ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 04 Mart 2005 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ZİLELİ
ÂŞIK CEYHUNÎ

Araştırma : Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI
İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü Öğretim Üyesi
(Tokat Kültür Araştırmaları Dergisi, Tokat - Aralık/1991, Sayı : 4'de, 4 sh. yayımlandı.)


(mehmet.yardimci@deu.edu.tr)

ZİLELİ ÂŞIK CEYHUNÎ

 
Ressam : Kemal TÜRKER

    Zile'de Çördükoğulları adı ile anılan ve halâ soyu devam etmekte olan bir aileden Ahmet adlı bir kişinin oğludur.

    Asıl adı Ömer olup, 1847'de Zile'nin Çıkrıkçı Mahallesi'nde Dünya'ya gelmiştir. Halen doğduğu sokağın adı Ceyhunî Sokağı'dır.

Şıhali Mahallesi
Solda Sıraköprü Cad., Sağda Şair Ceyhunî Caddesi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE 17.08.2004 Salı 18:40

    Bir seyahat sırasında Çorum'un Alaca İlçesi'ne giderken İsa Hacı Köyü'nde 65 yaşında kalpten ölmüştür.

    1940'lı yıllara kadar sağ olduğu bilinen ve geçimsizlik nedeniyle boşadığı ve

            Dilerim Mevlâdan derde çalasın
            Kapansın gözlerin duvar tutasın
            Azıcık ağrıya kırk yıl yatasın
            Yine derim derdin azdır sevdiğim

biçiminde beddualar yağdırdığı karısı Şakire'den edinilen bilgilere göre; evinde az oturan, sürekli gezen, hemen hemen bütün hayatını seyahatle geçirmiş olan iri yapılı, uzun boylu, yakışıklı, iyi giyinmeyi seven bir kişi olup, sağlığında ününü yurdun dört bucağına salmıştır.

    İyi bir saz ustası olan Ceyhunî 12 telli çöğür çalan ve kalın gür, aynı zamanda çok güzel olan davudî sesi ile herkesi hayran bırakan, sazı ile geçimini sağlayan usta bir âşıktır.

Bir şiirinde;

Ceyhunî var Nuri çıraklarından

diyen şair Erzurumlu Emrah'ın çırağı Tokatlı Nuri'nin yetiştirmesidir. Mahlâsını da ustası Tokatlı Nuri'den almıştır. Ceyhunî hayatı boyunca ya hep kendi şiirlerini söylemiş ya da usta malı olarak çok sevdiği ustası Tokatlı Nuri'nin veya onun ustası Erzurumlu Emrah'ın şiirlerini çalıp okumuştur. Bu iki usta âşık dışında hiç bir âşığın şiirini okumamıştır.

    Şiirlerini çok defa irticalen okuyan Ceyhunî'nin tarikat mensubu olduğu da bazı şiirlerinden anlaşılmaktadır. Cahit Öztelli'nin tespitlerine göre Tokat'ta Kadiri Şeyhi Balak Baba'ya intisap ettiğinden bazı şiirlerinde tasavvuf edası bulunmaktadır.[1] Bu nedenle çevresinde Ceyhunî, Ceyhunî Baba, Baba Ceyhunî gibi adlarla isim yapmış olup Tokat, Çorum, Yozgat yörelerinde çok geniş bir nüfuza sahip olmuştur. Hatta bu yörede çok tanınmış olması nedeniyle Çorum Halkevi'nin yayımladığı Çorumlu mecmuasında da Halit Koçak isimli bir kişinin yazdığı yazıda bir hemşehrilik gayreti ile Çorumlu olarak gösterilmek hatasına düşülmüştür.[2]

    Aynı hatayı Sadettin Nüzhet de Türk Şairleri adlı eserinin C harfinde Ceyhunî'den bahsederken Çorumlu olduğunu söyleyerek tekrarlamıştır.[3] Bilindiği gibi Tokatlı Gedai'yi de Beşiktaşlı Gedai diye Türk halkına yanlış tanıtan Sadettin Nüzhet'tir.

    Araştırmalarımıza göre Ceyhunî'ye Çorumlu olarak sahip çıkılma gayreti Ceyhunî'nin Zile'deki eşi Şakire'den ayrıldıktan sonra Çorum'da Kâhya oğullarından Meryem adlı bir kızla evlenmiş olmasından kaynaklanmaktadır.


Hocamız Kitaplığı Önünde Araştırma Yaparken.

    Türk Edebiyat Tarihi'ne Zileli olarak geçen ve mensup olduğu Çördükoğulları soyunun halâ Zile'de yaşamakta olmasına rağmen, âşığın Çorum'da evlendi diye Çorumlu saymak yanlış bir davranış olsa gerektir.

    Şiirlerini irticalen söyleyen Ceyhunî'nin pek çok şiirinin yazıya geçirilmemiş olması bilinen bir gerçektir. Yazıya geçirilen şiirlerinin bazıları da 1843'de Çorum’un Domalan Köyü'nde doğup, 24 yaşlarında iken Kars'ta bir akrabasının evinde koton yerinde yatarken rüyasında erenleri görüp, bade içip saz çalmaya başlayan, hattâ mahlâsını rüyasında "Ceyhun gibi taşıp coşması gerektiğine işaretle" erenlerden alan, usta yüzü görmemiş badeli âşıklardan olup, 70 yaşlarında Sivas'ta öldüğü söylenen Ceyhunî[4] ile karıştırıldığı gibi kimilerince de 1888'de İstanbul'da öldüğü bilinen Erzurumlu Âşık Ceyhunî ile karıştırılmıştır.

    Erzurumlu Ceyhunî de irticalen şiir söylemekte usta olup, İstanbul'da Bektaşi büyüklerinden Hacı Hasan Baba'ya intisap ettiğinden şiirlerinde Zileli Ceyhunî'nin şiirlerinde olduğu gibi tasavvuf edası bulunmaktadır. Bu nedenle Zileli Ceyhunî'nin bazı şiirleri Erzurum'lu Âşık Ceyhunî'nin zannedilip, ona maledilmiştir. Zile, Yozgat, Çorum yörelerinde ele geçen cönklerdeki şiirlerin Zileli Ceyhunî'ye ait olduğu kesindir.

Tokat Yöresi Âşıkları

    Haşim Nezihi Okay Ceyhunî için yazdığı bir yazıda verdiği şu bilgi oldukça dikkate değer görülmektedir :

    "Halil Koçak'ın verdiği malûmat teşekküre lâyıktır. Ezcümle sazının halen Alaca'da Teberik Köyü'nde Dede Kargın oğullarından Dede Bey'de olduğu ve diğer eşyalarının da kutsal birer hâtıra olarak Alaca'da taksim edildiği, başında daima beyaz bir külah bulunduğu, ihtiyarlığına doğru Bektaşi tarikatına geçtiği, Aleviler arasında bu yüzden hayli şöhret kazandığı da verdiği bilgiler arasındadır.”[5]

    Cahit Öztelli'nin de Zileli Şairler adlı kitabında verdiği bilgiler ve çıraklarını sayıp "muhitinde geniş bir şöhrete sahip olduğu, yetiştirdiği çıraklarının çokluğu ile sabittir”[6] deyişi, Haşim Nezihi Okay'ın Folklor Dergisi'ndeki makalesinde saydığı çırakları ve bizim araştırmalarımızda tespit ettiğimiz çırakların aynı kişiler oluşu ve bu çıraklar üzerindeki belirgin etkileri çok güçlü bir âşık olduğunun açık ifadesidir.

    Erzurumlu Emrah gibi usta bir âşığın yetiştirdiği Tokatlı Nuri gibi güçlü bir âşık elinde yetişen Ceyhunî'nin yetiştirdiği çıraklarının da Türk Halk Şiiri'nin önemli halkalarını teşkil eden usta âşıklar olması doğaldır.

    Bu âşıklar; Tokatlı Asafoğlu adı ile anılan Cemalî, Arap Hicri, Zileli Tahtabacak Mehmet adı ile de bilinen Mevcî, çevresinde Ali Baba adı ile anılan Zileli Nagâmî, Zileli Ermeni Âşık Sermî, Zileli İlhami, Yozgatlı Seyhünî, Yozgatlı Mesüdî, Niksarlı Bedri, Niksarlı Cesûrî, Sivaslı Pesendî'dir. Yetiştirdiği bu âşıkların dışında Yozgat'lı Hüznî gibi kimi âşıklar üzerine de önemli etkiler yapmıştır.

Pera Palas'ta Safiye Ayla ile

    Etkilediği saz şairlerinin başında Yozgatlı Hüznî gelmektedir. Hüznî, Ceyhunî’nin bir divanını müseddes, bir koşmasını da tanzir[7] etmiştir.

    Ceyhunî'nin;

            Evvelce ateş püskürürken ağzımdan
            Şimdicik pamuğu yakamaz oldum
            Tab'ü fer kesildi iki gözümden
            İpliği iğneye takamaz oldum

biçiminde başlayan koşmasına Hüzni tarafından;

            Kırcı boran duman tuttu dağları
            Kapudan dışarı çıkamaz oldum
            Güller soldu hazan bozdu bağları
            Bağıma bahçeme bakamaz oldum

            Coşkun sular gibi durmaz akardım
            Bülbül idim gülistanı yıkardım
            Lâle idim reyhan gibi kokardım
            Karaçalı gibi kokamaz oldum

            Bir zaman top gibi virirdim seda
            Şimdi sinek gibi sızılarım hâ
            Geçdi o yiğitlik geçdi o da'vâ
            Bir sabi çocuğu yıkamaz oldum

            Hizbi garip baştan gitmez kederim
            Eridi kemikler çürüdü derim
            Çok sebzevât ekdim kalmadı ferim
            Karıkları başa çıkamaz oldum

biçiminde tanzir edilmiştir.

            Yine Hüznî, Ceyhunî'nin;

            Bir vefasız yâr imişsin sevdiğim

biçimindeki ayağını;

            Sevgi iki baştan olur sevdiğim

ve

            Herkes ittiğin bulur sevdiğim

biçiminde çeşitli şiirlerinde sıkça kullanmıştır.

    Her ne kadar Prof. Dr. Saim Sakaoğlu "Emrah'ın Türk Saz Şiiri İçindeki Yeri ve Yetiştirdiği Ustalar”[8] konulu makalesinde Hüznî'yi Ceyhunî’nin çırağı olarak ima edişi tartışma konusu olsa da bu görüşün daha doğru olup A.Talat Onay'ın sonuncusunun 1891'de yapıldığını bildirdiği Ceyhunî, Serdarî ve Hüznî'nin katılarak saz çalıp söylediğini[9] yazmasının düzeltilmeye değer yönü bulunması gerekmektedir.

    O panayırda Hüznî, Ceyhunî ile usta bir âşık gibi saz çalıp atışmış olmayıp, yeni saza başlayan genç bir Ceyhunî çırağı olması gerekir. Çünkü o tarihte Ceyhunî 58, Hüznî ise henüz 12 yaşındadır. O panayırlarda Serdarî'nin Ceyhunî ile atıştığı, birlikte çalıp söylediği bilinen bir gerçektir.

    Erzurum şairlerinden Erbabî'nin kardeşi Şehvarî ile ve Çorumlu Kadriya ile âşık tarzı atışmaları dilden dile söylenmekte olup, âşık tarzı atışmalar yaptığı pek çok saz şairinin;

            CEYHUNÎ

            Seni arzu ettim geldim buraya
            Kalem şuarası âşık Kadriya
            Tekellüm şan verir zevk ü safaya
            Gönlümün ziyâsı Âşık Kadriya

            ÇORUMLU KADRİYA

            Ben de meftun idim şöhretine hem
            Gelse de görüşsek derdim her dem
            Size hürmet etmek benim için elzem
            Âşıklar babası Âşık Ceyhunî

biçimindeki hürmet ve takdirlerini ifade ettikleri bilinmektedir.

   

    Cahit Öztelli Zileli Şairler adlı eserinde çevre illere sık sık giden Ceyhunî'nin Ankara ve İstanbul’a da gittiği Çırpıcı, Veliefendi çayırlarında ve semai kahvelerinde saz çalıp, muamma çözüp, atışmalar yaptığını; Ankara Samanpazarı'nda Pilavoğlu Hanı'nda çırağı Cemalî ile kendi şiirlerini ve Tokatlı Nuri'nin parçalarını çalıp söylediklerini belirtmektedir.[10]

    Ahmet Talat Onay'ın Tokatlı Nuri adlı eserinde belirtilen şu hususlar da dikkate değerdir. "Hatta meclis idare azasından Ömer Ağa Nuri'ye olan muhabbetinden bu iki şair hakkında büyük hürmet ve sahabet göstermiş, bir vesile ile, bilahare Dahiliye Nazırı olan Memduh Paşa ile de tanıştırmıştır".

    "Uzun müddet Dahiliye Nezareti'nde bulunan şair, münşi Faik Memduh Paşa o sıralarda Ankara Vâlisi iken Ceyhunî ile Cemalî'yi konağına davet ederek yemek ikram ve hayli saz çaldırıp şiir okuttuktan sonra, dörder altın lira ihsan etmiştir."[11]

    Yine Ahmet Talat Onay'ın Tokatlı Nuri adlı eserinde Ceyhunî ve Çırağı Cemalî'nin o sıralarda Çorum'da saz çalmak istedikleri halde, Zaptiye Tabur Ağası olan Beşiktaş Muhafızı Hasan Paşa'nın kardeşi Ömer Bey müsaade etmediğinden, Memduh Paşa'nın ellerine bir izin belgesi vererek Ankara, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Kayseri yörelerinde serbestçe çalıp söylemelerine imkân tanındığı belirtilmektedir.

    Yalnız Nuri çıraklarından oldukları için hürmet gördükleri ifade edilmektedir ki bu ifade Tokatlı Nuri'nin şöhret ve değerini belirtmek için kullanılmış bir söyleyiştir. Sadece Tokatlı Nuri'nin çırağı olmanın bu denli ilgi ve iltifat görmelerine yetmeyeceği Ceyhunî'nin şiirleri incelenince ortaya çıkmaktadır. Memduh Paşa'nın Ceyhûni'ye bu denli kıymet vermesi sadece Nuri çırağı olmasından değil, sazını ve sözünü dinleyince ondaki ustalığı görmüş olmasındandır.

                    

    Ahmet Talat Onay'ın aynı eserinde;

    "Fudalayı asırdan Amasya Müftüsü Hacı Kâmil Efendi, Amasya Vâlisi Kadri Bey'e bu münasebetle "Ziya Paşa"nın Amasya'da pek büyük panayır açtırdığı bu panayırda Halep bedestanının ortasında bir şiir ve irşad kurdurup Nuri ve çırağı Ceyhunî'yi buraya oturtarak saz ve söz âlemleri yaptırdığını kendisinin de karşılarında bir iskemle atıp fasıllarını dinleyip, bir aralık Nuri tarafından irşad edilen bir beyti  kahkahalarla  karşıladığını..."  yazması Ceyhunî'nin Ziya Paşa'dan da iltifat gördüğünü işaret etmektedir.

    Ceyhunî'nin şiir ve sazdan başka bir işi olmadığından Zile, Yozgat ve Çorum dolaylarında çalgı çalması için, âdet olduğundan düğünlere davet edilir; buralarda irticalen şiirler söyler, çırakları ile katıldığı bu düğünlerin renkli bir siması olarak anlatılırdı. Yine o yörede asker uğurlama gelenekleri çok canlı bir şekilde yapıldığından, Zile ve çevresinden ta Sivas'a kadar asker uğurlamağa gider, yolda onlara saz çalarak gurbet havasına ilk yolculukta teselliler katardı.

    Şiir ve sazdan başka işi olmayıp köy odalarında, düğünlerde, derneklerde, asker uğurlamalarında, âşık kahvelerinde çalıp söyleyip, gezip dolaştığından geniş bir dünya görüşüne sahip usta bir âşık olarak haklı bir üne sahip olmuştur. Renkli kişiliğinden dolayı Yozgat ve Çorumlular tarafından çok sevilmiş her gittiğinde mübalağasız aylarca gittiği yörelerde aylarca misafir kalmıştır.

         
Ressam : Kemal TÜRKER

    Zile, Çorum ve Yozgat yörelerinde oniki telli çöğürünü fevkalâde bir maharetle çaldığı, sesinin güzelliği hattâ güzel seslilere Ceyhunî sesli dendiği şiir ve musikîde ustalığı Ceyhunî'nin meclisinde bulunmağa herkesin can attığı, onun Boğaz Kesen, Tomoğlu ve Belediye Kahveleri'nde çevre illerden gelen âşıklarla atışması sırasında yer bulunmayıp ayakta dinlendiği ve atışmaların bazen saatlerce sürdüğü hâlâ ağızdan ağıza Zile'deki yaşlı insanların sohbetinde büyüklerinden dinledikleri şekilde anlatılmaktadır.

    Samsun'da Tokatlı Nuri'nin vefatı sırasında yanında büyük çırağı Ceyhunî'nin bulunduğu ve ustasının "Sözümü Ceyhunî'ye, sazımı çocuklarıma veriyorum" dediği Ceyhunî'nin de ustası Nuri'nin sazını kutsal bir emanet olarak Samsun'dan Tokat'a getirip ailesine teslim ettiği bilinen gerçeklerdendir.

    Bu usta âşığın şiirleri bugüne kadar Mehmet YARDIMCI'nın "Yüzyıllar Boyu Zileli Halk Ozanları", Fuat KÖPRÜLÜ'nün "Türk Saz Şairleri", Ahmet Talat ONAY "Tokatlı Aşık Nuri" ve "Halk Şiirinin Şekil ve Nevileri", Refik Ahmet SEVENGiL "Yüzyıllar Boyu Halk Şairleri" adlı kitaplarda yer almış bazı şiirleri de Halis Turgut tarafından "Halk Bilgisi Haberleri", Şakir Ülkütaşır tarafından "Yeni Türkü", Halil KOÇAK tarafından "Çorumlu", Haşim Nezihi OKAY tarafından "Folklor" Dergisi'nde yayımlanmıştır. İlk önemli yayını Cahit ÖZTELLi "Zileli Şairler" adlı kitapta yapılmış, tarafımızdan da "Yüzyıllar Boyu Zileli Halk Ozanları" adlı kitap ile "Türk Tarih ve Kültüründe Tokat Sempozyumu"nda Zileli Âşıklarda Dinî Motifler" konulu tebliğinde genişçe yer vermiştir.

K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ ile

    Çeşitli kaynaklarda Zile ve İstanbul'la ilgili iki önemli destanı olduğu söylenmekle birlikte henüz ele geçmemiştir. Bu şiirlerin Haşim Nezihi Okay ya da Zeki Oral'da olabileceği tahmin edilmektedir.

    Elimizde bulunan şiirlerin bir bölümü Zile'de elde ettiğimiz çeşitli cönklerde kayıtlı bulunmakta olup, bir bölümü de daha önce yapılan münferit yayınlardan alınmıştır. En son M. Öcal Oğuz tarafından Çorum İl Halk Kütüphanesi'nde 2523 demirbaş numarasında kayıtlı Mecmuai Eş'ar isimli bir cönkte 12 şiirine rastlanmıştır.[12]

    Koşma dışında gazel, kalenderî, şarkı türünü de kullanan Ceyhunî hakkında bugüne kadar tek bir kitap yayımlanmamıştır.

    Türk halk şiirinin temel taşlarından biri diyebileceğimiz Ceyhunî'nin Türk Halk Şiiri içinde lâyık olduğu yeri alması en büyük dileğimizdir.

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

KOŞMA
Nezaket vaktinde hobluk çağında
Efsun olmaz mar imişsin sevdiğim
Deryaları döksem teskin eylemez
Sen bir sönmez nar imişsin sevdiğim

Cevherlerde sen kanmışsın bir zaman
Cesedinde sen canmışsın bir zaman
Güzellere sen banmışsın bir zaman
Vaktin geçmiş farımışsın sevdiğim

Ceyhunî'nin pendin gûş eylemedin
Muhabbet meyinden nuş eylemedin
Bir kere hatırın hoş eylemedin
Ne vefasız yâr imişsin sevdiğim

Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI/Münih - 28/30.01.2005

1. Uluslararası Batı Trakya Türkleri Araştırmaları Kongresi

KOŞMA (2)

Küre-i sevdaya uğradı yolum
Bir ateş verdiler ocaklarından
Dedim ki çekemem ben zayıf kulum
Dedi ki aşkın sebaklarından

İkrar verip aldım onun behini
Çaldım o meydanın def ü neyini
Erenler kurmuşlar vahdet meyini
Bana da verdiler çanaklarından

Ledün ilmi derler mahremi oldum
Katreyi vücudun külzemi oldum
Şu tıflı şi'rimin meryemi oldum
Geçtim ki tenhaca sokaklarından

Sırrı enel-hakk'ı diyecek kimdir
Kanaat lokması yiyecek kimdir
Melamet hırkası giyecek kimdir
Ceyhunî var Nuri çıraklarından

         

KOŞMA (3)
Tıflı nazım yine geldi hatıra
Gurbet elde ağlayayım bir zaman
Muhabbet namemi kimler götüre
Kime halim anlatayım bir zaman

Yine mevce geldi içim kaynaşır
Hasret ateşiyle gönül tutuşur
Eller bayram edip gülüp oynaşır
Ben karalar bağlıyayım bir zaman

Kan karıştı Ceyhunî yine seline
Gönül arzu eder canan iline
Körpe kuzum kimin yatar eline
Kan ağlayıp çağlayayım bir zaman

KAYNAKÇA

[1] ÖZTELLİ, H. Cahit : Zileli Şairler, Vilâyet Matbaası, Samsun, 1944.
[2] KOÇAK, Halit : Çorumlu Mecmuası ÇORUM.
[3] Ergun Saadettin Nüzhet: Türk Şairleri C maddesi  İSTANBUL.
[4] Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi : Ceyhunî maddesi, Cilt : 2,
     Sayfa 10, Dergâh Yayınları, İSTANBUL.
[5] OKAY Haşim Nezihi : Ceyhunî, Folklor Dergisi, Yıl : 1, Sayı 7, 1969.
[6] ÖZTELLİ, Cahit : a.g.e.
[7] OĞUZ M. Öcal : Yozgatlı Hüznî, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
     - 1988, ANKARA.
[8] SAKAOĞLU Saim : Emrah’ın Türk Saz Şiiri İçindeki Yeri ve Yetiştirdiği
    Ustalar, Erciyes - Mayıs 1986, KAYSERİ.
[9] ONAY, Ahmet Talat : Tokatlı Âşık Nuri, Çankırı 1933.
[10] ÖZTELLİ, Cahit : a.g.e.
[11] ONAY, Ahmet Talat : a.g.e.
[12] OĞUZ, M. Öcal : Çorum’da Bir Mecmua, Millî Folklor, C. 2, Sayı 11,
      Güz 1991, S. 39 - 41 ANKARA.


 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR