|
ZELA KÖKENLİ |
|
Makale : M. Ufuk
MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)
Anadolu Medeniyetleri Müzesi / Ankara
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 14:37
ZELA KÖKENLİ
MÜZELİK ESERLER
Açık Hava Müzesi'nde Sergilenen Roma Dönemi'ne Ait 8 Adet Mesafe Taşı
Fot. : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi / Ankara
Yakın bir gelecekte Zile'de MÜZE kurulacak olması, muhtemelen Zile kökenli tarihî eserlerin de müze kayıtlarına ulaşılmasını zorunlu kılacaktır. Zileli bir araştırmacı ağabeyimin verdiği bilgi çerçevesinde bugün Zile'ye ait tarihî bir eseri araştırmak üzere Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne gittim. Ne yazık ki verdiği bilgiye ait kanıtlayıcı esere rastlamam mümkün olmadı!
. Kültür Danışmanı Mehmet Âli ERDİN ile Ocak 2008’de yaptığımız sohbette bu değerli araştırmacıya şu soruyu tevcih etmiştim : “Veni –Vidi – Vici” sözleri bir kitâbeye yazılmış mıdır?" Cevaben bana şunları aktardı : Mehmet Âli ERDİN ve M.
Ufuk MİSTEPE “Ufuk Bey, Ankara’da İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Sayın Dr. David H. French ile (toprağı bol olsun) 1978 yılında yapmış olduğum görüşmede aynı soruyu kendisine yöneltmiş idim. İngiltere’deki eşini telefonla arayarak, orada ve İtalya’daki kaynaklardan elde edeceği bilgileri kendisine aktarmasını rica etti. Daha sonra bazı fotokopi notları İngilizce ve Lâtince olarak bizlere ulaştı. Siz de bunları Sayın Hulusi SEREZLİ’den almış ve Amerika’daki yeğeniniz Uçak Mühendisi Egemen Ol ÖĞRETİM’e tercüme ettirmişsiniz. Gördüğünüz gibi kaynağı belirtilmeyen, bu farklı eserlerden alınan tercümelerde konuyu aydınlatacak detaylara ne yazık ki rastlayamadık! Buna karşılık şifahen bana ilettiğine göre “Veni – Vidi – Vici” sözlerini savaştan sonra atlı savaş arabasının arkasına yazdırdığına ilişkin bazı yabancı kaynaklarda doneler bulunduğunu söyledi. Bu eserin de adını şu an veremiyorum ne yazık ki! İkinci olarak; “eğer bu sözler bir kitâbeye yazılmış olsa idi iki adet yazılmalıydı ve biri de İtalya’ya gönderilmiş olmalıydı” dedi. “Hadi Türkiye’deki kayboldu, İtalya’daki kitâbe nerde?” diyerek sözlerini tamamladı. Belki de Zile Kalesi’nde yapılacak kazılarda toprağın altından bir gün çıkarılacak.. kim bilir? Benzer bir duyumla yine Zileli bir araştırmacının referansıyla 27.10.2007’de Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne gittim. Araştırmacı o kitâbeyi orada gördüğünü ısrarla söyledi ise de müze yetkilileri, arkeologlar ve müze rehberleriyle yaptığım görüşmelerde bu duyumun doğru olmadığı neticesine vardım ve kendim de tüm gün müzede çekim yaptım ve o kitâbeyi beyhûde aradım!
Anadolu Medeniyetleri Müzesi / Ankara Eldeki veriler, belgelenememekle beraber aşağıdaki dört ihtimali gündeme getirmektedir.
Netice itibariyle şunu kesin olarak
söyleyebiliriz ki : Bu sözler, savaştan sonra Iulius Caesar tarafından
kat’iyetle söylenmiştir ama yıllarca yanlış bilinen anlatımıyla Zela’da
kale içerisindeki bir sütuna (mil / mesafe taşına) ne yazık ki
kazınmamıştır. |
Buna karşılık bu müzedeki Zile tarihine ışık tutacak eserleri taramayı yeğledim. Fotoğraf makinam ile bulabildiklerimi çerçeve içerisine alarak, bu bilgileri sizlerle paylaşmak üzere makalemin başlığına destek olmak üzere belki de ilk güvenilir adımı atmış oldum.
Müzedeki eserlerin bilgisayar veritabanına kaydı yapılmamış olduğundan sergilenmeyen eserlere müzede ulaşmam mümkün olamamıştır. Yirmi Birinci Yüzyıl'da bilgisayar desteğinden yoksun bir Kütüphanecilik ve Müzecilik anlayışını düşünemiyorum. Ne bahtsızlıktır ki halen birçok müze ve kütüphanemiz personeli bilgi işlem özürlüdür ve bugüne kadar çağın bu nimetinden faydalanmak gibi bir nimeti görmezlikten gelmekte kendilerince mahzur görmemişlerdir.
Biz araştırmacılar olarak Zile kökenli olup da müzelere nakledilen eserlerin listesini çıkarıp MÜZE kurulduğunda onları orijinal mıntıkalarında sergilemeyi gerçekleştirmek kadar anlamlı bir gayret olamaz. Zela Definesi, Hırka-i Şerîf, Maşat Höyük Buluntuları, Roma ve Pontus Dönemi'ne ait eserler, Zela Tapınak Devleti'nin tarihî argümanları, Selçuklu ve Osmanlı Dönemi'ne ait tarihî eserler vb.
Son araştırmamda Zile Kalesi'nde bulunan Mesafe (Mil) Taşları üzerinde aydınlatıcı bilgiler vermiş ve sütunlardaki Lâtince metinlerin Türkçe karşılıklarını yayınlamıştım. Bu araştırmaya paralel olarak yaptığım tetkikte Anadolu Medeniyetleri Müzesi giriş kapısının sağ tarafında ve müze binası dışında görülen 10 adet mil taşının bâriz bir şekilde dikkati çektiğini gözlemledim. Hemen tamamı Roma Dönemi'ne ait olan bu Mesafe Taşları'ndan üzerinde "CAESAR" yazılı olanı hem okunaklı hem de Zile'de mevcut dört Mesafe Taşı'ndan daha cüsselidir. Bu Mesafe Taşı'nın Zile'ye nakli sağlanmalıdır.
Üzerinde CAESAR (Sezar = Kayser) Yazılı Bir Mesafe (Mil) Taşı
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 12:48 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Roma ve Pontus Dönemi'nde Zile Tarihi'ne damgasını vuran imparatorların o zamanlara ait sikkelerde yer alan portrelerini görmek olasıdır. Zile'de benzeri binlerce sikke bulunmuş ve ne hüzündür ki tarihî eser kaçakçıları ve define arayıcıları tarafından bir avuç dünyalık karşılığı bu değerlerin meçhul ellere gitmesine vesile olunmuştur ve halen de olunmaktadır.
Roma İmparatorluk Sikkelerinde İmparator Augustus'un
Portreleri / Augustus (M.Ö. 27 - M.S. 14)
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Sikkeleri
Zile'de meşru kazanç menşei bilinmeyen mal varlığına sahip türedi zengin ailelerin bu servetlere sahip olmalarının ardında yatan gerçek.. tütün ve afyon kaçakçılığını saymazsak "TARİHÎ ESER KAÇAKÇILIĞI'ndan elde ettikleri haksız kazançlardır" diyebiliriz. Ve bu kazançların Zile'ye yatırım olarak geri döndüğünü söylemek ne yazık ki mümkün değildir. Zileli, doğduğu memleketinde sahiplendiği sıcak parayı Ankara, İstanbul gibi kozmopolit kentlere taşımakta ve Zile'yi KÖYKENT sahipsizliğinde biçare kılmakta ve fakir bırakmaktadır! Ne yazık ki bu olgu, değiştirilmesi gereken Zile'nin Makûs Talihi'dir !!!
Pontus Krallığı'na Ait Sikke - Mithradates M.Ö. 120 - 63 AE
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Talih eseri olarak müzelere intikal eden tarihî değerlerin ise Zile turizmine bugüne dek herhangi bir katkısı olmamıştır. Bilâkis Tokat İli bu imtiyazı yıllarca sömürerek kullanmakta bir beis görmemiştir. Zela Tapınak Devleti'ni hiçe sayarak görmezlikten gelmiş, Orta Anadolu'nun tek AMFİTİYATRO'sunu TAŞ OCAĞI ilân etmiştir. Zile'nin kan damarları olan yol güzergâhındaki ana arterleri Zile aleyhine çevirerek ekonomik olarak da Zile'yi bitirmiştir.
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen
Tarihî Eserler
Farklı düşüncelere sahip ekabir takımı oluşturan bir kısım Zileli de (!) bütün bu olumsuzlukların üzerine kendi çıkarlarını gözetmek uğruna sevdasını Zile'ye vakfetmiş, parmakla sayılabilir araştırmacı ve sanatçıları küstürüp, ilgisizliğe terk edip, bezdirme yarışında dikkate değer bir gelişme kaydetmiş ve bu değerleri onöre etmek yerine, onların hazırladıkları ortamları haksızca sahiplenerek, gelişmelerden geçmişte olduğu gibi bugün de isim yapma ve kişisel pay çıkarma kavgasına düşmüşlerdir.
"Yaşanabilir Bir Zile Projesi" üzerinde Zile vatandaşlarının bütünleşmesi ve Zile'yi bir Eğitim, Kültür ve Turizm Kenti yapma gayretleri ana hedefleri olmalıdır.
Bu hedef doğrultusunda değerlerin en azından fotoğrafları çekilmeli ve Zile'ye aidiyet açısından belgelenmiş olmalıdırlar. Böylece, yarın bir müzayedede görüldüğünde onun Zile kökenli bir tarihî eser olduğunda kuşku duyulmamış olur.
Zile Kökenli İzinsiz Kazılarda Ortaya Çıkarılan ve Yitirilen
Tarihî Eserler
Aşağıda görülen çömlek buluntuları Maşathöyük kökenlidir ve Ankara'da sergilenmektedir. Maşathöyük kazılarında ortaya çıkarılan eserlerin de bir gün Zile Müzesi'nde ya da imitasyonlarının (Alacahöyük Müzesi'nde olduğu gibi) Maşathöyük'te açılması muhtemel müzede sergilenmesi doğal beklentimizdir.
Müzede Vitrinlenen Maşathöyük Çömlek Yapı Sanatına Ait Buluntular
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Aynı şekilde sergilenen sikkelerden Zela ve Komana Tapınak Devletleri Dönemi'ne ait tapınakların mimarî yapılış tarzları ile bu tapınak ilâhelerinin (Mâ ve Anâitis) temsilî kabartmalarını da gözlemlemek mümkündür.
(208 Pontus Komanası'ndaki Tapınağı İçinde Mâ Heykeli) - (166 Artemis Anâitis
Tapınağı / Zela - Pontus)
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Sikkeleri
Evlerimizde geçmiş dönemlere ait bugüne kadar gelme şansı yakalayabilen kap - kacaklarımız belirsiz ellerde toplanmadan önce usta bakırcılarımızın ellerinde çağın gelişimine ayak uydurmaya çalışmaktadır. Böylece odalarımızı süsleyen değerli bir aksesuara dönüşüm de kaçınılmaz olmaktadır. Eserin orijinalitesi ne yazık ki bozulmaktadır. Eğer Türk Evleri ve müzelerimiz bunları toplama becerisi gösteremezlerse bu çeşit deformasyonlar ev eşyalarımızın gelecekteki mevcut formlarını oluşturacaklardır.
Orijinal Bakır Kaplarımızın Yeniden İşlenmesi ile Oluşan Ürünler
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Samanpazarı / Ankara
Zile Kalesi içerisinde bir zamanlar yerde yatan, şimdi ise bir betonarme kaide üzerinde bulunan Mesafe Taşı üzerinde aslı Lâtince olarak şunlar yazılıdır :
"Tarih : Diocletianus ve arkadaşları M.S. 293 – 305.
Bu Miltaşı (Mesafe Taşı), imanlı, talihli, yenilmez Augustus, İmparator, Kayser Caius Aurelius Valerius Diocletianus ile imanlı, talihli, yenilmez Augustus, İmparator, Kayser Marcus Aurelius Maximianus’a ve en asil Kayserler Flavius Valerius Constantius ile Valerius Galerius Maximianus’a, Zile halkı adına, Augustus ve Kayserler’in ilâhî güçlerine ve büyüklüklerine inanan, mükemmel bir insan olan Pontus Eyâleti Vâlisi Aurelius Priscianus tarafından ithaf edilip, … mil’e dikilmiştir."
Burada adı geçen Marcus Aurelius'un portresini Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen sikkelerde görmek mümkündür.
48 - 49 Marcus Aurelius
(161 - 180)
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Sikkeleri
Aynı sütun üzerinde iki yazıt vardır. Üstteki ikinci yazıt olup, bunun sağ tarafında ilk yazıt vardır.
"1. Yazıt – Septimus Severus ve oğulları (Geta ve Caracalla), tarih belki M.S. 198; daha geç devirdeki yazıtın sağ tarafında görülür." Bu ilk yazıtta adı geçen Roma İmparatoru Septimus Severus'un sikkelerdeki kabartma portresi ise aşağıda görüldüğü üzere aynı müzede sergilenmektedir.
57 - 58 Septimius Severus (193 - 211)
Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Sikkeleri
Bu sütunda adı geçen diğer iki imparatora ait sikkeler de aynı müzede sergilenmekte olup, kayıt numaraları da verilen portreler aşağıdaki gibidir.
Solda : [81 - Maximus Caesar (235 - 238)] - Sağda : [108 - 109
Maximianus (286 - 310)
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE 27.10.2007 - Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Sikkeleri
Görüldüğü üzere müzeler bir medeniyetin aynalarıdır. Turizm adına yapılacak çok iş vardır. Yapılanları küçümsemek ve göz ardı etmek yerine diğer müzelerin kayıt altına aldıkları Zile kökenli eserleri ortaya çıkarmak gerekir. Bu işler zaman ve maddî imkân çerçevesinde donanım ve program ihtiyacını doğurur. Fotoğraflardaki netsizlikleri fark etmişsinizdir. Elimde bulunan ve Zileli duyarlı kardeşlerimizin hediye ettikleri fotoğraf makinası ile cam çerçeve içerisinde ve duvara asılı sikke koleksiyonundan ancak bu kadar çekim yapabilmek mümkün olabilmiştir. Daha önce bu imkâna da sahip değildim. Diğer müzeleri gezmek ve onları bilgisayar ortamında kayıt altına almak da kolay iş değildir ve verilen eforun araştırmacıya maddî bir getirisi de yoktur.
Bir tatil gününden istifade ile yapmış olduğum bu çalışmada elde ettiğim diğer fotoğrafları sırasıyla tetkiklerinize sunuyorum.
219 - Neocaesarea - Pontus | ![]() |
191 - Caesarea - Cappadocia | ![]() |
178 -
Amisus Demeter Tapınağı - Pontus |
![]() |
181 -
Sebastopolis Herakleopolis'deki Herakles Tapınağı - Pontus |
![]() |
179 -
Sebastopolis - Heraklepolis - Pontus |
![]() |
Pontus Sikkeleri I |
|
Pontus Sikkeleri II![]() |
|
Paphlagonia Sikkeleri![]() |
Bir müze ziyâreti ve geride bıraktıklarını birlikte anımsadık. Görüldü ki Zela kökenli antik eserler (asâr-ı âtika) çoğu yaban ellerde ve bilinmeyen koleksiyon meraklılarında olmak üzere muhtelif yurt içi ve yurt dışı müzelerde sergilenmektedir ve muhafaza edilmektedir. Her Zile sevdalısı bu eserleri Zile'ye kazandırmanın sorumluluğunun bilincinde olmalıdır diye düşünüyorum.
27.10.2007 Ankara