.
|
HEP BU |
|
Makale :
Yüksel Şen
(Emekli Bankacı - Gazeteci - Şâir ve Yazar)
HEP BU
DİYÂR ÜSTÜNE
ÇAĞRI
GAZETESİ (23 Ocak 1987) Bu haftadan itibaren okuyucularımıza yeni bir köşe açıyoruz.
Değerli hemşehrimiz Sayın Yüksel ŞEN'in Sayın ŞEN'e bu çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. |
(Haftalık ÇAĞRI Gazetesi'nin Yıl : 10, Sayı : 443 - 447, 23 Ocak/20 Şubat 1987 tarihli nüshalarında yayımlandı.)
Bugünkü yazımda sizlere güzel Ünye'mizden bahsedeceğim. Bu şehrin hangi dalından tutsanız, hangi yönüne baksanız, muhakkak göğsünüz kabarır. Hele benim gibi memleketinin gerçek bir âşıkı olup, 7 - 8 senedir özlemini çeken bir kimse iseniz, bu kabarış başka bir hava yaratır.
Ve işte o zaman elinize geçen ve bu kent üzerine yazılan en küçük gazete kupürlerinden tutunuz da en geniş kitaplara kadar hepsini, ama hepsini satır satır karıştırıp okumaya koyulursunuz.
Neler yazılmamış ki bu belde için? Kimi yazarlar pastoral güzelliğini anlatmış, kimisi kendine has hususiyetlerini, birçokları tarihî kıymetini işlemiş, diğer bir grup da iktisadî ve turistik yönünü dile getirmiş.
Bu arada şairler de boş durmamış, bu Cennet şehrin ayrılık ve özlem duygularını dile getiren şiirleriyle O'nu edebiyatımıza mal etmişler.
Martı beyazlığının |
Günün yorgunluğunu gidermek üzere kütüphanemin karşısına geçtiğim zaman meslekî çalışmalardan sonra ilk işim Ünye için yazılanları karıştırmak oluyor. Kitaplığımın bir bölümü tamamen bu şehir üzerine olan vesikalarla dolu.
İşte 1952 yılında neşredilen Vatan Gazetesi "Memleket" ilâvesinin Ordu nüshası ve gazete sahibi Sayın Ahmet Emin Yalman'ın Ünye üzerine olan yazıları ve işte bu yazılardan bir başlık. Bu başlık insanın gururunu artırmaz da daha ne yapar?
Sayın yazarın bu yazıya koyduğu başlık aynen şöyle : "Ünye Hususiyetleri Olan Güzel Bir Şehirdir". Ve bu serlevha altında devam ediyor yazısına. İşte bu yazıdan sizlere birkaç pasaj :
"Ünye lâtif, mamur bir şehirdir. Buraya varır varmaz çok şeyler görmüş geçirmiş, olgun bir muhitte olduğunuzu hissedersiniz. Ünye'yi geniş ufuklu bir yer haline koyan tesirlerden bir kısmı denizcilikten gelir.
Ünye eskiden Karadeniz'in bir nevi Hamburg'u halinde idi. Buradan açık denizlere büyük gemiler hareket eder, aylarca uzak uzak diyârlarda dolaşıp, iş gördükten sonra ana limana dönerlerdi.
Kadırga
http://www.truemetal.org/hailandkill/korsan/52.htm
Ünye'nin ikinci bir özelliği de eski devirde Kadı yetiştirmesidir. Kadılık mesleğinde en ileri giden ve vilâyet kadılığına kadar yükselen kadıların çoğu Ünyeli'dir.
Bayram Gününde Kadılar
Cumhuriyet Meydanı
Bütün Karadeniz'de Ünye'nin suyu meşhurdur. Samsun gibi şehirde şişe ile satılan memba suyu Ünye suyudur.
Ünye'de mesken sıkıntısı yok gibidir. Samsun'dan, Bafra'dan buraya yazlamaya gelenler vardır. Ünye kumsal ve sığ olmak üzere, mükemmel plâjlara sahiptir.
Doğal
Plajlarımız
Sadece üstad gazeteci Sayın Ahmet Emin Yalman ve arkadaşı Kemal Baydar değil bu şehre methü senada bulunan. Onlar gibi düşünen ve eli kalem tutan her aydın fikirli kişiler bu şehrin gerçek hüviyetini anlatmaktan alıkoyamıyorlar kendilerini.
İşte 1949 yılında neşredilen İktisadî Uyanış Dergisi'nin ORDU Özel Nüshası ve ÜNYE için yazılan yazılar. Tarihçesini mi istersiniz, iktisadî yönünü mü, yoksa kültürel tarafını mı? Hangi cihetten bakarsanız mutlaka göğsünüz kabaracaktır.
Ya 1962 yılında Milliyet Gazetesi'nin Ordu İlâvesi'nde neşredilen ve bu şehir üzerine yazılan yazılar. Hep methiyelerle dolu. Misaller mi istiyorsunuz? İşte bir tane daha. Sayın şâir Cevdet Savgar'ın Yurdum ve Duygum isimli şiir kitabı ve Ünye üzerine yazdığı şiirden mısralar.
Deniz, gök ve yeşillik el ele burda vermiş,
Tabiat özenerek sanki bir buket dermiş.
Muntazam beyaz evler, şehrin alın akıdır,
Yükselen yeşil dağlar, tıpkı zafer takıdır.
Sarılmış dört yanına lâcivert ipek tüller,
Serpilmiş ufuklara, katmerli pembe güller...
Ve 1932 yılında kazamız Mülkiye Âmirliği'ni deruhte eden, Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden, Şâir Ömer Bedrettin Uşaklı'nın bu kentten ayrıldıktan sonra, şehrin özlemine izafeten kaleme aldığı, altın mısralarla dolu "DENİZE HASRET" şiiri ve bu şiirden bir beyit :
Ömer Bedrettin
UŞAKLI
Ey deniz şöyle bir gün sana
bakacak mıyım,
Elma bahçelerinden, fındık bahçelerinden?
Bu değerli ozanımızın da ifade ettiği gibi, hakikaten Ünye'mizin elma bahçeleri, fındık bahçeleri Konya'nın meşhur Meram Bağları kadar güzeldir. Hele denizi İstanbul'un Bebek Koyu kadar nefaset taşır.
Şöyle bir Temmuz akşamında, mehtaplı bir gecede şehrin kordon boyunda ve Terme Caddesi'nde gezerken kendinizi yeryüzünün Cennet'inde sanırsınız. Hele parkın ve binaların renk renk florösanları ışınlarını denize yansıttığı zaman bu harika manzara bir ömre bedeldir. Böyle bir gecede sahilde alınan her nefes ruha gıda demektir. Hafif hafif esen rüzgârlar kırların binbir rayihalar taşıyan havasını doldurur insanın göğüslerine.
1957 yılında böyle müstesna bir günde güzel şehrimizi ziyaret eden "MODERN TÜRKİYE Mecmuâsı" İdare Heyeti Muharrirleri'nden Sayın Hikmet Pekin, Ünyeli bir arkadaşın tavsiyesi üzerine bendenizi Iğdır'da ziyaret etmiş; kendisiyle Iğdır Ticaret Odası'nda buluştuk. O gün Oda mutad toplantısını yapıyordu. Sayın gazeteci, bütün üyeler huzurunda ÜNYE için "Harika şehir, istikbal çok şeyler vadediyor. Orada geçirdiğimiz anların doyamadık tadına" diyordu.
1955 yılında bir Karadeniz gezisine çıkan Ekonomi Gazetesi yazarlarından Mehmet Başçiftçi de şöyle anlatıyordu Ünye'ye gelişini : "Fatsa'dan kalktık; fırtınaya tutulmuş, dümeni bozuk bir kayık gibi sağa sola yalpa vurarak kapağı şehrinize attım. Ben basit bir kasabaya gireceğimi sanmıştım. Bir de baktım mükemmel bir şehir çıktı karşıma. Ama her haliyle ruh okşayan bir şehir."
Bu çok konuşkan sempatik zat da şehrimize hayran olmuş ve methiyede bulunmaktan alamamıştır kendisini. Hayat Mecmuası, TURİSTİK TÜRKİYE İlâvesi'nde şöyle bahsediyor güzel Ünye'mizden : "Ordu ilçeleri içinde ÜNYE, bilhassa fındık bahçelerinin yeşilliği ve kayalarının morluğu ile güzel bir tablo seyrinin zevkini aksettirir.
İlçenin 6 km içerisinde, volkanik bir tepe üzerinde kurulmuş olan ÇALEOĞLU Kalesi'nin, Pers Kralları'ndan Mitridat tarafından yapıldığı söylenir. Gene Ünye içinde Romalılar'dan kalma Kaya Mezarları, Ordu ilinin tarihî gezi yerlerini teşkil eder.
Bunların dışında Ünye'ye 2 km uzaklıkta Çamlık denilen mesire ve gezi yeri ile onun sahilinde, fok balıklarının barınak yeri Fok Mağaraları, bilhassa manzara ve yerinin özellikleri bakımından görülmeye değer..."
Fokfok ve Dikilitaş Kayalıkları
Büyük Türk Gezgini EVLİYÂ ÇELEBİ de o meşhur Seyahatnâme'sinde ÜNYE'yi şöyle anlatır. "Ünye Kalesi : Bunu eski zamanda Trabzon tekfuru (Unyes) adlı kral yaptırmıştır. Selçuk oğullarından Keykubad fethetmiştir. Sonra (Umur Han) eli ile Osmanlılar tarafından zabdedilmiştir. Canik Sancağı hudutları içinde voyvodalıktır. Yüz akçelik kazadır. Ayrıca Yeniçeri serdârı, kale dizdârı ve neferleri vardır. Müftüsü ve nakibi yok. Kalesi deniz kıyısında dört köşe kârgir bir binadır."
İşte yabancı yazarların şehrimiz üzerine olan düşünceleri. Mahallî yazarlarımızın düşüncelerini ise yazmıyacağım sizlere burada. Onlar doğup büyüdükleri ve sinesinde hayata atıldıkları bu şehir için neler yazmışlar neler. Ve halen de yazmaktadırlar. Bu kent lâyık olduğu yere ulaşıncaya dek bu kalemler yazacaklar, yazacaklar. Ve tahayyül ettikleri anlar gerçekleştiği zaman, onlar manevî zevkin sonsuz hazzını tadacaklardır.
ÜNYE'mizin doğal güzelliği ve insanoğlunun her çeşit ihtiyaçlarına en mükemmel şekilde cevap veren bir belde oluşu, yabancıların sinesine koşmasındaki en büyük etkendir. Bu güzel şehri görenler zevkine doyamazlar. Her gittikleri yerde O'nun isminden bahsederler. Aradan yıllar geçse dahi bu beldede geçirdikleri anılar, onların gönlünde ölmez bir hâtıra olarak yaşar. Bir gün bu kişiler ÜNYE isminden bahsedilen bir toplantının izleyicisi olduğu zaman böyle şaheser bir belde hakkında bilgi sahibi oluşlarından kendilerini mutlu sayarlar.
Şu 7 - 8 yıllık gurbet hayatımda, güzel Ünye'mizi gören her kim ile karşılaştımsa hepsi bana, sonsuz bir zevk ve neşe bahşettiler. Bu kişiler şehrimizin emsalsiz güzelliklerini anlatmaktan başka hiçbir kelime sarfetmiyorlardı. Sayın Devlet Başkanı'mız Cemal Gürsel dahi çocukluk çağlarını sinesinde geçirdiği bu güzel şehrin hâtıralarını halâ yaşamaktadır.
İşte 1960 yılında neşredilen KARINCA Dergisi'nin 282 numaralı nüshası ve bu dergide 29 Haziran 1960 tarihli VATAN Gazetesi'nde yayımlanan bir yazının ikdibası. Bu yazı, Sayın Ahmet Emin YALMAN'ın Cemal Gürsel'le yaptığı bir mülâkatı ihtiva ediyor. "Devlet Başkanımız Org. Cemal Gürsel'in Hayat Hikâyesi" serlevhasını taşıyan bu yazıda, muhterem Cumhurbaşkanımız ÜNYE'de geçirdiği anılarını şöyle anlatıyor.
Eski Devlet Başkanı Orgeneral Cemal
Gürsel'in İlk Tahsil Yılları
(Mülâkat : M. Emin YALMAN - 29 Haziran
1960 tarihli Vatan Gazetesi)
Babam subaydı. Ben, bir yaşında Erzurum'dan çıkmış ve babamın tâyin edildiği Ordu şehrine getirilmişim. Ordu'da on yıl kadar kaldık. İlk tahsilimi orada yaptım. Babam vazifelerde dolaşırken ailemiz Ünye'de yerleşmişti.
Şimdi size bir Türk asker eş ve annesinin hislerini belirten bir heyecan dolu hikâye anlatacağım. Annem okumak yazmak bilmezdi, fakat tam bir Türk hanımıydı. Atavik bazı meziyet ve hasletlere sahipti. Bunun bir belirtisi olarak ben daima şunu gördüm : Bütün hayatım boyunca bizim evimizde annemle babam arasında en ufak bir ihtilâfa şahit olmadım. Bizim bütün hizmetlerimizi annem bizzat kendisi görürdü; ailemizi çok iyi geçindirir, idare ederdi. Evimizde cebrî değil, manevî bir otoritesi vardı.
İşte Ünye'de bulunduğumuz sırada babam Balkan Harbi'nden döndü. Biz üç kardeştik. Kendisini karşılamak için iskeleye gittik. Aldık, eve getirdik. Evimize bir bahçe kapısından girilirdi. Sonra yirmi metre uzunluğunda bir bahçe vardı. Ondan sonra ev gelirdi. Kapıdan bir bodrum katına girilir, merdivenden çıkınca esas eve varılırdı. Buradaki sofanın üzerinde üç odanın ve bir de mutfağın kapısı vardı.
Biz, annemin babamı bizim kadar sabırsızlıkla beklediğini farz ettik. Onu bahçe kapısında bulacağımızı sandık. Bahçe kapısını açtık, annem yok. Merdiveni çıktık, merdiven başında da yok. Babam : "Yahu neredesin?" diye seslendi. Biz de peşinde idik. Babam mutfağa doğru gitti, kapısını açtı. O vaktin mutfağında ocak ve mangal yerde olduğu için annem çömelmiş vaziyette işiyle meşguldü. Babam : "Yahu, neredesin?" yolunda bir konuşma yaptı. Annem şöyle bir başını çevirdi. Dedi ki :
- Ne bekliyorsun? Kapılardan karşılanmak mı istiyorsun? Ne yaptın ki böyle bir şey bekliyorsun? Memleketin bütün namusunu, şerefini harbde ayaklar altına alanların karşılanmağa lâyık olduğunu mu zannediyorsun?
Ama bu sözleri çok hâkim olarak söylemişti. Babam ağlamağa başladı, kabahatin kendisinde değil, kendisini idare edenlerde olduğunu söyleyerek annemi teskin etmeğe çalışırken biz fırtınanın kopmak üzere olduğunu anladık, kaçtık, onları yalnız bıraktık.
Bu hâtırayı, bu levhayı hayatım boyunca asla unutmadım. Belkî ahlâkî, belki de
vatanî bir his olarak bende yaşadı durdu. Cahil bir annenin bu türlü düşünüşü
beni her zaman devamlı olarak düşündürdü.
Karınca Kooperatif Postası Dergisi - Ankara Haziran 1960, Sayı : 282, sh. 5
Bu şehir, yukarıdaki satırlardan anlaşılacağı gibi Sayın Devlet Başkanımızın en mümtaz hâtıralarına sahne olmuştur. Bu bizim için iftihar vesilesidir. Bir Cumhurbaşkanı'nın en değerli hâtıralarına âşina olan bir memleketin çocukları olarak ne kadar sevinsek, ne kadar öğünsek azdır. Görülüyor ki ÜNYE, sadece sinesinde doğup büyüyen insanlar tarafından benimsenen ve methüsenasında bulunulan bir belde değildir.
Türk Halk Edebiyatı'nın değerli şâirlerinden Âşık EMRAH dahi bu şehir için yirmi kıt'alık bir methiye yazmaktan kendini alamamıştır. Kuruluşundan bugüne dek geçirdiği her safhada, her konuğunun gönlünü fetheden bu Cennet şehre meftun olmamak elde değil. Değerli Ozan Emrah'ın ÜNYE için yazdığı mısraları okuyuşunuza sunuyorum. (Not : Şiirin tamamını Haftalık Çağrı Gazetesi'nin 20 Şubat 1987 tarih ve 447. sayısı, sayfa 2'de bulabilirsiniz.)
Tariki irfanca bir vast edelim
Bu belde bendetti bizi vesselâm
Medhiye'ye
var sezası Ünye'nin Çıkmama remâk yok,
hâsılı kelâm.
İhraç
olunuruk rahı sühendan
Şehrinin vasfını eyledik tamam,
Gerçi vardır
şuarası Ünye'nin.
Söylemiyelim, mâdasını Ünye'nin.
Mekânı müreffah bâlâ zemine,
Sefil Emrah küşat edüptür dühan,
Yapılar uç
vermiş arşu berine, Vasta
Ünye'yi kıldık mı beyan,
Şebi rûz
yelken açar hezâr sefine, Rûzu mahşere dek olsun
abâdan,
Tersaneyi
dilkûşası Ünye'nin.
Gayet oldum müptelâsı Ünye'nin.
Güzel Ünye'mize bağlı, Karlıtepe Köyü İlkokulu'nda, Yedek Subay Adayı olarak Öğretmenlik yapan Gaziantepli Hüseyin ÖZDİL adlı bir yurttaşımız da (Not : Halen Ünyeli Vecihe KÜLÜNK ile evli olup, Gaziantep'te ikamet etmektedir.) bu Cennet şehrin efsunlu güzellikleri karşısında duygularını şu dizelerle dile getirmiştir.
ÜNYE'M
Hüseyin ÖZDİL
Çok eski tarihlerin
kalıntıları Pırıl pırıl parlayan şu berrak deniz, Basmış sinesine o zümrüt koyu Cennet bir köşe sandım Ünye'yi. |
Yalçın kayalıkların
girdiği denizlere Romantik bir kulübe sanırım Ünye, Java ormanlarının verdiği renge Değişmem seni ben meleğim Ünye. |
Sanki akarcasına köpüklü
dalgaların Tatlı bir ahenkle çarparak kumsallara, Yalta'ya İtalya'ya vermişsin ilham Kaptırdım sana gönlü, kurbanın olam. |
Kuytu karanlıkların
sessizliğinde Bir efsane anlatır duran her yıldız, Geceyi gündüze dönen halinle En büyük aşkımı buldum ben Ünye. |
Çok sevdim seni ben ayrılmam daha
Değişmem taşını verilse dünya
Ölürsem unutma, kara toprağa
Sar beni bağrına, sevgili Ünye...
Dr. K. Ekrem Uykucu da Renkli Sosyal Bilgiler Ansiklopedisi'nde şöyle bahsediyor güzel Ünye'mizden : "ÜNYE bazı kaynaklarda (Œneo) bir kısımlarında da Oney, Oneo, Ünyüs olarak geçmektedir. Ünyüs Yunanca İyi San'at demektir. Ünye, eskiden şaraplarıyla ünlüymüş. 5 km batısında tarihin çok eski devirlerinde bir yanardağ olduğu söylenen, zamanla sönerek bugünkü karakteristik özelliğini aldığı 300 - 400 metre yükseltide bir kale vardır.
Kaleden dereye inen, dibi taş ve toprakla dolan büyük bir oyuk ile birkaç yüz metre uzunluğunda bir merdiven vardır. Kalenin su ihtiyacını savaş zamanlarında bu kanalla sağladığı sanılmaktadır. Yarıya kadar toprağa gömülü kapısının iki yanı tarihî ve renkli resimlerle süslüdür.
Ünye'de Belediye Parkı'nın Güney'inde Süleymen Paşa tarafından - U - şeklinde mimarî bir tarzda yaptırılan sarayın varlığı bugünkü yıkıntılardan anlaşılmaktadır. Fatsa'dan Ünye sınırına giderken turistik yola 600 - 800 metre uzaklıkta yalçın ve dik kayaların eteğinde bir doğal mağara vardır. İN-ÖNÜ Mağarası denilen bu mağara, bugün koyun ağılı olarak kullanılır. Burada yapılan arkeolojik kazılarda renkli çakmak taşlarından yapılmış birçok âletler ele geçmiştir.
1736 yılında Ünye'de doğan ve 1806'da İstanbul'da ölen İsmâil Zühdî Efendi yazı üzerine çalışmış ünlü bir kişidir. Trabzon'da 14 yıl Vâlilik yapan Mazhar Efendi, Süleyman Paşa'nın torunu, Nuri Paşa'nın da oğludur. Aynı zamanda değerli bir şâir olan bu zat 1849 yılında Ünye'de doğmuş, 1894 yılında da genç yaşta ölmüştür. Halen mezarı Ünye'dedir.
1889 yılında Samsun ilinin Terme ilçesinde doğan Ünyeli Ziya Behlül Efendi de, Servet-i Fünûn Dergisi'nde şiirleri yayımlanmış ozanlardandır"
Satırlarıma şu mısralarımla nihayet veriyor ve hepinizi saygıyla selâmlıyorum.
Doğuştan meftunuyum, ben bu tarihî şehrin,
Bu şehir baş tacıdır, gülsen olası dehrin...
Esenlik dileklerimle efendim.
Yüksel Şen