balcı (73`Mehmet Yozgatlı), Marco
Aurelio, Selçuk Şahin, Tuncay Şanlı, Alex de Souza, Marcio Nobre
 
Manchester United : Tim Howard, Philip Neville, Wesley
Brown (63` Piqué), Cristiano Ronaldo, David Bellion, Liam
Miller, Djemba Djemba, John OShea, Kieran Richardson
(69` Spector), Darren Fletcher, Quinton Fortune

Goller : 47`, 62`, 90+3`Tuncay Şanlı (Fenerbahçe)

Sarı kartlar :
18`Marco Aurelio (Fenerbahçe),
65`Djemba Djemba (Manchester United)

            Şampiyonluğu Kızılay'da kutlarlar diye düşünür anne baba. Aile İstiklâl Caddesi'nde küçük oğulla birlikte bayrak ve flamalarla hazırdır şampiyonluk için. Maç başlar ama Samsun öne geçer 1 -0. Endişe alır herkesi, bir taraftan da Galatasaray gol yağdırmaya başlar Trabzonspor'a.

FB'li ALTINDAL Ailesi

            İkinci yarı açılır Fenerbahçe; gol haberleri, İstiklâl Caddesi'ni ayağa kaldırmaya başlar; 3 - 1. Fenerbahçe ŞAMPİYON, aile Taksim'de! İnsan seli akmaya başlar Taksim'e her taraftan. Baba Ankara'da Kızılay'da bildiği oğlu arar telefonla; "Oğlum Taksim doluyor Kızılay'da hava nasıl?"   Büyük bir tezahürat gelir telefondan. Sanki bir statta  gibi. "Çok iyi baba." der oradan. Pazar günü öğleye doğru büyük oğul gelir eve yorgun argın, kısık bir sesle "Sizlere Samsun'dan şampiyonluk getirdik." der aileye. Anne baba dona kalır. "Size söyleseydim Samsun'a gitmeye izin vermezdiniz belki." der gerekçe olarak.

            Bu deplasmandan sonra Trabzon'a, Yozgat'a kadar deplasmanlar başlamıştır artık karda kışta. Son Denizli deplasmanından da getirdiler bu sene bir şampiyonluk. Bayrak doğru yere teslim edilmiştir, artık gönül rahatlığıyla Fenerli oğullarının yapacaklarını gururla izleyecektir baba.

            Onlardan torunlara, torunlardan da diğer kuşaklara aşılanacak ve geçecek Fenerbahçe sevdası inşaallah.

            İnsanlar ideallerle, sevdalarla yaşarmış derler. Zile'nin Amasya Caddesi'nde rüzgârın havalandırdığı gazete parçasındaki fotoğraf ve FB yazısıyla Fenerbahçeli olan bu satırların yazarının o günden bu güne üç sevdası vardır;

             Ailesi, Memleketi Zile ve FENERBAHÇE!

                                                                                            Bekir ALTINDAL


 Fenerbahçe Emsaldir.
 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR