ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 04 Nisan 2006 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

ÜNYE FATSA
ARASI

Makale : Meral Rukiye BALCI
(Hizmet Gazetesi - Yıl : 5, Sayı : 53, 01.09.1995 tarih ve 4. sh.'de yayımlandı.)

ÜNYE FATSA
ARASI

"Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım da narinim kendi neslime
Konaklar yaptırdım döşetemedim
Ünye, Fatsa bir oldu da narinim başedemedim
Ünye, Fatsa arası ordu da kuruldu
Hekimoğlu dediler de narinim o da vuruldu."

Aynalı Martiniyle Hekimoğlu İbrahim
(Fotoğrafın 1961 yılında Amerika'dan gönderildiği söylenmektedir.)

26 Nisan 1913 gecesi 8 saat süren bir çarpışmada Yassıtaş Köyü'nde vurularak öldürülmüştür.

            1900'lü yılların başlarında Fatsa'da "Hekimoğlu" lâkabında biri yaşamış. Kendisine yapılan bir haksızlık sonucu çalıştığı işyerinin sahibini öldürüp birkaç kişiyle Fatsa'nın Yassıtaş Köyü yakınlarındaki dağa çıkmış ve çevrede koruyuculuğuyla sevilip "Hekimoğlu" lâkabıyla ün salmış. Daha sonra kendi de öldürülünce çevre halkı O'na ağıtlar yakıp bu türküyü yazmışlar.

            Güzeller güzeli Rum kızı Fatisa hırçın Karadeniz'in maviliğinden göz rengini almış. Güneş'in deniz üstüne doğan doğuş sarısından saçlarını alıp Güneş ışınlarıyla örmüş. Sahilinden gerdanını, gür yeşil ormanlarından bedenini, sahil boyunca uzanan yollarından kollarını, iç bölgelerine uzanan yollardan ayaklarını almış. Güzel mi güzel deniz boyunca büyüyüp serpilen sarı saçlı mavi gözlü bir kız olup çıkıvermiş.

Fatsa İlçesi Sahil Şeridi

http://fatsatso.tobb.org.tr/  Arif Gülenç Fotoğraf Arşivi

            Fatisa büyümüş, güzelleşmiş. Sonra karşısına yakışıklı mı yakışıklı, bulutun koyuluğundan kara saçlarını alan, denizin maviliğinden göz rengini alan, Çakırtepe ve Asarkayası'ndan sürmeli kaşları alan, şarabının ünüyle ün alan yiğit Oney çıkmış karşısına. Gel benimle ol, benim adımı taşı demiş Oney Fatisa'ya. Fatisa kabul etmeyince Oney'le düşman olmuş.

            Ve sen benim adımı al, ben senin almayacağım deyip yaşları boyunca sürüp gelen Oney - Fatisa anlaşmazlığı.

            İki ilçe de Karadeniz'in kollarında yaşamıyor mu? İklimi, geleneği, her şeyi birken neden ayrı düşüyorlar?

            İkisinin de il olmaya hakkı var. Fatsa'ya bağlı bulunan ilçelerin sayısı oldukça fazla. Merkezî olarak da, ticarî ve ekonomik olarak da gelişmiş vaziyette. Bugün çevre ilçeler alışveriş, okul, hastane vb. olarak Fatsa'ya geliyor.

            Ünye ise merkez nüfusu olarak kalabalık ve okul, hastane vb. olarak çevrenin aranılan ilçesi, fizikî güzelliği ile dillere destan turistik bir ilçe.

            Peki bu iki ilçenin her şeyi birken, yediği içtiği ayrı gitmezken neden il konusunda anlaşamıyorlar. İl konusunda birbirlerinin ayaklarına çelme takıyorlar.

            Gel Ünye, gel Fatsa bu düşünce düşmanlığını silelim. Siz şurada 20 yıl sonra zaten kendiliğinizden birleşeceksiniz.

Gelecekte Uzanan Kollarıyla Kucaklaşacak Olan Kardeş Ünye ve Fatsa Limanları

            Fatsa'nın şehir olarak gelişimi hep Ünye tarafına uzanıyor. Ünye de Fatsa tarafına uzanıyor.

            Fatsa ve Ünye, sizin kollarınız birbirine yavaş yavaş uzanıyor. Birbirinize uzattığınız kolun farkında değilsiniz. Ağzınız "düşmanlık" dese de şurda en çok yirmi yıl sonunda elleriniz ortada birleşip, dostluğa el sıkışacak. Tek yaptığınız şey zaman kaybı. Birbirinizin ayağına çelme takmayı bırakın.

            Ayrı ayrı il olmanız mümkün değil. Çünkü siz birbiriniz olmadan yaşayamazsınız. Her şeyiniz bir iken kardeş Fatsa, kardeş Ünye, gelip bu kardeşliği aynı kelimeye sığdırın.

            Bırakın düşünce düşmanlığını artık. Biriniz birinize yol versin.

ÜNYE'ME

Senin akşamların ne güzel
Sahile dökülür tüm insanların
Bir pırıltıyla balıkların
DENİZDE GEZER.

Gece çökünce denizine
Bulutlar oynaşır üstünde
Ay gökyüzünde
Güneş gününde gezer.

Sandallar suskunluk arar akşam üstünde
Çocukların hiçbir şey olmasa da üstünde
Gelinlik kızların genç oğlanların
Ve tüm insanların bakışları üstünde gezer

Ah o serin rüzgârların yok mu?
Gökteki yıldızları sever
Sende yaşarken vaktinin nasıl geçtiğini bilemem
Gecem günümde, günüm gecemde gezer.
                                           
Meral Rukiye BALCI

Fatsa'dan Manzara
    
(http://fatsatso.tobb.org.tr/ Arif Gülenç fot. arşivi)

BİZ
ÜNYELİLER

Makale : Meral Rukiye BALCI
(Hizmet Gazetesi - Yıl : 5, Sayı : 52, 01.07.1995 tarih ve 4. sh.'de yayımlandı.)

BİZ ÜNYELİLER

            Kimimiz sende, kimimiz ise senden uzakta yaşarız. Bilemezsin sen Ünye, sensizliğin ne demek olduğunu!

            Seni sevenlerin kıymetini bilmeyip, neden bizi uzaklara gönderirsin?

            Sevgili ÜNYE, elbet biliriz Çakırtepe'ni ve oradan seni izlemenin değişilmez zevkini.

Çakırtepe Sami Soysal Parkı Dış Mekânı

http://www.cakirtepe.com
Semra Sürgit, Sevil ve Nebiha Suyabatmaz
Selma Tuzcuoğlu (Mistepe), Hüseyin ve Seniha MİSTEPE

Çakırtepe'de Ünye Pidesi Keyfi

            İçeriz elbet tatlı sularını ve bilirim onların şifalarını.

            Biliriz sahilini, sahilinde gezmenin zevkini hiçbir şehrin kaldırımlarına değişemeyiz, benzetemeyiz.

            Gür ormanlarını, tertemiz yaylalarını götüremeyiz ki uzaklara kendimizle birlikte!

            Kimimiz mavi renkli denizinden kazanırız ekmek paramızı ve biz Ünyeliler yeriz taze balıklarını. Hamsi kokan seslerle dolar sokakların doyumsuzca. Yalnız sana hastır bu sesler, bu kokular. Ünye'mde Ünye'm kokar, koktukça sevinir, mest oluruz.

            Gökler salıverir yağmur sularını topraklarına, yeşilliğin hiç gitmez, yağmurlara seviniriz toprakların yıkandıkça, mis gibi kokar yağmurlarında ıslandıkça, sevinir mest oluruz.

            Sabah olur, Güneş denizden doğar maviden yeşile doğru. Kimimiz senli sabahlarda kaldırımlarda düşünerek Güneş'le çalışmaya başlarız. Kimimiz ayağında ayakkabı, kimimizin yırtık lâstik, ekmeğimizi topraklarından, denizinden çıkarırız.

  

            Kimimiz elleri nasırlı, kimimizin elleri nasırsız.. ne fark eder ki hepimiz de Ünyeli'yiz. Sende kazanırız ekmek paramızı. Senden doyururuz karınlarımızı.

            Sen Karadeniz'in en güzel beldesi Ünye'm. Adına söylenen türkülerde güzelliğin akar gözlerimizden damla damla. Sana yazılan şiirlerde sen kokarsın mürekkeple birlikte. Seni sevmek, sende yaşamak ne hoştur bilemezsin!

Aynur Zeren TAN ve M. Ufuk MİSTEPE

Hizmet TV Fotoğraf Arşivi - Sözlü Tarih Programı

            Bir uyanmışız ki sabah olmuş.. ne sen varsın ne denizin! Bir çukur kentinde yaşayan senden uzaklarda biz Ünyeliler ve senli hayaller bizim.

            Ve gurbette kapımız çalınır. Ünye'me geldi sanırız. Ne sen gelmişsin ne de Güneş'in! Tabii ki biz Ünyeliler gelmek zorundayız hep sana. Sen gelmezsin bilirim.

            Sende yaşanırken güzel kokulu baharlar gurbet ellerde, biz Ünyeliler kardelen çiçekleriyle avuturuz kendimizi.

            Birkaç satırlarınız ulaşırsa sende yaşayan yakınlarımıza hep "Ünye nasıl?" diye sorar, merak ederiz.

            Sen bir başka sevilirsin Ünye'm; bir kokun var ki memleket kokar, Ünye'm kokar. Kokularını ısmarlasak da gelmez bize memleketimin kokuları kızgın gurbet rüzgârları.

Güzel Ünye'm, halâ şakırdıyor mu o dalga?
Dalgandan bir şarkı yollasan!
Balıklar öpüyor mu suyunu?
Bilemezsin sen gurbetin huyunu!

Çapalandıkça toprakların
Kokuların kadınlarımızın saçlarına siner.
Bir başka sevilirsin sen Ünyem,
Eşildikçe düşünceler...

Sensiz ben uzaklarda şimdi
Seni düşündükçe düşüncelerim gülümser.

            Biz Ünyeliler uzaklarda şimdi. Ünyeli olmayanlar teslim almışlar topraklarını, dağlarını; unutma Ünye'm öz evlâtlarını!

            Bilirim Ünye'm sen bize hiç gelmezsin!

            Biz hep sana geliriz...


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN
 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR