ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 15 Şubat 2009 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

ÜNYE'DE
ÇAPULACILIK

Makale : Aynur TAN


(Tarihçi - Araştırmacı - Yazar)

KAYBOLAN BİR MESLEK
(TTK - Toplumsal Tarih, Cilt : XV, Sayı : 85,  Ocak 2001, Sh. 37 - 40'da yayımlanmıştır.)
http://www.ttk.gov.tr/data/2001/topt85.htm

Çapulacılar Cumhuriyet Bayramını Kutlular.

Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamaları Ünye'de çok coşkulu geçmiştir.
Her meslek grubu hazırlık yapmış, hattâ yarış halinde katılmıştır kutlamalara.
Fotoğraftaki yer Orta Çarşı. Sağ baştan ikinci, çapula imalâtçısı Hasan ÜRER.
Kız çocuğu ise Halide SÜMER. Yedi yaşındaki Halide Sümer'i "Cumhuriyet Kızı" diye niteleyip
bayrağa sarmışlar ve Belediye Caddesi'ndeki yüz yıllık Çınar ağacına
Cumhuriyet'in doğuşunu temsilen iplerle kayık çıkartıp Cumhuriyet'in ilânını
coşku ile kutlamışlardır.
29.10.1933

 
http://www.hizmettv.com.tr/read_news.php?nID=3169

 

ÇAPULACILIK

 

            Çapulacılık, çarıkçılığın devamıdır. Çarık camız derisinden yapılan, derinin güneşte kurutulmasıyla elde edilen ve elle dikilen bir ayak giysisidir. Köşker (kevşger) ise yemenici, yani ayakkabı tamircisidir. Örneğin "Deli terzi, kör köşger, iğneyi ipliği yitirmezse günde bir kaftan diker" atasözü dilimizde bu kelimenin kullanıldığını göstermektedir.

 

            Farsça kökenli köşker kelimesi günümüzde unutulmuştur. XIX. yüzyıl sonları, XX. yüzyıl başlarında çapula işiyle uğraşan ustalar için kullanılmaktadır. Adana dolaylarında bu kelimeye halâ rastlanmaktadır.

 

Moda Kundura Mağazası

Hüseyin Hüsnü
29.10.1933

Cumhuriyet Bayramında Çapulacılar

 

            Çapulacılık, Rumlar'dan gelme bir meslek koludur. Daha sonra kundura imalâtı nedeniyle iş "kavafiye" ye dönmüştür. Çapulacılıkta hammadde hayvan derisidir. Bu deriler tabakhanede, eski söylenişiyle debbağhanede hazırlanır. Bu yerler eskiden Ünye'de Tabakhane Deresi etrafında toplanmış, şimdilerde kalmamıştır.

 

Ünye : Debağhane

 

            "Debbağ"ın kelime anlamına bakılırsa, yapılan iş, hayvan postlarının, kullanılabilecek duruma getirilmesi için çeşitli kimyasal maddelerle işlenmesi, terbiye edilmesidir.

 

            Tabakhanede işlenen deriler çiğ ve ham olmak üzere ikiye ayrılır. Renk genelde siyahtır. Boya ve diğer kimyasal maddeler gemi ile dışarıdan gelmektedir. Bu arada halk arasında hafif ve kaba ayakkabıya yemeni de denilmektedir. Yemenici de bu işle uğraşan kimsedir. Yemeni günümüzde kadın başörtüsü anlamında kullanılmaktadır.

 

Çapula ustası, imalâtçısı ve tüccarı
Hüseyin Sümer, tezgâhta bitmiş
çapulaları ve çıraklarıyla. Ünye'den
pek çok Anadolu kentine, hattâ
Rusya'ya çapula ihracatını anlatan
Hüseyin SÜMER, bugün 85 yaşındadır.
Oğlu Sadi Sümer halen aynı yerde,
Orta Çarşı Caddesi'ndeki aynı
dükkânda ayakkabı işini
yürütmektedir. Çarıkçılar Geçidi'ndeki
ayakkabıcıların hemen hemen tamamı
bu işi atadan, dededen devralmıştır.
Çapulacılık mesleği, Ünye'de de
tamamen unutulmuş durumdadır.


 

 

            Çapulacılıkta diğer malzeme köseledir. Köselenin sözlük anlamı ayakkabı tabanı, bavul, çanta yapımında kullanılan büyükbaş hayvanların işlenmiş derisidir. Bu kelime Farsça "gosâle"den gelmektedir. Kösele ayrıca kösele taşı denilen taşla, çapulacılar tarafından dövülerek inceltilmektedir.

 

Ekrem ÇAYIREZMEZ'in İşyeri

Ortada : Bir Zamanlar Çapulacılık Yapan Hüseyin MİSTEPE

 

            Çapula derisinin üst kısmı tabakhanede inceltilir. Büyükbaş hayvan derisinin çivili ve dikişli olmak üzere iki kısmı vardır ve çapula ıstampalara2 göre yapılır; ters dikilip çevrilir. Dikişte kullanılan iplik, Adana'dan makaralarla getirilir.

 

            Belli ölçüde kesilerek dikişe hazırlanır. Çapulacılıkta kullanılan ipliğin eğerlerde eğirildiği de olur. Elemitte yani çıkrıkta3 eğirilip, beş katlı ip haline getirilir. İp eğirme işi çıraklarındır. İplik altı, yedi, hattâ sekiz kat olabilir. Bu durum sağlamlığını arttırır.

 

Makine ile ayakkabı imalâtında ilk isimlerden

Nuri TAHMAZOĞLU/1950

 

            Ancak en az beş kat olmalıdır. İpin kaç kat olması gerektiği çapulaya göre değişmektedir. Meselâ erkek için olanı kalın iple dikilir. Elde iplik eğirmeye yarayan tahtadan yapılmış araca kirman denilmektedir. Kirman demirden de olabilir.

 

            İpler belli kalınlıkta hazırlandıktan sonra balmumu ile yapıştırılır, belli boyutta kesilerek, dikişe hazırlanır. İş bunlarla bitmemiştir. Bu kez "uca" denilen teknikle tek tek hepsinin uçları ayrılır, yani saçaklandırılır. Sonra balmumu ile birleştirilir. İp bir çapulayı dikecek uzunlukta olmalıdır.

 

Yandaki fotoğraf Burhan Yazgan'dan
alınmıştır. Ünyeli olup da İstanbul'a
çalışmaya giden ustalar. Orta sırada
sol baştaki usta Hüseyin CANBULAT
aynı zamanda deri imalâtçısıdır ve II.
Dünya Savaşı sırasında İstanbul
Heybeliada'ya yerleşmiş, zanaatını
orada sürdürmüştür. Bir süre sonra
eşini de yanına aldırır. İstanbul'a
gitmeden önce iki çocuklarından
birini yitirirler. Dervişoğlu Abdullah
Efendi'nin kızı Ayşe ile evlidir.


 

 

DİKİM İŞLEMİ

 

            Dikim için "ekiplik" denilen bir iplik bulunur. Bu iplik herhangi bir boyutta, herhangi bir ipliktir. Sağlam olmalıdır ve iğnede sabit durmalıdır. Çapulanın dikileceği iplik, ekipliğe geçirilir.

 

            Çapula kalıpları İstanbul'dan getirilmektedir. Ünye'de de Kara Ahmet, Kara Mustafaoğlu gibi kalıp yapabilen ustalar vardır. Kalıp Gürgen ağacından olur. Sol, sağ ayrı ayrı üretilir. Çapulalar büyüklüklerine göre patik, filet, garson, merdane olarak adlandırılır. Çapulada renk siyahtır. Kadınlar dikişli ve iki model çapula giyer : Muabey'in (kova modeli) ve kapalı model.

 

Türk Sanatkârlarının Vücude Getirdikleri Debağhane

Fotoğraf : Ahmet Hüseyin (ŞEN)
Videla ve Kösele Üzerine Çapuleci ve Terlik ve Kunduracıları

Fotoğraf : Ahmet Hüseyin (ŞEN)

 

            Keçi derisinin yağsız olanı4 çapula için tercih edilirdi. Çocuklara yönelik yağlı vidala ise İtalyanca "vitello"dan gelir. Çanta ve ayakkabı yapılan, yağlı ayakkabı derisi anlamında kullanılır. Çapulacılıktan önce yapılan çarık imalâtında ise hayvan derisi Güneş'te kurutulur, ağaca gerilir, daha sonra göztaşı5 ile hasırlama6 yapılırdı.

 

            Daha sonra hazırlanan çapulalar Fatsa, Amasya, Elbağ, Tokat, Samsun'a gönderilirdi. Çapula ustaları gemilere binip İstanbul'a giderler, zanaatlarını orada geliştirir, sılaya dönerlerdi.

 

            Ünye'de çapulacılar bugünkü Orta Câmi karşısında Suluhan'da (bugün yerinde işhanı var) bulunmaktadır. Mustafa Kalafat, Burhan Yazgan, Hüseyin Sümer, Tevfik Bıçgın, Hakkı Basgan, Mehmet Köylü, Ahmet Köylü Ünye'nin eski çapula imalâtçılarıdır.

 

Mustafa KALAFAT Usta, Esma GÜREL ile Röportajda.

Esma GÜREL Fotoğraf Arşivi

 

    1) Üstüpü : Gemi kalafatlığında, işliklerde, buharlı makinelerde temizlik işlerinde kullanılan didiklenmiş kendir.

    2) Istampa : Ağaç, metal vb. üzerine oyulduktan sonra bir yere basılan biçim.

    3) Çıkrık : İplik bükmek, iplik sarmak gibi işlerde kullanılan el veya ayakla çevrilen dolap.

    4) Sahtiyan : Tabaklanarak boyanmış ve cilâlanmış deri.

    5) Göztaşı : Bazı göz, deri, bitki hastalıklarında ve bağcılıkta kullanılan koyu mavi renkte zehirli bir tuz, bakır sülfat.

    6) Hasırlama : Deriye şapla yapılan işlem.

        Şap : Alüminyum ve potasyum sülfattan ya da amonyum sülfattan oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde.

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR