|
MUSTAFA UĞUR ALAN |
|
Röportaj : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman
Endüstri Yüksek Mühendisi)
Söyleşiler : Ozan Kulfani - Yüksel ŞEN
Ozan KULFANİ - Yüksel ŞEN - M. Ufuk MİSTEPE
Fotoğraf : Mehmet ÖZGÖÇMEN - 20 Şubat 2009 TMO Gen. Müd. Ankara
MUSTAFA UĞUR ALAN
(OZAN KULFANİ)
İLE BİR ÜNYE SÖYLEŞİSİ
Karadeniz'in Şirin Ünye'si, sinesinde yetiştirdiği değerlerini Dünya'nın farklı coğrafyalarına dağıtmış ve oraların kültürleriyle zamanla oluşan sentezleri yeniden Ünye'ye aksiyon halinde dönmeye başlamıştır. İstanbul'dan, Ankara'dan, Almanya'dan, Amerika'dan ve kıtalar arası yerleşimlerden duyulan özlem, anıların depreştiği, duyguların süzüldüğü ve beklenen güzelliklerin Ünye'de odaklanacağı bir sinerjinin birleştirici atmosferini yakalamıştır.
17 Şubat 2009, bu güzel atmosferin şâirane bulutlarını mis gibi Ünye kokan mekânıma taşımaya başlamıştı. İlk muştuyu, her ay yaptığı mutad ziyâretleriyle İsmet KÜÇÜKOĞLU Ağabey getirdi, ama son günlerde yaşadığımız Fikret GÜN, Bekir CERRAHOĞLU ve Rıfat COŞKUN Ağabeyleri yitirmenin burukluğunda tabi...
Mütevazi Kişiliğiyle Bir Ünye Beyefendisi - İsmet KÜÇÜKOĞLU
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 23.03.2007 TMO Gen. Müd. Ankara
İsmet Ağabey, öğrenim çağlarında aktivitesiyle dikkati çeken gerçek bir Ünyeli Beyefendi'dir. Bu kimliğini Etiler'deki ÜNSİYAD açılış kokteylinde hepimiz gördük. Ünye Bandosu'nda trombon, Elit Grubu'nda atlet, Örümcekler Orkestrası'nda solo gitar etkinlikleri onu elit bir kişiliğe koşturan ciddî adımlardı. Musikiye olan ilgisi ile Türk Sanat Müziği alt yapısını da güçlendirmeyi başaran İsmet Ağabey makina mühendisliği eğitimi ardından siyasete de soyundu ve kişiliğinden ödün vermeden günümüze dek Ünyeli Kimliği'ni gururla taşıyan ender kişilerden olmayı başardı.
Ünye'nin Hafif Müzik Orkestrası - ÖRÜMCEKLER Grubu /
İsmet KÜÇÜKOĞLU, Selçuk Ürer, Aydın ELLİBEŞ,
Ali Kilim ve Yakup. - Meşhur Kilise Duvarı Dibinde Ünye Lisesi
Bando Takımı Bir Çalışma Anında /
Askerî Bando
Hocası, Ali Kayadelen, Atillâ Ocaktan,
Rıfat Coşkun, Cengiz Aykan, Halim Şen, Uğur Arslan, İsmet Küçükoğlu.
İsmet KÜÇÜKOĞLU Fotoğraf Arşivi - 1967
İsmet Ağabey öğleyin Yönetim Kurulu Toplantısı için ayrılınca öğleden sonra da işyerimi Yüksel ŞEN Ağabey şenlendirdi. Her zamanki kibar ve mütevazi kişiliğiyle olayların yorumunu yapıverdik ve İsmet Ağabey'le karşılaşamamış olmanın hüznünde bir gün karşılaşma umuduyla sohbeti gene Ünye odaklı yoğunlaştırdık.
Yahya Kemal Beyatlı Gecesi'nde Rumeli
Türküleri Derneği'nin verdiği konserde İsmet
KÜÇÜKOĞLU'nun okuduğu nihavend eser. "Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde."
Güfte : Y.K. Beyatlı
http://www.facebook.com/video/video.php?v=53655224149#/home.php?ref=home
Yüksel Ağabey, Sözcü Gazetesi'nde yayımlanan, Şekerci Metin UZBAY'ın GATA'da çalışan oğlu Albay Prof. Dr. Tayfun UZBAY'ın gurur verici farmakolojik buluşlarından bahsetti ve bu güzel haberi paylaşmanın sevincini gözlerindeki ışıltıdan görmek mümkündü.
Metin UZBAY'ın oğlu Gülhane Askerî Tıp Akademisi'nde.
Albay Prof. Dr. Tayfun UZBAY Tıbbî Farmakoloji'de Mucit Eczacı Olarak
Biliniyor.
SÖZCÜ Gazetesi - 20 Şubat 2009, Yıl : 2, Sayı : 605, 30
krş.
Yüksel Ağabey ile araştırmacılığın etik unsurlarını müşavere ettik. Sağolsun, bana kütüphanesini sonuna kadar açtı ve ben de onu kaynak göstererek tüm birikimlerini http://unyezile.net/yuksel.htm adresinde büyük bir haz duyarak yayınladım. Ünye'de en çok makalesi yayımlanan Araştırmacı Kimliği ile Ünye kültürüne olan hizmeti yadsınamaz. Yakın tarihi günümüze taşıyan önemli anı ve hâtıratları ile önemli bir boşluğu doldurmuş, birçok bilinmeyeni ve unutulanı gün ışığına çıkarmıştır.
Yüksel ŞEN ve M. Ufuk MİSTEPE Bir Aile Ziyâretinde.
Fotoğraf : F. Saliha MİSTEPE - 28.11.2006 Çukurambar / Ankara
Yüksel Ağabey, bir yıldır çabaladığı "Şâir ve Yazarlarımıza İlham Veren Kent Ünye" adlı kitabına yeni katkılar hakkında beni bilgilendiriyor ve bazı detaylar hakkında benden bilgi alışverişinde bulunuyordu. Paylaşımın güzelliğinde o bana elindekileri ben de ona bendekileri sunmanın hazzını yaşadık daima. Ve son olarak onu Ressam Gülay BİRBEN ile adresini vererek tanıştırdım; mutluluğunu telefon açarak aynı akşam bana anlamlı cümlelerle aktarmaktan geri kalmadı. Ben de onun ve Ozan Hamdi TANSES'in aracılığı ile TRT TSM Sanatçısı Ayşe TAŞ Hanımefendi ile tanışmış ve hepsinin destekleriyle "Ünye Şarkı ve Türküleri" adlı yakında yayımlanacak olan 193 sayfalık kitabımı tamamlamıştım.
Ertesi gün aldığım telefonla Ünyeli Ozanımız Kulfani Ağabey'in müşfik sesiyle sevincim bir kat daha arttı. Beni ziyârete geleceğini söyledi. Öğleden sonra 14:30 itibariyle randevulaştık ve denilen saatte bir önceki buluşmamızdan altı ay sonra yeniden kavuştuk birbirimize. Bu arada kendisi ciddî bir kalp ameliyatı geçirmiş ve duymadığım için de geçmiş olsun dileklerimi iletmek gibi bir duyarlılığı gösterememiştim. Eskiden araştırmacıdır deyip Ünye gazetelerini bana sekiz ay kadar bedelsiz göndermişlerdi. Ya da belki ileride parasını öder umuduyla?! Para göndermiyorum diye kestiler! Oysa yazdığım bir makalenin gazetenin yıllık abonmanlık bedeline karşılık gelebileceğini acaba hatırlatmaya gerek var mı ki? Araştırmacılar yıllar boyu bin bir zahmetle ve karşılık beklemeksizin onca masrafa katlanarak hemşehrilerine bu bilgileri sunarken böylesi küçük hesaplar peşine takılanlar için ne söylenebilir? Takdirini okuyucularımıza bırakıyorum! Kültürel paylaşımda destek olmanın bu güzel ve anlamlı yolu üç - beş kuruş hesabı ile ne yazık ki tek taraflı kapatılmıştır!
Ozan KULFANİ, Araştırmacı Yüksel ŞEN'den Randevu Talebinde Bulunurken.
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 18.02.2009 TMO Gen. Müd. Ankara
Ünye'miz, ozan kültürü açısından çok fakir bir yöre. Bu kısırlığın yanı sıra mevcutlara yeterince destek verilmemesi, yalnız ve sahipsiz bırakılmaları ve çeşitli handikaplar arasında yeni ozan ve âşıklar yetiştirememeleri halen ciddî bir sorun olarak karşımızda durmakta!
Mustafa Uğur ALAN Ağabeyim'le yakın geçmişin olaylarını hasb-ı hal ettikten sonra röportaja başlamak istediğimi söyledim. Yüksel Ağabey'in dün yanımda olduğunu söyledim. Gözleri pırıltıyla ışıklandı ve tanışmak için can attığını söyledi. Telefonla Yüksel Ağabey'i aradım ve çok mütehassıs olduğunu ifade ettikten sonra iki eski tüfeği sohbet için baş başa bıraktım. Yukarıdaki fotoğrafta hasret giderdikleri ânı görüyorsunuz. Ve ardından 20 Şubat günü için randevu verildi. O günkü buluşma ânı harikaydı ve bu unutulmazlığı dört ayrı kamera çekimi ile kayıt altına aldım ve facebook'ta http://www.facebook.com/inbox/readmessage.php?t=1087420307280#/video/?id=753944149 adresinde yayınladım.
Facebook'ta M. Ufuk MİSTEPE'nin Video Kayıtları Koleksiyonu.
http://www.facebook.com/inbox/readmessage.php?t=1087420307280#/video/?id=753944149
Bu karşılaşma ânını kalıcı kılmak için ozanımız saygı duyduğu Araştırmacı Gazeteci Yüksel ŞEN için bir jest yaparak aşağıda yayınladığım "YÜKSEL ŞEN" adlı şiirini kendi sesiyle okudu ve ben de o anlamlı dizeleri kamera ile görüntüleyip yayınladım.
YÜKSEL ŞEN NE BORAN NE POYRAZ KOPARAMADI KEŞAPLI SOKAK'TA KÖKLERİ ATMIŞ, ÜNYE'Yİ EZBERDEN SOKUP AKLINA, YETMİŞİN ÜSTÜNE ULAŞMIŞ YAŞI, BULUNMAZ BİR BEYİN, BULUNMAZ ANI KULFANİ HER SEVGİ DOSTLUĞA KÜPE, 18.02.2009 Ankara |
Değerli Yüksel Hocam'la
Ufuk Bey'in Yüksel Hocama
Saygılarla... |
1948 yılında Ünye'de doğan Ozan KULFANİ şehir kültürü almış, aydın bir kişiliğe sahip. İlk kitabı Şiirname'yi 1996'da çıkarmış. 2005'te "ŞİİRLERİMLE ÜNYE" adlı kitabı Ünye Belediyesi Kültür Yayınları arasında yayımlandı. Aynı şekilde Ünye Belediyesi 6 numaralı yayınla "30 Ağustos Zafer Bayramı - 85. Yıl" adlı şiir kitabını 2007'de yayın hayatına kazandırdı.
Şiir Kitaplarının Yazarı : Mustafa Uğur ALAN (Ozan KULFANİ)
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI 85. YIL
Ünye Belediyesi Kültür Yayınları 6
Mustafa Uğur ALAN - Ağustos 2007 / Ünye
Şiir No. |
Şiirin Adı |
Sayfa No. |
Şiir No. |
Şiirin Adı |
Sayfa No. |
1 |
BURASI ÜNYE |
1 |
11 |
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ |
11 |
2 |
Sunuş : Ahmet Arpacıoğlu |
2 |
12 |
BAYRAĞIM |
12 |
3 |
İSTİKLÂL MARŞI |
3 |
13 |
BU VATAN BÖLÜNMEZ |
13 |
4 |
GENÇLİĞE HİTABE |
4 |
14 |
ATATÜRK VAR |
14 |
5 |
TÜRKİYEM |
5 |
15 |
EN BÜYÜK ASKER |
15 |
6 |
ATATÜRK |
6 |
16 |
BU VATAN BENİM |
16 |
7 |
BENİM YURDUMUN |
7 |
17 |
ŞEHİTLERİMİZ |
17 |
8 |
ŞEHİTLER PARKI |
8 |
18 |
CUMHURİYET |
18 |
9 |
MEHMETÇİK |
9 |
19 |
ÜNYE |
19 |
10 |
VATAN |
10 |
20 |
ATATÜRK VAR |
|
Hadi ÇAYIREZMEZ ve Rasim ÖNDERSEV'in mihmandarlığıyla ilk kez ozanımızla 30.07.2007'de Göbü Köyü Aşağı Alan Mahallesi'nde amcası Remzi ALAN'ın köy evinde karşılaşmıştık. Fotoğraf makinamın pillerinin şarjı bittiğinden o gün sadece dört poz alabilmiştim ne yazık ki!
Hadi ÇAYIREZMEZ, Mustafa Uğur ALAN, Rasim ÖNDERSEV / Torunu Elifsu, Mustafa Uğur ALAN'ın
eşi
Rüveyde Hanım, Ozan KULFANİ ve Amcası
Remzi ALAN ile Göbü Köyü, Aşağı Alan Mahallesi'ndeki Köy Evlerinin Bahçesinde
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 30.07.2007 / Göbü Köyü, Aşağı Alan
Mahallesi, Ünye.
Ozanımız, 27.08.2008 tarihinde işyerime teşriflerinde "Ünye Şarkı ve Türküleri" adlı kitabımda yayımlanmak üzere güftesi kendine ait Aydın DEMİREL tarafından bestelenen sofyan usûldeki "Ayrı Düşeli" adlı Muhayyer Kürdî Şarkı'sının nota ve sözlerini bana lûtfetmişlerdi. Bu şarkının TRT Repertuarı'nda yer alması temennisiyle Ünye'mize kazandırdığı şarkısı için kendisine teşekkürü kültürümüz adına bir borç biliyorum.
Ozan Kulfani, M. Ufuk MİSTEPE'yle sohbet
anında, çalışmalarını anlatırken.
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - TMO Ankara 27.08.2008
İki gün sonra Yüksel ŞEN ve Ozan KULFANİ buluşma ânı gelmişti. Önce Yüksel Ağabey teşrif ettiler ve on beş dakika sonra da Mustafa Ağabey içeri girdi. Yüzlerindeki tebessüm görülmeye değerdi ve kelimelerle anlatılamayacak bu sevgi selini çektiğim fotoğrafla sizlere yansıtırken, facebook video görüntüsüyle de kendimce Ünye Sevdası'nı http://www.facebook.com/inbox/readmessage.php?t=1087420307280#/video/video.php?v=52173439149 adresinde kalıcı kılmaya çalıştım.
Duygu seli öylesine yoğunlaşmıştı ki Ozan KULFANİ iki gün öncesinden kızının Ankara'daki evine dönerken yol güzergâhında ve Belediye Otobüsü'nde gelen ilham üzerine aşağıdaki "Yüksel ŞEN" adlı şiirini kaleme almış ve bir jest olarak o anda her ikimize okumak suretiyle duygularının terennümünü canlı bir şekilde bizlere yansıtmıştı.
Şiirinde şahsımı da yâd etmeyi unutmayan bu güzel insan, garip ozanı sevdiği dostuna kavuşturmanın verdiği heyecanı şu dörtlükle kalıcı kılmayı başarmıştı :
KULFANİ HER SEVGİ DOSTLUĞA KÜPE,
FİRKATIN VUSLATI "UFUK
MİSTEPE",
DUAYEN CİSMİNİ SARSA DA TEPE,
GÖNÜLDE EBEDÎ DURUR YÜKSEL ŞEN..
diyerek gönüllere su serpmeyi başarmıştı. Röportajımızdan birkaç gün sonra doğum günümde Ozanlığın verdiği sorumlulukla anlamlı dizeleri methiyesinden mısralara sevgi dolu damlatırken, bakın bir başka hiciv erbabı heccavın sözde hicviyesinden damlayan irin damlalarına :
“Aslolan sözdür. Sözün kim tarafından söylendiği değil; ne ve nasıl söylendiği önemlidir. Bu vesileyle gerçek adımızı merak edenlere hicviye beyanındadır.” / Her İşe Maydanoz Eskice Hoca
- Keşke, neyin nasıl söylendiğini bir müfteri gazeteciden değil de benden duyup öğrense idi. Namus ve şeref unsurlarını ortaya serip, yeminle bu ithamın muhatabı olmadığımı beyan ettimse de ne yazık ki bu iftira kokan ve 30.06.2008 tarihinde yayınlanan satırlar halen http://www.sirinunye.com/detay.asp?hid=5365 adresinde yayınlanmaya devam etmektedir!
YÜREKTEN |
|
ADIMIZ SANIMIZDIR
Bazen insan
duramaz her işe maydanozdur |
M. UFUK MİSTEPE
Ünye’de derin bir konu arasan,
Yazmaya başlamış önce meraktan,
Belgeler toplamış gerçekle bile,
Kâğıda aktarır gerçeği özü,
Yazarlık gömleği giyenler devar,
KULFANİ çok mutlu, tanıdı onu,
Mustafa Uğur ALAN - KULFANİ
|
Şahsıma sorup gerçeği ehil ağızdan öğrenmek yerine bir müfteri gazetecinin dolduruşuna gelerek bu dizeleri yazan ve gazetede yayımlayan ve "Şerefim, namusum ve inandığım en kutsal şey adına üzerime isnat edilen zanlar hakkında bir suçum ve art niyetim olmadığına yemin ederim!" dememe rağmen halen bu sözde hicviyeyi yayında tutmakta direnen gazete ve şiirin sahibini, gazetenin yazı işlerinden ve yayından sorumlu şahıslarını Cenab-ı Hak'ka havale ediyor, kendilerini kamu vicdanının sorumluluğuna emanet ediyorum!
İnsanları bir çırpıda silip atmak gibi kolaycılığı ve bayağılığı tercih etmek yerine vefakârlıkla Ünye'ye karşı duyarlılıklarını daim kılan Yüksel ŞEN ve Ozan Kulfani gibi bir duygu insanlarını Ünye halkı bağrına basmalı ve onları, yapmak istediklerini iyi anlamalıydı. Bu düşünceyle iki Ünye Sevdalısı'na birkaç soru yönelterek ilk ağızdan cevaplarını aldım ve sizlerle paylaşarak Ozan Kültürü'nde yeni bir sayfa açmanın huzuruyla ozanımız KULFANİ ile ve Yüksel Bey'le söyleşiye başladım.
MİSTEPE - Saygıdeğer Ozanımız, kısa bir müddet önce iki kültürlü insanın karşılaşmasına vesile olmanın anlamlı güzelliğinde Yüksel ŞEN Bey ile karşılaşma ânını ve birlikte yaptığımız Ünye sohbetlerini yorumlar mısınız?
KULFANİ - Ufuk Bey, eğer bugün geçmişimizle ilgili bazı bilgilere sahip olabiliyorsak, bunu sağlayabilmek tarihine duyarlı, hevesli, azimli ve çalışkan ender kişilerin üstün gayret ve başarılarıyla mümkündür. Yüksel Şen Ağabey'imin de aile yaşamı, memuriyet sorumluluklarından arta kalan vakitlerini Ünye'mizin derinliklerine ayırmış, bunu kendisine bir görev bilmiş, ender yetişen şâir, araştırmacı gazeteci ve yazarlarındandır.
Ünye ve diğer yöre mahallî gazetelerinde şiir ve yazılarını defalarca okuduğum bu değerli büyüğümüzü her zaman büyük bir özlem ve takdirle görmek, kendisi ile tanışmak, konuşmak ve engin bilgilerinden faydalanmak istemişimdir. Ünye hakkında azımsanmayacak kadar bir bilgi ve arşive sahip olduğunu bildiğimden bu arşivinde yer almak lütfuyla ilk çıkarttığım şiir kitabım "ŞİİRNAME 96"yı kendisine posta ile yollamıştım. Bana aldığına dair gönderdiği cevabî yazısını bugün halâ kıymetli yazılarım arasında muhafaza etmekteyim.
İşte Ünye Sevdası'nın Timsali İki Ünye Sevdalısı Güzel İnsan!
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 20.02.2009 TMO Gen. Müd. Ankara
Ben de Ünye'de 1948 yılında Yalıkahvesi Mevkii'nde doğdum. Lâkin, hani bir söz vardır : "Bakarlar da görmezler" diye.. işte, çoğumuz gibi ben de Ünye'ye sadece bakmışız ama Yüksel ŞEN öyle mi? Sadece bakmamış, görmüş hem de tüm gördüklerini harfi harfine beyninde muhafazaya almış ve gelecek için engin bir bilgiye sahip olmuş ve halen de olmaktadır.
Yaradan dilerse olmazları bir gün mutlaka insana nasip eder. Yıllarca Yüksel ŞEN Ağabey'imle tanışmak istememe rağmen buna muvaffak olamamıştım. Ama yolum Ankara'ya düşmüşken uğradığım ve yine bir Ünye Sevdalısı olan M. Ufuk MİSTEPE'nin duyarlılığı sayesinde ve Ufuk Bey'in makamında Yüksel Hocam'la tanışma şerefine nail oldum.
MİSTEPE - Saygıdeğer Ağabeyim Sayın Yüksel ŞEN, Ozan KULFANİ'nin özlem ve saygınlık yüklü duygularını Ünye desenleriyle bezeli olarak kendi ağzından az önce işittik. Bizi burada bir araya getiren ve tutan maya da zaten Ünye olduğuna göre Ünye sözcüğü sizce neleri çağrıştırıyor? Ünye lâfzını duyduğunuzda bu sihirli kelimenin sizde bıraktığı intibalar nelerdir?
ŞEN - Sevgili Ufuk, Ünye kelimesi bana neler çağrıştırmıyor ki? Evvelâ Ünye, benim doğduğum, hayata atıldığım yer. Acı, tatlı çocukluk günlerimin geçtiği kent. Kilise Tepesi'yle, Keşaplı Sokağı'yla, Kiziroğlu Geçidi ile ilk gençlik yıllarımıza tanık olan belde.
Fotoğrafı Çeken : Şuayip Uzman'ın oğlu Pilot Ömer Uzman (1957)
1) Becoğlu Mahmut GÜVEN Evi, 2) Becoğlu Cemal GÜVEN Evi, 3) Çerkez Emine
- Habakaslar /
Adire Teyze'lerin
Evi,
4) Papaz Evi Harabesi, 5) Su Sarnıcı, 6) Meçhulasker
İlkmektebi, 7) Sıtkı KARABIYIK'ların Evi, 8) Foto Ahmet
Hüseyin -
Yüksel ŞEN
ve Hasan Basri
SÜMAN'ların Evleri, 9) Agavni OLUK'un Evi, 10) Sait DEMİRKOL'un Evi,
11) Kiziroğlu Geçidi Girişi,
12) Temel Çınar'ın Evi, 13) Yusuf BAYRAKTAR'ın Evi, 14) Nalcı Basri
AKIN'ların Evi,
15) Sabri Efendiler'in Evi (Öğretmen Mahmut SEZER, Uğurtay'ın Amcası), 16) Özel Ünye Lisesi (Ünye Ortaokulu)
Yalıkahvesi, Terme Caddesi, Topyanı, Dikilitaş, Fokfok, Kalebozuğu, Dörtgöz, Giresunlu, Bekir Usta Yalısı, Uzunkum ve de Çamlığı ile bizleri yaşama bağlayan Baba Ocağı. Çeşidi belirsiz nimetleri ile perverde olduğumuz, güzel havasını teneffüs edip suyunu içtiğimiz, örnek panoramik görüntüsü ve tarihî dokusu ile gurur duyduğumuz şehir.
Asırlar boyunca yetiştirdiği değerli Devlet Adamları, Kadı, Kaptan, Ulemâ ve Şâirleri ile iftihar ettiğimiz, onur duyduğumuz, Güneş'in denizden doğup denizden battığı, Yüce Allah'ın doğa harikası olarak yarattığı ve bizlere armağan ettiği bir andacı çağrıştırıyor.
MİSTEPE - Sayın KULFANİ, şiir yaşantınıza nasıl girdi? Bugünlere gelirken şiirsel atmosferinizdeki gelişimi ve çalkantılı dönemleri anlatarak, okuyucularınızla paylaşmak ister misiniz? Özetle, şiirlerinizi nasıl bir ortamda yazıp kaleme alıyorsunuz?
KULFANİ - Şiir yazmak her şeyden önce bazı kişilere verilmiş bir Allah vergisidir. Bu yetenek sizde vardır.. bilmezsiniz ama bir gün bir bakarsınız kaleminizle kâğıda bir şeyler yazmışsınız.. ne olduğunu ilk önce anlamazsınız, etrafınıza çevrenize gösterirsiniz ve onların vereceği cevapları merak edersiniz. Ve zaman geçtikçe bu yeteneğiniz gelişir.
Şiirin yazılma ortamı diye bir şey yoktur. Şiir zaten kafanızda azılmıştır. Bunun kaleme gelmesi, oradan kâğıda geçmesi için bir tetik lâzımdır. İşte bu tetik her an her yerde her zaman olabilir. Bu, bir anlık meseledir. Örneğin; 18.02.2009 günü M. Ufuk MİSTEPE beni telefonla Yüksel ŞEN Hocam'la görüştürdükten sonra Kızılay'dan Maltepe'ye doğru yürürken şu dizeleri yazmaya başladım.
Keşaplı Sokak'ta kökleri atmış
Çocukluk
gününe neşeyi katmış
Havaguş
uçurmuş, tahtalı yapmış,
İzleri elinde
korur Yüksel ŞEN.
Kitaplarını İmzalayan Ozan Kulfani, Yüksel ŞEN'e Takdim Ederken.
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 20.02.2009 TMO Gen. Müd. Ankara
MİSTEPE - Yüksel Aabey, her Ünyeli gibi havaguşu (sıçan) uçurduk, tahtalı (uçurtma) yapduk, tentürük (topaç) çevürdük, pıtık (bilye) oynaduk. Eli galem dutanlar bunnarı dilleri döndüünce yazdı, çızdı. Halen de yaziyuk durmadan bildüün gibi. Yazulannar bunnarnan galmii tabi. Ünye hakgında nelerin yazılmasını hemşerüleriyize önerirsüyz?
ŞEN - Genç kuşaklar Ünye'yi yazarken, kentin tarihî, coğrafî, ekonomik ve sosyal değerlerini nazara alarak kalem oynatmalıdır. Bu şehrin doğal yapısını, turizm potansiyelini yabancılara anlatmak için gayret göstermelidirler. Şehir üzerine yazılmış bilûmum kitap, dergi ve broşürleri okuyarak daha içeriklisini ve daha görkemlisini yazabilmek için çaba sarf etmelidirler.
Genç nesil kentte her türlü kültürel faaliyetlerin icrasına yardımcı olmalı, ilgililer gençlere bu konuda olanak yaratmalı, çeşitli etkinlikler düzenlenmelidir. Şehirde çok zengin bir kütüphane kurulmalı. Semt kitaplıklarına ağırlık verilmelidir. Tarihî buluntularımızın, yerel giysi ve eski eşyalarımızın ve yöreye özgü el sanatlarının tümüne yönelik bir sergi açılmalı ve materyaller teşhire alınmalıdır. Bu amaçla da kentte bir MÜZE'nin faaliyete geçirilmesi mutlaka sağlanmalıdır. Gençlerimiz kahve köşelerinden, Atari Salonları'ndan uzaklaştırılmalı, Spor ve Okuma Salonları'na yönlendirilmelidir.
MİSTEPE - Mustafa Aabey, ozan olma süreciyizi çocukluk çavından günümüze gadar özetler misiyz?
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 18.02.2009 TMO Gen. Müd. Ankara
KULFANİ - 1964 yılında babam vefat ettiği zaman ben Ortaokul II. Sınıf'taydım. Vefatından birkaç gün sonra yazdığım "ağıt" sanırım okul sıralarında yazmaya başladığım ilk şiirlerimden biridir. Bazı olayları acılar, sevinçler, güzellikler, çirkinlikler ve daha birçok etken içinizde var olan bu şiir yazma isteğinizi tetikler ve meydana çıkarır.
Ortaokuldaki sınıf arkadaşlarım liseyi okurken ben gurbet ellerde iki lokma ekmeğin kazanılma mücadelesini veriyor, çalışıyordum. Gündüzler çalışmayla geçiyor, vücudum ve beynim meşgul oluyordu. Ama geceler bir türlü geçmiyordu. Sılada bıraktığım anamın ve çok sevdiğim Ünye'min özlemi içimde tütüyordu. Ve ister istemez bu özlem bu hasret içimden kaleme ve oradan da kâğıda dökülüyordu.
Askerde de durum değişmemişti. Aynı özlem ve hasret içimi kemiriyor, elimde kalem devamlı yazıyordu. Yazdıkça yazmaya, beğenilmeye, mahallî gazetelerde de yayımlanmaya başladıkça kendime güvenim artmaya ve ben yazıyorum demeye başladım.
MİSTEPE - Yüksel Ağabey, yaşamınızda keşke diye nitelendirdiğiniz ve yapmak istediklerinizi bizlerle paylaşır mısınız?
ŞEN - Yaşam sürecim boyunca arzuladığım tek şey hep Ünye'yi araştırmak ve bu kent üzerine kitap yazmaktı. Gerek şiirlerimi ve gerekse makalelerimi hep bu düşünce ışığında kaleme aldım. İlkokul ve ortaokul çağlarında tatillerde ayakkabı boyacılığı yaparken, boya sandığımı eski Ayla Lokantası'nın (Şimdiki İş Bankası binası) önüne koyar, müşteri beklerdim.
Yüksel ŞEN - Rasim
Efendilerin
Evinin Önünde Boyacılık Yıllarında.
1. Gısabacak Atıf ERGUN'ların Mobil Oil Sokani Vakum Benzin İstasyonu, 4. Halk Fırkası
Binası - Polis Karakolu -
Belediye Sular İdaresi binası, 5. Liman Dairesi
binası, 6. Deniz Oteli - Otelin İşletmecisi Seyfettin ADANIR,
7. Asmalı Kahve, 9. İş Bankası binası (Eski Ayla Lokantası), 10. Fatalis
Ahmet'lerin binası
Yüksel ŞEN Fot. Arşivi - 1950
Fot. : Leylüfer VARİLCİ / Fot. Gönderen : Fotoğraf Sanatçısı Süleyman İSKENDER / Trabzon
Yönüm hep Çakırtepe'ye, Ortayılmazlar Mahallesi'ne dönük olurdu. Şehrin panoramik görüntüsü beni aşırı derecede etkiler ve o tarihte nefis makaleler kaleme alır, şiirler yazardım. Hep, "Allah'ım bir gün bu şehrin tarihini yazmayı ve kitap yayımlamayı bana nasip eyle!" derdim. O günlerden belleğimde kalan bir anıyı şiirsel olarak yazmıştım. İstersen okuyayım :
DENİZ TÜRKÜSÜ
Ünye - 01 Temmuz
1953
Yalında doğdum, yalında büyüdüm
Seyrettikçe kıyından ufukları, |
Gene hazırlandı pâre gemiler,
Yoksa masal mıdır şu dediklerim? |
Ama bu düşüncelerim nazariyatta kaldı.. hiç fiiliyata dönüşmedi. Dönüştüremedim! Keşke malî durumum müsait olsaydı keşke o tarihlerde elimden bir hemşehrimiz tutsa ve bana yol gösterseydi. Sonradan Ticaret ve Sanayi Odası'nda çalıştığım dönemde dahi maalesef bu amacıma ulaşamadım.
Yazılarımı ve şiirlerimi Ünye'de, Ordu'da ve Bafra'da mahallî gazetelerde yayımladım. Yıllar sonra bu çalışmalarımı "GÜZEL ÜNYEMİZ" ismiyle bir kitapta topladım ama bastırmak kısmet olmadı. Ünye'de bazı arkadaşlar yıllar sonra Ankara'ya gelip, bu çalışmalarımın fotokopisini aldılar. Birçok bölümünü kitaplarında yayımladılar. Keşke bu ereğe ben ulaşabilseydim! Olmadı! Şimdilerde 1600 sayfaya baliğ olan ve Ünye'yi bütün cepheleriyle anlatan yerel ve ulusal yazarlarımızın Ünye anlatılarını "ŞÂİR VE YAZARLARIMIZA İLHAM VEREN KENT - ÜNYE" başlığı altında topladım. Yapıtım, tetkik edenlerin takdirine mazhar oldu. Kısmet olursa, 15 - 20 yaş döneminde yapamadığımı inşaallah 73'lü yaşlarda başarmak istiyorum. Tabi, Allah'ın izni ile...
M. Ufuk MİSTEPE "Zile Türküleri" Adlı Kitabıyla Turizm Haftası'nda.
/ Araştırmacı Yüksel ŞEN Piyasaya Çıkarması Beklenilen
Kitabıyla.
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - 13.04.2008 Ankara / Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 15.10.2007 TMO Gen. Müd. Ankara
MİSTEPE - Mustafa Ağabey, konu anıların burukluğunda kitap basımına gelmişken mevcut basılı eserlerinizin dışında yeni çalışmalarınız olup olmadığını sorabilir miyim?
KULFANİ - İlk kitabımı kendi imkânlarımla 1996 yılında "ŞİİRNAME 96" adı ile çıkardım. "ŞİİRLERİMLE ÜNYE" adlı ikinci kitabım 2005'te Ünye Belediyesi Kültür Yayınları arasında ve "30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI - 85. YIL" adlı üçüncü kitabım da 2007'de aynı yayınlar arasında yayımlanmıştır.
Şu anda üzerinde çalıştığım ve yakında basılacağını umduğum "ATATÜRK VE CUMHURİYET" adlı kitabımdan başka "DEYİŞLER" üzerine iki ve ikişer de "SEVDA" üzerine olan en az altı kitabım daha basıma hazır halde beklemektedir.
MİSTEPE - Ozanlarımız bahsi açılmış oldu böylece. Ünye ve köylerinde isim yapmış ya da unutulan ozan ya da âşıklar ile mahallî sanatçılar kimlerdir?
KULFANİ - Bu sorunun cevabında övünerek uzun uzun listeler halinde isimler yazmak isterdim. Ama maalesef bugün sizin yakında piyasaya çıkması beklenilen "ÜNYE ŞARKI VE TÜRKÜLERİ" kitabınızda detaylandırdığınız bilinen isimlerin dışında bir isim yazacağımı zannetmiyorum.
MİSTEPE - Tabi, bu tür eklentiler köy köy dolaşıp, derleme yapmayı ve titiz araştırmayı gerektirir. Kitabımdaki ozanları ve türkülerin sayısını çoğaltmak ileride mümkün olabilecektir. Ünye'de ne yazık ki çok az sayıda araştırmacı yetişmektedir ve çoğu da bu işi amatörce götürmektedir. Yüksel Ağabey, Ünyeli araştırmacılara tavsiyeleriniz mutlaka olacaktır. Bu konuda düşüncelerinizi almak isterim.
Ünye Sohbetlerinin Devamlılığı Temenni Edilirken.
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 27.02.2009 TMO Gen. Müd. Ankara
ŞEN - Sevgili Ufuk, araştırmak güzel bir olgu. Bilgiyi daha önce verilen bir emek karşılığı kaynağından öğreniyorsun. Bu çalışmayı yapanlar eser sahibine saygılı olmak mecburiyetindedir. Her alıntının kaynağını göstermek, yazarın ve kitabın ismini vermek, kaç numaralı sayfadan alıntı yapılmışsa o sayfa numarasını belirtmek, kitabı yayımlayan kurumun ismini vermek mecburîdir. Çünkü bu çalışmayı o eser sahibi büyük bir zaman ve yorucu mesai sonucu meydana getirmiştir.
Yazdığımız kitap ve makalelerde alıntı yaptığımız eserlerin ismini ve yazarını belirtmezsek o iş bir nevi fikir hırsızlığına girer ve Basın Ahlâk Yasası'na uymaz. Telif Hakları Yasası açısından da suç oluşturur. Bir araştırmacı bu tür davranışlardan sakınmalı, "Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek!" özdeyişinden hareketle, kitap ve yazısından alıntı yaptığımız eser sahibine saygılı olmalıyız.
MİSTEPE - Özetle araştırmacı kimliğinin dik duruşunu korumak ve kültürümüzün çıtasını yükseltmek için düşünceniz nedir?
ŞEN - Sevgili Ufuk; senin, benim ve bizim gibi düşünenlerin sayısı arttıkça bu memleketin kültür düzeyi daha da yükselecektir. Buna adım gibi eminim.
MİSTEPE - Kulfani Ağabey, araştırmacılığın sorumluluklarını Yüksel Bey kendi bakış açısından özetlemeye çalıştı. Halk Ozanı olmanın Ünye adına sorumlulukları sizce nelerdir?
KULFANİ - Bir insan sevilmek, beğenilmek ve tanınmak istediği gibi bu yöreler için de geçerlidir. Karadeniz Bölgesi'nde bir nokta işaretiyle gösterilen Ünye olmaktan öte bilinen, tanınan, beğenilen bir yöre olmak tabi ki daha güzeldir. Bu bağlamda herkese görev düşmektedir. Ünye adına yapılan her etkinlik onun adını çok uzaklara taşımak ve duyurmaktır.
MİSTEPE - Bu görüşünüze katılıyorum. Halk Ozanı dedik de şu kavram kargaşasını anlaşılır kılalım. Ne dersiniz? Halk Âşığı, Halk Ozanı, Halk Şâiri ve Mahallî Sanatçı deyimleri ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu konuda bizleri aydınlatır mısınız? Kendinizi hangi kategoriye oturtuyorsunuz?
KULFANİ - Âşıklık ve ozanlık her şeyden önce insana Allah tarafından bahşedilmiş güzel duygulu bir yetenektir. Ancak bu yeteneğe sahip kişileri de yaptığı işin durumuna göre sınıflara ayırmak lâzımdır.
Örneğin; ozan veya şâir düşündüklerini, gördüklerini, duyduklarını ve benzerî duygularını kalemle kâğıda yazan, düzenleyen, üzerinde çalışan demektir. Âşık ise bambaşka bir dünya atmosferi içerisindedir. Âşığın elinde mutlaka sazı vardır. O, sazı ile çalar ve bire bir sazı ile söyler, onun sözleri sazında kayıtlıdır; bir anda çalar, bir anda söyler.
Zileli Âşıklar : Hatır
TUNÇ (Bayan), Cemal
DEMİRELLİ (Ozan Hakiroğlu),
Cemal ÇELEBİ (Ozan Deli Cemal) ve Memiş AY (Ozan
İkrarî) Sempozyum Katılımcılarıyla.
Zile Sempozyumu'nda M. Ufuk Mistepe Hey Onbeşli Türküsü'nü Ağıt Formu'nda
Gündeme Oturttu.
Fotoğraflar : Mustafa BELDEK - Zile Saray
Sineması / 10.10.2008
Bu durumda da tabi ki ben kendimi şâir veya ozan sınıfında görmekteyim. Çünkü şu dörtlüğümde dediğim gibi;
Bundan sonra ben ne âşık ozanım
Kalemi kâğıda
çalıp yazanım
Gafil
deryâsında yüzen sazanım
Erzurum'da
âşıkları görünce...
MİSTEPE - Evet, bu konuyu geçmeden ben de bir hususu vurgulamak isterim. Malûmunuz Ünye kadar Zile Kültürü ile de yakînen haşır neşir bir insanım. Oradaki Âşık ve Ozan Kültürü o denli köklü bir geçmişe sahip ki Zile'yi "Âşıklar Diyârı" olarak tanımlamak gayet yerinde bir yakıştırma olur. Bu kültürü yakından tanıyan biri olarak Ünye'mizdeki parmakla gösterilecek az sayıdaki âşık ve ozanımızın fazlaca yetişmemesinin ve kök salmamasının nedenleri sizce nedir?
Zile Belediyesi Kültür Yayınları No. 4
15/20 Nisan 2008 Turizm Haftası'nda Zile Kültürü'ne Hediye
Olunmuştur.
KULFANİ - Yaradan, insanı yarattığı zaman parmaklarını eşit yaratmamıştır. Beş parmağın beşine de ayrı ayrı şekil ayrı ayrı görev vermiştir. Erzurum, Konya, Sivas, Tokat ve Doğu Anadolu gibi yerleşim yerlerimiz de bunlardan bazılarıdır.
İnsanların yetişme ve üretme yeteneklerinin ardında görsellik vardır. Yani, bir çocuğu berbere çırak olarak verirsin, o çocuk göre göre ustasının eline baka baka usta bir berber olur. Etrafınızda da bu kadar ozan, âşık varken etkilenmemek elde değildir. Ve çoğunluk da bu görsellikten gelmektedir.
46 Ünye Türküsü, 6 Ünye Şarkısı ve 42 Ayşe TAŞ Şarkısı'nın Yer Aldığı
Kitap
M. Ufuk MİSTEPE Fotoğraf Arşivi - "Ünye Şarkı ve
Türküleri" Kitabı / 193 sh.
MİSTEPE - İstanbul'da aylık olarak yayımlanan Ünye Haber Postası Gazetesi'nin Aralık 2008 tarihli 5. sayısında "Ozan Kültürü ve Ünye" konu başlıklı yazımın son cümlesini şöyle bağlamıştım : "Kültürümüz adına Ünye’de bir ‘Âşıklar Kahvesi’ açıp, burada ozan kültürü için gençlerimize eğitim verilmesi dilek ve temennisiyle sizleri türkü türkü selâmlıyorum sevgili hemşehrilerim." Hemşehrilerimiz Âşıklar Geleneği'ndeki "Muamma Çözme", "Atışma" gibi yöremizde pek bilinmeyen benzer güzellikleri tanımalı diye düşünüyorum. Ünye'de bir Âşıklar Kahvesi açılması ve kültür yuvalarının tesisi hususunda ya da benzer projeler hakkında görüşleriniz nelerdir?
KULFANİ - Böyle, belli kültür noktalarının faaliyete geçirilmesi, var olması toplum içerisinde ilgi odağı oluşturacağından ve bazılarımızın içinde uyumakta bulunan şiir yazma yeteneğini uyandıracağından dolayıdır ki bu tür etkinlik merkezleri yapılmalı ve üst makamlarca da desteklenmelidir.
Ünye Sevdalıları Sohbet Hitamında Yine Bir Ayrılık Ânında.
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 27.02.2009 TMO Gen. Müd. Ankara
MİSTEPE - Kültür ve Turizm Bakanlığı bildiğim kadarıyla Ozan Kulfani'yi Halk Ozanı olarak tescilledi. Bunu anlamlı bir kimlikle perçinledi mi peki? Halk Ozanı Kimliği'niz var mı?
KULFANİ - Kültür Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü 2006 Haziran'ında Kurul Kararı ile KULFANİ mahlâsıyla Kimlik Tanıtım Formu düzenlemişti. Bazı nedenlerle bu formu alamadığımdan 13 Mart 2009'da Genel Müdürlüğe giderek bu eksiği tamamladım. O günü anlamlı kılmak için de Sayın Genel Müdürümüze "Kimlik Kartı" adlı şiirimi takdim ediverdim. Şiirimi okuyarak beni personel karşısında onöre ettiği ve formu eksiksiz tarafıma tevdi ettiği için Genel Müdür nezdinde ilgililere teşekkür ediyorum.
KİMLİK KARTI |
|
BAKANLIKTAN
ONAY ALDIM. ONURLANDIM, GURURLANDIM, BİR KİMLİKTEN MAHRUM KALDIM. KİMLİK BANA HAK DEĞİL Mİ?
İÇİMDE BİR UKDE
İKEN,
TALEP ETTİM ALMAK İÇİN |
ARTIK BİTTİ YOK DEDİLER, BU YIL VERDİK ÇOK DEDİLER, GEL AL BİLE DEMEDİLER, KİMLİK BANA HAK DEĞİL Mİ?
BİR YAZIDA GÖRDÜM SÖZÜ, KULFANİ
DER BOYNUM İNCE, |
Okuduğum bu şiir ardından, bizim gibi duyarlı, duygusal, içinden sevgi ışıltıları saçan sanatçılar için verilecek bu formun akabinde küçük bir kimlik kartının verilmesini beklemek de her halde anlamlı bir bekleyiş olsa gerek!
Sağda : KULFANİ'nin Halk Kültürü Arşivi'ndeki Kimlik Tanıtım
Formu'nun aslı.
Solda : Ünyeli Halk Ozanı'nın, Halk Kültürü Bilgi ve Belge
Merkezi'nde kayıtlı olduğuna dair belge.
MİSTEPE - Bu hüznü dağıtmak için Yüksel Ağabey'im bakın sizin için ne güzel dizeler terennüm edivermiş. Kendi sesinden aktaracağı "KULFANİ" adlı şiirinin duygusal ezgisinde duyduğumuz hazzı ben de sizinle paylaşmanın güzelliğini yaşıyorum şu an. Evet, muhterem ağabeyim sizi dinliyoruz.
ŞEN - Saygıdeğer Kulfani Ozanımız bize dağarcığından dökülenleri yüreğimize nakşetmişti. Ben de nâçizane yansıyan duygularımı ifade etmek istiyorum.
KULFANİ ÜNYE'DE
YETİŞMİŞ EN BÜYÜK OZAN, HER BİR
DÜŞÜNCESİ ÜNYE ÜSTÜNE,
ÇAKIRTEPE'SİNDE, FOKFOK'TA GEZER,
YALIKAHVESİ'NDE VOLTASIN ATAR, CÜRÜ
DERESİ'NDE GEZİNİP DURUR, ADIMA
DÖKTÜRMÜŞ NEFİS METHİYE, 20.02.2009 Ankara |
Hemşehrim
Yüksel ŞEN |
MİSTEPE - Bu sevgiyi anımsatan şiirin ardından sevgilerin yumak olduğu Ünye Festivali'ne de bir atıf yapalım. Geleneksel Uluslararası Ünye Festivali'nde Halk Ozanları olarak özel bir etkinlik yapılması sizce nasıl bir yankı yapar? Halkın ozanlarını tanıması açısından neler yapılabilir?
KULFANİ - Böyle etkinlikler tabii ki mevcut olanlara güç katacağı gibi medenî cesaretleri tetiklemek suretiyle genç şâirleri de meydana çıkaracaktır. Yerel yönetimler veya bu işleri organize edenler ellerinde bir liste bulundurmalı ve her yıl yeni isimler eklemeli, eski isimlerden yaşlanan, rahatsızlanan, artık üretemez durumda olanları da ortaya çıkararak onları bir teşekkürle onurlandırmalı ve halkın hâfızasında tazelenmelerini sağlamalıdırlar.
MİSTEPE - Bize unutamadığınız anılarınızdan sizde derin izler bırakan bir tanesini hemşehrilerinizle paylaşır mısınız?
KULFANİ - Elbette! Hemşehrilerimle paylaşacağım birçok anım olmuştur. Ama 1997 yılında Ünye Belediye Başkanlığı tarafından yapılan Şehitler Parkı'na aziz şehitlerimizin anısına yazdığım şiirimin bu anıtın yanına yazılması benim için üstün onur ve gurur verici bir anı olarak kalmıştır.
Kaynak : Av. Kadir ÖZDEMİR - Saylan Köyü
ŞEN - Anıtın arkasındaki fonda, TEK'e ait Trafo Binası'nın yüzünde, Ünyeli değerli Ozan Kulfani'mizin şehitler için yazdığı 10 kıt'alık, çok duygulu, çok güzel bir şiiri bulunuyordu. Cumhuriyet Meydanı düzenlemesinde yeri değiştirildi galiba?
Okudukça, insanın gurur duyduğu ve de gözlerinin yaşardığı o güzel şiirden bir kıt'a söylemek istiyorum.
"Kulfani yazmaya
dayanmaz kâğıt
Şehitler ardından söylenmez ağıt
Ya Rabbim anaya sabırlar dağıt
Duayla güzeldir ŞEHİTLER PARKI..."
Ünyeli Ozan Kulfani
MİSTEPE - Söyleşimizi, sizler de uygun mütalâa ederseniz son bir soru yönelterek noktalamayı düşünüyorum. Halkın, Halk Ozanları'na ve eserlerine bakış açısı sizce nasıl yorumlanmaktadır? Yeterince saygınlık görüyor musunuz?
KULFANİ - İnsanoğlu var olduğu zamandan beri bu tür faaliyetlere, türkülere, manilere, masallara, ağıtlara merak sarmış ve önem vermiştir. Sayfalar dolusu yazının bir şey anlatamadığı bazı yerde ozanın kaleminden, âşığın sözünden dökülen bir kelime her şeyi bir anda anlatabilmektedir. Burada esas olan doğruyu, güzeli, iyiyi halkımıza verebilmektir. Gördüğüm ilgi ve alâka beni ziyâdesiyle memnun etmektedir.
MİSTEPE - Bu güzel söyleşi için sizlere müteşekkir olduğumu söylememe lütfen müsaade ediniz. Ben de ziyâdesiyle mütehassıs oldum ve inanıyorum ki bu satırları okuyan hemşehrilerimiz de sizleri daha bir coşkuyla ve sıcak bir atmosferde bağırlarına basacaklardır.
KULFANİ - Halkın ozanı olmanın sorumluluğunda, Ünye'mizin yaşamına şekil veren gündem maddelerini dizelerle şiirler dünyasına taşıyarak insanlığa hediye ediyor, kendimce çözüm üretip, öneride bulunuyor ve duygularımı bu şekilde kamuoyuna yansıtıyorum. Duyarlılığınıza teşekkür ederim.
ŞEN - Ozan Kulfani ile tanışmanın verdiği coşkuyu bizlere bahşettiği için ben de Sevgili Ufuğa dostane sevgilerimi sunuyor ve böylesi kültürel söyleşilerin devamlılığı temennisiyle sizleri özlemle kucaklıyorum.
Edebî ve Kültürel Odaklı Bir Röportajın Ardından Ünye
Sevdalılarının Mekândan Buruk Ayrılışları Ânı.
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 20 Şubat 2009 TMO Genel Müdürlüğü, Ankara.