|
Trabzon Vâlisi |
|
Makale :
Yrd. Doç. Dr. Rıza KARAGÖZ
(OMÜ,
Fen-Edebiyat Fak. Tarih Bölümü, SAMSUN)
Uluslararası Karadeniz İncelemeleri Dergisi - Sayı : 4,
(Bahar 2008, ISSN : 1307 - 0169, Sh. 29 -
43, Serander Trabzon, 2008, Hakemli ve Uluslararası Dergi.)
rkaragoz@omu.edu.tr
- Telefon : 0 (362)
312 19 19 / 54 51
Doğum Yeri : Ünye / Uzmanlık Alanı :
Kafkas Tarihi, Osmanlı Sosyal ve İdarî Tarihi, Âyanlık ve Hânedanlar.
Trabzon Vâlisi
AHMET AZİZ BEY’İN
Canik Sancağı'nı
VİLÂYETE
DÖNÜŞTÜRME PROJESİ
(1885)
Dergi Adı : Uluslararası Karadeniz
İncelemeleri Dergisi
(International Journal of Black Sea Studies)
(Hakemli ve Uluslararası
Dergi - Sayı / Issue : 4 Bahar / Spring, Serander Trabzon 2008)
(Yıl : 2, ISSN : 1307 - 0169, 164 sh., Sh. 29 - 43'de yayımlandı.)
28 Mart 1909 tarihinde yayımlanan Şeh-Bâl mecmuası'ndan
alınmıştır.
ÖZ
II. Abdülhamit Devri'nde bazı sancak ve vilâyetlerin idarî statüsünde değişiklikler göze çarpmaktadır. Çoğunlukla bağlı oldukları vilâyetlerden ayrılıp, müstakil sancak statüsüne dönüştürülen yerler vardır. Canik de bunlardan biridir. Ancak 1885 yılında özellikle güvenlik ve asayiş sorunlarına etkin çözüm getirme niyetiyle Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesine yönelik bir proje arşiv kayıtlarında tespit edilmektedir. Bu makalede zamanın Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey tarafından önerilen ve bir dizi yazışmaya konu edilen bu proje ele alınmaktadır. Bu düşüncenin gelişmesi ve olgunlaşması, gerekçeleriyle birlikte ortaya konmaktadır. Böylece Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde idarî, sosyal, ekonomik değişimin etkilerini farklı bir boyutta gözlemlemek mümkün olabilmektedir.
Anahtar Sözcükler : Canik Sancağı, Trabzon, Osmanlı Devleti, Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey.
Servet-i Fûnun Dergisi Kapağında Ünye - 22
Temmuz 1320 (1902)
Yıl : 14, Sayı : 693 - Vue Générale de Ounia sur la Mer Noire (Karadeniz
Ünye'sinden Genel Görünüş)
ABSTRACT
During the rule of Sultan Abdülhamid II, some changes were made in the administrative statuses of some sanjaks and vvilayahs. Some places were detached from the vvilayahs that they belonged to and vvere given the status of sanjak. Canik is one of them. Hovvever, vvith the İntention of introducing effective solutions to the problems of security and public order especially in 1885, archive records contain a project for changing the status of Canik sanjak into a wilayah. This article investigates this project which was proposed by Ahmet Aziz Bey, the then-governor of Trabzon, and which was the topic of some corresponderıce. The development and maturation of this thought are given with its reasons. Thus, it will be possible to see in a different dimension the effects of administrative, social and economic changes in the late periods of the Ottoman state.
Keywords : Canik Sanjak, Trebizond, The Ottoman Empire, The governor of Trabzon Ahmet Aziz Bey.
Teşkili Düşünülen Canik Vilâyeti Haritası
Kaynak : Uluslararası Karadeniz
İncelemeleri Dergisi - Yıl : 2, Sayı : 4 Bahar, 2008, Sh. 43.
Giriş
Osmanlı Devleti II. Mahmud döneminde, özellikle 1830'lardan itibaren hızlı bir dönüşüm projesi başlattı. Eğitimden hukuka, askerî teşkilâttan idarî yapıya kadar pek çok alanda gözlenen bu değişim aynı zamanda daha merkeziyetçi bir yönetim anlayışının uygulanmasını öngörüyordu. Merkeziyetçi idare anlayışı, ülke genelinde eski eyâlet sisteminden vilâyet sistemine geçişin de başlangıcını oluşturdu. 1836'dan sonra daha da hızlanan bu dönüşüm Tanzimat Dönemi'nde "eyâletten vilâyete" bir sistem değişikliği ile önemli bir merhaleye ulaştı. Bu çerçevede bazı sancakların bağlı olduğu vilâyetler değiştirildi. Örneğin 1846 - 47 idarî taksimatında Canik Sancağı Sivas Vilâyeti'nden ayrılarak Trabzon Vilâyeti'ne bağlandı.1
1 Tuncer Baykara, Anadolu'nun Tarihî Coğrafyasına Giriş I, Anadolu'nun İdarî Taksimatı, Ankara, 1988, s. 249 - 251.
1864'te çıkarılan İdare-i Vilâyet Kanunu ile eski eyâletlerin sınırları daraltılmak suretiyle yeni vilâyetler oluşturuldu. 1867'den itibaren ülke genelinde geniş tatbik sahası bulan bu kanun çerçevesinde 13 yeni vilâyet düzenlendi. Yeni idarî yapılanmada nüfus, ulaşım ve ekonomik potansiyel itibarıyla gelişmemiş ve şehir özelliğini epey zamandan beri kaybetmiş bazı kaza ve nahiyeler bu statülerini kaybettiler2.
2 Bu idarî taksimatta tarihî mirastan ziyade yeni coğrafî şartlar rol oynamıştır. Meselâ Aydın Vilâyeti'nin kaza sayısı 92'den 31'e, Kastamonu'nun 93'ten 18'e inmiştir. Baykara, a.g.e., s. 131.
Eski Samsun'da Yerleşim ve Fener Burnu.
http://www.lahana.org/resimler/albums/userpics/10001/Samsun1.JPG
Buna mukabil tarım ve ulaşım sektöründeki gelişmelerle, kara ve deniz taşımacılığı alanında atılan hızlı adımlar bazı yerlerin önemini arttırdığından buraların mevcut statüsü yükseltildi. Özellikle 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı'ndan sonraki tarihlerde Kafkasya ve Balkanlar'dan Anadolu'ya yapılan yoğun göç ve mültecilerin doğurduğu bazı olağanüstü şartlar da bu idarî dönüşümde etkili oldu. Mülteci akını asayiş ve emniyet sorunlarını da beraberinde getirdi. 1880'li yıllarda Canik Sancağı ve sancak merkezi Samsun, gerek yerli nüfus gerekse Kafkasya ve Balkanlar'dan Rus istilâsı ve baskısından dolayı kaçıp gelenlerin oluşturduğu kozmopolit yapısıyla dikkat çekmektedir. Ulaşım imkânlarının gelişmesine paralel olarak3 ticaret gelişmiş, bu maksatla Samsun'a gelip gidenlerin sayısı hayli artmıştı.
3 Bu konuda bazı rakamlar ve değerlendirmeler için bk. Bünyamin Duran, "Karadeniz Bölgesinin 1870 - 1914 Arasında Tarımsal Gelişmesi", //. Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri, Samsun 1990, s. 62 - 63.
Eski Bolaman (Mustafa ŞAHİN)
http://img.webme.com/pic/b/bolaman/be1.jpg
Bu durum Canik Sancağı'nda tabiatıyla bazı problemleri de beraberinde getirdi. Halkın emniyet ve asayişe yönelik şikâyetleri, gelişen ekonomik ve ticarî hayatın gereklerini yerine getirme ve artan ulaşım imkânlarının askerî ve ticarî açıdan daha verimli kullanımını sağlama gibi gerekçelerle mahallî ve mülkî erkân tarafından bazı değişiklik önerileri yapıldı. İşte yeni sancak ve vilâyetler oluşturmak suretiyle coğrafî anlamda daha daraltılmış idarî birimler ihdas etmek bu öneriler arasında yer almaktadır.
1885 yılında yukarıda belirtilen durum ve gelişmelere binaen Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi ve bu arada bazı kazalardan müteşekkil yeni bir sancak teşkili gündeme geldi. Ancak bu konuda yapılan yazışmalar ve müzakereler neticesinde söz konusu idarî değişikliğe lüzum görülmediği anlaşılmaktadır. Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi doğrultusunda olumlu görüşlere rağmen niçin bundan vazgeçildiği resmî belgelere yansımamıştır. Bununla beraber bu konuda kaleme alman raporlar ışığında, Tanzimat'tan sonra eyâletlerin vilâyete; II. Abdülhamit devrinde ve sonrasında da sancakların müstakil sancağa veya vilâyete ve kazaların sancağa dönüştürülmesinin genel sebeplerini şöyle toparlamak mümkündür4:
Eski Fatsa İlçesi'ne ait İki Ayrı Görünüm.
http://site.mynet.com/cemilordu/mynet_resimlerim/fatsa_7.jpg /
http://www.fatsa.bel.tr/tr/FotoGaleri.aspx?Kategori=3
4 Geniş bilgi ve değerlendirme için bk. Nedim İpek, "Müstakil Sancaktan Vilâyete Kayseri'nin İdarî Taksimatı", IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri, 10 - 11 Nisan 2003, Kayseri 2003, s. 298; Rıza Karagöz, "II. Meşrutiyet Döneminde Canik Sancağında İdarî Yapılanma", Geçmişten Geleceğe Samsun Sempozyumu, 1. Kitap, Yay. Haz. Cevdet Yılmaz, s. 65 vd.; İlber Ortaylı, Tanzimattan Cumhuriyete Yerel Yönetim Geleneği, İst. 1985, s. 60 vd.
1 - Merkezî idareyi daha etkin ve güçlü tesis etmek,
2 - Büyük coğrafî alanlara sahip eyâletleri sınırları daraltılmış "vilâyetler" hâlinde teşkilâtlandırmak,
3 - 1860'lardan itibaren Anadolu'ya yönelik yoğun dış göçün yol açtığı asayiş ve emniyet meselelerine daha etkin ve kalıcı çözüm yolları bulmak,
4 - Ekonomik durumun gelişmesine paralel olarak değişen ve modernleşen ulaşım, taşıma, haberleşme ve üretim imkânlarının özellikle belirli bölgelerdeki şehirlerin büyümesine ve bu çerçevede bazı sancakların öneminin artmasına yol açması,
5 -Milletlerarası ticaretin çıkış noktaları olan liman kentlerinin öneminin hızla artması, buralarda ekonomik ve siyasî ilişkileri yönlendiren ticarî şirket, konsolosluk vs. gibi kurum ve kuruluşların teşkilâtlanması sonucu yeni bir idarî statünün gerekliliği.
Yukarıda ifade edilen sebepler çerçevesinde Orta Karadeniz Bölgesi'nde idarî değişiklikler yapmak suretiyle yeni kaza, sancak ve hattâ yeni bir vilâyet ihdası lüzumu kendini gösteriyordu. Canik Sancağı da vilâyete dönüştürülmesi düşünülen yerlerden biriydi. Gerek bağlı bulunduğu vilâyetin merkezine (Trabzon'a) uzaklığı, gerek XIX. yüzyılın ikinci yarısında gösterdiği ekonomik, sosyal ve ulaşım gibi alanlardaki gelişim hızı ve gerekse coğrafî bazı özellikleri dolayısıyla Canik Sancağı'nın vilâyet olması gerektiği konusunda devlet adamları tarafından raporlara da yansıyan bazı değerlendirmeler yapılıyordu. Canik Sancağı 1871 düzenlemesinden sonra zaten bir müddet "müstakil sancak" statüsünde idare edilmiş, fakat bilâhare yeniden Trabzon Vilâyeti'ne bağlanmıştı5.
5 1867 yılı kayıtlarında Trabzon Vilâyeti'ne bağlı görünen Canik Sancağı 1876 yılında "müstakil mutasarrıflık" olarak idare edilen sancaklar arasında görülmektedir. 1877 idarî taksimatında yeniden Trabzon Vilâyeti'ne bağlanan sancak, II. Meşrutiyet Dönemi'nde ikinci defa müstakil hâle getirildi. (Bk. Karagöz, "II. Meşrutiyet Döneminde...." s. 65 vd.). Canik Sancağı örneğinde görüldüğü şekilde bazı sancakların vilâyetlerden ayrılarak doğrudan merkeze bağlanması, esas itibarıyla merkeziyetçi anlayışın bir göstergesi olarak düşünülmektedir. (Ortaylı, s. 61 - 62.). Böylece taşrada otoriteyi arttırmak, vergi gelirlerini düzenli toplayabilmek ve asayişi sağlamak gibi hedeflere ulaşmak plânlanmıştı. (İpek, s. "Müstakil Sancaktan...", s. 298.)
1885 yılına doğru bu defa yakınındaki bazı sancakların kendisine ilhakı suretiyle vilâyete dönüştürülmesi söz konusu oldu. Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi düşüncesi paralelinde yine bu bölgede yeni kaza ve sancak teşkili önerisi de dikkat çekmektedir. Bu şekilde Orta Karadeniz'de Samsun merkezli idarî statü değişikliği hususunda stratejik önemi haiz bilgilerin yer aldığı raporlar kaleme alındı6.
6 BOA, ŞD (Şûrâ-yı Devlet), 1837/9.
Hattâ bu hususta resmî teşebbüslerde de bulunuldu. İşte bu makalede Osmanlı Arşivi belgelerinin ışığında Canik Sancağı'nın XIX. yüzyılın son çeyreğindeki durumu, gelişimi ve idarî statüsündeki değişiklik düşüncesi doğrultusunda kaleme alınan bazı bilgiler değerlendirilecektir.
1 - Orta Karadeniz Bölümü'nde Yeni Bir Sancak Teşkilinin Sebepleri
Doksan Üç Harbi ve sonrasında Anadolu, Rumeli ve Kafkaslar'dan yoğun bir göçe sahne oldu. Bunlar arasında "Batum muhacirleri" diye kaynaklara geçen bir grup muhacir Anadolu'daki muhtelif vilâyetlere yerleştirildiler. Bunların önemli bir kısmı Trabzon Vilâyeti'ne bağlı Samsun, Ünye, Fatsa ve Ordu sahasında iskân edildiler7.
http://www.zilemiz.com/protokol.htm
7 93 Harbi sonrası Kafkaslar'dan Anadolu'ya yapılan göçler, göçmen sayıları ve iskân mahalleri hakkında bilgi için bkz. Nedim İpek, "Kafkaslar'dan Anadolu'ya Göçler (1877 - 1900)", Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fak. Dergisi, S. 6, Samsun 1991, s. 97, vd.
Bir müddet sonra yerli halk ile muhacirler arasında zaman zaman şiddet derecesine varan ihtilâf ve çatışmalar meydana gelmeye başladı. Geçimleri için tahsis edilen paraların yetersizliği, ikamete uygun olmayan barınaklarda yerleştirilmeleri ve çalışacak bir iş bulamamaları gibi sebeplerle zor duruma düşen muhacirler, yerli halka saldırmak suretiyle asayişi bozan hareketlere yöneldiler. Huzursuzluğun ve kanunsuzluğun giderek artmasında yöneticilerin iş bilmezliği, kanunsuz ve hukuksuz davranışları da önemli rol oynadı8.
8 Muhacirleri kanunsuz davranışlara sevk eden sebepler hakkında ayrıntılı bilgi için bk. Abdullah Saydam, Kırım ve Kafkas Göçleri (1856 - 1876), Ankara 1997, s. 140, vd.
Bu durum her iki tarafın birbirleri hakkında şikâyetlerine sebep oluyordu9.
9 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 33a - b. Trabzon Vâlisi Ahmed Aziz Bey'den Dâhiliye Nezareti'ne tahrirat, 29 Kanun-ı evvel 1300 / 10 Ocak 1885.
Gerek yerli halkın gerekse muhacirlerin ileri gelenlerine, aralarındaki asayiş bozucu olayların ve münaferetin sona erdirilmesi hususunda Trabzon Vâliliği ve meskûn oldukları sancakların idarecileri tarafından ikaz ve nasihatlerde bulunulmaktaydı. Ayrıca emniyet tedbirleri alınmak suretiyle olaylara sebebiyet verenlerin yakalanmasına ve böylece asayişin tekrar istikrara kavuşmasına çalışılmaktaydı. Bu çerçevede Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey iki taraf arasındaki olayların sebeplerini ve alınacak tedbirleri yerinde incelemek ve tespit etmek üzere bölgeye gitti. Vâlinin yaptığı araştırmaya göre asayişi bozan ve şikâyete sebep olan olaylar en fazla Ordu, Fatsa ve Ünye çevresinde meydana gelmekteydi. Muhacirlerinin iskân edilmeleri sonucu nüfus yoğunluğu artan bölgede, bozulan asayişi düzeltmek ve ileriye yönelik kalıcı inzibatî tedbirleri almak maksadıyla daha etkili ve geniş çaplı bazı değişiklikler yapmak gerekiyordu. Bu çerçevede yeni bir sancak teşkili ile bölgede daha sıkı kontrol sağlanması mümkün olabilirdi.
http://www.zilemiz.com/protokol.htm
Yeni bir sancak teşkili için başka bir gerekçe de bölgedeki bazı nahiyelerin büyük ve bağlı bulundukları kaza merkezine uzak oluşlarıydı. Örneğin Ordu Kazası her biri birer kaza büyüklüğünde ve kaza merkezine 25 - 30 saat uzaklıkta 6 nahiyeyi şâmildi. Ordu Kazası'na bağlı nahiyelerin müdür maaşı tahsisatının azlığı idarî maslahat açısından başka bir problem oluşturmaktaydı. Büyüklüklerine ve idarî işlerinin yoğunluğuna nispetle oldukça az olan 300 kuruş raddesindeki müdür maaşı, idare vazifesini yapmaya dirayetli ve tecrübeli kişilerin rağbet etmesini engelliyordu. Dolayısıyla buralarda idarî müşkülât fazlasıyla hissediliyordu. Muktedir bir idareci eksikliğinden kaynaklanan otorite boşluğu kötü tesirlerini muhakkak gösteriyordu. Nitekim eşkıyalık olaylarının meydana gelmesinde ve faillerin yakalanamamasında bunun payı büyüktü. Dolayısıyla yeni bir idarî yapılanmanın bu probleme de çözüm getirebileceği umuluyordu10.
10 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 33a - b.
Öte yandan Fatsa ve Ünye Kazaları Ordu Kazası'na bitişik, fakat üçü de bağlı oldukları sancakların merkezine uzak bulunuyorlardı. Bu kazaların idare ve bağlılık şekillerinin değiştirilmesi suretiyle buraların durumunu ve muamelâtını daha yakından müşahede etmek mümkün olabilecekti11.
11 BOA.ŞD, 1837/9, Belge No.: 33a - b.
Bu sebeplerle ve bölgenin "hüsn-i idaresini temin etmek" üzere Ordu, Fatsa ve Ünye Kazaları'nın birleştirilmesi suretiyle yeni bir liva teşkili, önemli ve gerekli bir iş olarak düşünülmekteydi12.
12 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 33a - b.
Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey bölgede bizzat yaptığı inceleme gezisi sonucunda Ordu Kazası nahiyelerinden bazısının birleştirilmesi suretiyle yeni bir kaza ihdas edilmesi yönünde de önerilerde bulundu. Vâliye göre Habsmana, Ulubey ve Aybastı Nahiyeleri birleştirilerek, merkezi Habsmana olmak üzere ayrıca bir kaza teşkil etmek gerekliydi. Ancak yeni kazanın personel giderleri ve diğer masrafları için en az 3.500 kuruş tahsisat lâzım idi. Bu meblâğın Trabzon Vâliliği'nce tedarik edilmesi mümkün değildi. Bu paranın ya açıktan tahsisi ya da başka bir yerden bulunması gerekiyordu. Vâlinin bu konudaki çözüm önerisi şöyleydi : Şayet Ordu, Fatsa ve Ünye Kazaları'ndan müteşekkil yeni bir liva teşkili uygun görülürse Canik Sancağı küçülüp - iki kazası (Fatsa ve Ünye) ayrılmış olacağından - ikinci sınıf sancak statüsüne düşecekti13.
Eski Ordu'dan Panoramik Bir Görünüm - 1906.
http://www.ordu.bel.tr/UserFiles/Image/eski_ordu_foto/1905_1(1).jpg
13 Yeni bir kaza teşkili hâlinde Ordu Kazası mülhakatından olan Bolaman Nahiyesi Fatsa Kazası'na bağlanacaktı. Bk. BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 33a - b.
Memur maaşları da bu sınıfa uygun şekilde azalacaktı. Böylece buradan elde edilecek tasarruf, yeni kazanın tahsisatına karşılık olabilecekti14.
14 BOA, ŞD, i 837/9, Belge No.: 33a - b.
Bu durumda açıktan para tahsisine de gerek kalmayacaktı.
Vâlinin raporunda belirttiği üzere yukarıda adı geçen kazalardan mürekkep yeni bir sancak ve Ordu Kazası'nın üç nahiyesinin birleştirilmesi suretiyle yeni bir kaza teşkilinde, buralardaki nüfus da dikkate alınmış olmalıdır. Ordu, Fatsa ve Ünye Kazaları'nın toplam nüfusu 190.000, buna mukabil sancak statüsündeki Gümüşhane'nin nüfusu 60.000 civarındaydı15.
15 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 34, İngiltere Sefaretinin yeni sancak teşkili lüzumuna dair yazısı, 28 Kanun-ı sânı 1300 / 9 Şubat 1885.
Nitekim Gümüşhane Sancağı'nın lâğvedilmesi söz konusu olduğunda, bunun gerekçelerinden birisi de nüfusunun azlığı idi.
Yeni livanın getireceği maddî külfet de önemliydi. Vâlinin bu konuda önerisi son değişikliklerle iyice küçülen Gümüşhane Sancağı'nın lâğvedilmesi ve buraya mahsus masrafın yeni sancağa yönlendirilmesi şeklindeydi. Gümüşhane Sancağı daha önce Gümüşhane, Torul, Kelkit ve Şiran Kazaları'ndan oluşmaktaydı. Ancak Kelkit ve Şiran Kazaları, Erzurum Vilâyeti bünyesinde kurulan Bayburt Sancağı'na ilhak olunduğu için Gümüşhane Sancağı gerek nüfus miktarı gerek varidatça bir nahiye kadar küçülmüştü. Bu sebeple buranın artık mutasarrıfla idaresine gerek yoktu. Şayet Gümüşhane Sancağı lâğvedilirse bu değişiklikten elde edilecek tasarruf yeni kurulacak livaya tahsis olunabilirdi. Böylece ek masraftan kurtulmak mümkündü16.
16 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 33a - b, Trabzon Vâlisi Ahmed Aziz Bey'den Dâhiliye Nezareti'ne tahrirat, 29 Kanun-ı evvel 1300/ 10 Ocak 1885.
Vâli Ahmet Aziz Bey teşkilini önerdiği yeni sancağa kimin mutasarrıf tâyin olabileceği konusunda da teklifte bulunmaktadır. Ona göre, bu iş için vaktiyle mülkiyede pek faydalı hizmetleri görülen ve hâlen Ankara Aşar Nezareti Nazırlığı'nda bulunan Cafer Bey münasip görülmektedir17.
17 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 29, Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey'den Dâhiliye Nezareti'ne telgraf, 3 Kanun-ı sânı 1300 / 15 Ocak 1885.
Eski Çarşamba İlçesi'nden İki Ayrı Görünüm.
http://www.google.com.tr/search?hl=tr&q=%C3%A7ar%C5%9Famba+foto%C4%9Fraflar%C4%B1&meta=
Bölgenin idarî statüsünde yapılacak değişiklik konusunda bazı devletler de görüş belirtmekteydiler. Örneğin İngiltere Sefareti yeni sancak teşkili hususunda olumlu düşünmekte hattâ bunun gerekli olduğunu ifade etmektedir. İngiliz Sefareti'ne göre bölgede huzur ve asayişin tekrar temini için yeni bir mutasarrıflık teşkilinden başka yol yoktu. Sefaretin konu hakkındaki yazısında bu hususta daha önce de Osmanlı Hükûmeti'ne tavsiyede bulunulduğu ancak o zaman, ortaya çıkaracağı masraf yüzünden bu değişiklikten feragat olunduğu belirtilmekteydi. Gümüşhane Sancağı'nın lâğvedilmesi suretiyle bu malî müşkülâtın ortadan kalkacağı düşüncesi sefaret tarafından da paylaşılıyordu. "Trabzon Vilâyeti'nin batı tarafında asayişi sağlamak için bundan başka tesirli yol olmadığı ve vakit geçirmeksizin bu tedbirin icrası yoluna gidilmesi gerektiği18 ifade edilmek suretiyle konunun önemine vurgu yapılmaktaydı.
18 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 34, İngiltere Sefaretinin yeni sancak teşkili lüzumuna dair yazısı, 28 Kanun-ı sânı 1300 / 9 Şubat 1885.
Samsun ve çevresinin bu dönemde gösterdiği ekonomik ilerleme ve ticarî potansiyel yüksekliği bazı Avrupa devletlerinin ilgisini bu bölgeye çekmekteydi. Avrupa devletleri Osmanlı topraklarındaki iktisadî faaliyetlerinin kolayca ve sorunsuz şekilde yürütülebilmesi için özellikle liman şehirlerinin ıslahını talep etmekteydi. Ulaşım, su, kanalizasyon, aydınlatma, sağlık ve güvenlik hizmetleri gibi sorunların çözülmesi, bu devletlerin Osmanlı ülkesindeki ekonomik yatırımları için son derece önemliydi. Osmanlı idarecileri onların taleplerini dikkate alıp bu doğrultuda çalışmalar yapmışlardır. Nitekim 1877 tarihli Belediye Kanunu sözü edilen hizmetlerin daha etkin yerine getirilmesi maksadıyla çıkarılmış ve uygulamaya konmuştu. Hattâ Beyrut, İzmir ve Selanik gibi nispeten büyük liman kentlerinde belediye idarelerinin kuruluşu, ilgili kanunun çıkarılmasından bile önce gerçekleştirilmişti19.
19 İlber Ortaylı, Türkiye İdare Tarihi, Ankara 1979, s. 295 - 296.
Yabancı devletler bu gibi hizmetlerin güçlü ve merkeziyetçi idare anlayışı ile daha iyi sağlanacağını düşünmekteydiler. Anlaşıldığı kadarıyla Osmanlı idarecileri de yabancıların ülke içindeki yatırımlarının artması ve ticaretin gelişmesi için gerekli düzenlemeleri yapmakta çaba göstermekteydiler.
Samsun limanı bu tarihlerde Karadeniz'in en işlek limanı haline gelmiş ve yabancı tüccarların ticaret yapmak için uğradığı önemli merkezlerden birisi olarak kendini göstermişti. Kırım ve Kafkasya'daki Şeyh Şamil direnişinin kırılmasından sonra başlayan kitlesel göçün 93 Harbi'ni müteakip daha yoğun şekilde devam etmesi bölgeye ve Samsun'a bir hareketlilik getirdi. Trabzon'un yanı sıra Samsun limanını da transit geçişte kullanmaya başlayan Kafkas göçmenleri, önemli derecede asayiş problemlerinin çıkmasına sebep oldu. Öte yandan ilerleyen yıllarda göçmenlerin Samsun ve çevresine iskânlarından20 sonra yörenin tarım kapasitesinde gözle görülür bir değişim ve ilerleme kaydedilmeye başlandı.
Mübadele Göçmenleri
http://samsun05.blogcu.com/mubadele-gocmenleri_18904831.html
20 1877 - 78 Osmanlı - Rus Savaşı'yla birlikte Sohum tarafından gelen yaklaşık 60.000 Abaza göçmen, başta Bafra ve Çarşamba olmak üzere Trabzon Vilâyeti'nin iskâna elverişli yerlerine yerleştirildiler. Berlin Antlaşması İle Rus hâkimiyetine bırakılan Batum ve çevresinden de Samsun, Ordu, Fatsa ve Ünye'ye önemli miktarda göçmen geldi. Geniş bilgi için bk. Nedim İpek, "Canik Sancağının Nüfusuna Dair Bir Değerlendirme" Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, S. 12/1, Samsun 1999, s. 29 - 45.; Süleyman Erkan, Kırım Kafkasya ve Doğu Anadolu Göçleri (1878 - 1908), Basılmamış Doktora Tezi, Samsun 1993, s. 194 - 197.
Tütün, mısır, mercimek, yulaf, buğday, fasulye gibi tarım ürünlerinin üretiminde önemli sayılabilecek artışlar kaydedildi. Özellikle tütün üretimi Bafra ve Samsun ekonomisinin dışa açılmasında çok büyük katkı sağladı21.
21 Musa Çadırcı, "19. Yüzyılın İkinci Yarısında Karadeniz Kentleri, Trabzon ve Samsun", //. Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi Bildirileri, Samsun 1990, s. 15 vd.; Duran, s. 58, vd.
Bir de iç bölgelerde üretilen ihraç mallarının Samsun limanı vasıtasıyla yabancı tüccarlarla buluştuğu hususu göz önüne alındığında, bu bölge ile ekonomik bağları bulunan devletlerin asayiş ve istikrarın sağlanması için tavsiyelerde bulunması anlaşılabilir olmaktadır.
2 - Yeni Sancağın Merkezinin Neresi Olacağı Meselesi
Teşkili düşünülen yeni sancağın merkezinin neresi olacağı hususu, bölgenin coğrafî ve stratejik özellikleri hakkında da bilgi veren bir dizi yazışmaya vesile olmuştur22.
22 Daha ileride bu konudaki bilgi ve değerlendirmelere temas edilecektir. BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 7a - b, Trabzon Vâlisi Ahmed Aziz Bey'den, Dâhiliye Nezareti'ne, 28 Mayıs 1301 / 9 Haziran 1885.
Tâyin olunacak merkezin sancağın orta bir noktasında olması münasipti. Hattâ bölgede yeni bir sancak teşkili lüzumu gündeme gelince Fatsa'nın Müslim ve gayrimüslim eşrafı Sadaret Makamı'na hitaben ortak bir metin kaleme alıp, sancak merkezinin Fatsa olması hususundaki gerekçeli görüşlerini dile getirmişlerdi. Buna göre Fatsa Kazası, gerek Samsun'a gerekse Trabzon Vilâyeti'ne uzaklık itibarıyla orta noktada bulunuyordu. Fatsa saha ve nüfus açısından da oldukça ehemmiyetli bir konuma sahipti. Muhacirlerin iskân olunduğu yerlerin başında gelmesi hasebiyle önemi bir kat daha artmıştı. Ayrıca Ordu Kazası ile Ünye ve Terme Kazaları'nın arasında bulunan Fatsa, güzel bir limana sahipti. Her tarafından pek çok kazanın ve nahiyenin iskelesi durumunda bulunuyordu. Bu sebeplerle Fatsa sancak merkezi olmaya en lâyık yer idi23.
http://www.zilemiz.com/protokol.htm
23 BOA,ŞD, 1837/9, Belge No.: 19a - b, Fatsa hanedan ve eşrafının Sadaret'e telgrafı, 21 Şubat 1300 / 5 Mart 1885.
Bütün bu noktalar esas alındığında sancak merkezinin Fatsa olması uygun gibiydi24.
24 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 27 - 28, Dâhiliye Nezareti'ne ariza, 11 Kanun-ı sânı 1300 / 23 Ocak 1885.
Yeni sancağın merkezinin neresi olacağı tartışmasına Ünyeliler de müdahil oldular. Ünye'nin ileri gelir eşraf ve esnafı Dâhiliye Nezareti'ne hitaben kaleme aldıkları telgrafla sancak merkezinin Ünye olmasını talep ettiler. Ünyelilere göre, diğer kazalara nispetle muhacirlerin çoğu Ünye Kazası'nda iskân olunmuştu. Bölgede yeni bir idarî yapılanmaya esas sebebi teşkil eden bazı eşkıyanın en ziyade zarar verdiği yerler de Ünye ve çevresi idi. Olayların en fazla bu çevrede odaklanmasının sebebi, Fatsa, Ordu ve Terme Kazaları'nın muhacirlerle meskûn olması ve Ünye'nin bu kazaların ortasında bulunması idi. Ünye'nin bu konumundan istifade eden eşkıya güruhunun faaliyetlerini kontrol altına almak mümkün olamıyordu. Öte yandan kaymakamlık idaresi ile bölgede kalıcı düzen ve asayişi sağlamak imkânsız görünüyordu. Bu yüzden bölgede kalıcı ıslahat ve tedbir icrasının gerçekleştirilebilmesi, ancak Ünye Kazası'nın sancak merkezi yapılması hâlinde mümkün olabilirdi. Dolayısıyla herkesin can, mal ve namusundan emin olması için Ünye'nin sancak merkezi yapılması elzemdi. Ayrıca Ünye, havasının yumuşaklığı, kasabasının büyüklüğü, mevkiinin şirinliği ile de dikkat çekici idi. "Her çeşit ıslahat imaline elverişli olup" Niksar yolunun genişletilmesi suretiyle iç bölgelerle ulaşımın buradan kolayca sağlanması söz konusuydu25.
25 Bu tarihlerde Ünye - Niksar yolu genişletilmiş ve şose (asfalt) yol olarak hizmete açılması plânlanıyordu. BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 13a - b, Ünye halkının Dâhiliye Nezareti'ne telgrafı, 26 Mart 1301 / 7 Nisan 1885.
Kabataş'ta Eskiden Yapılan
Bir Yol Çalışması.
Her hâlde Ünye mevcut durumu, mevkii ve gelecek vaat etmesi itibarıyla sancak merkezi olmak için tercihe lâyık bir yerdi26.
26 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 13a - b, Ünye halkının Dâhiliye Nezareti'ne telgrafı, 26 Mart 1301 /7Nisan UZS; BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 15a - b - c, Ünye halkının Sadaret'e çektiği telgraf, 26 Mart 1301 / 7 Nisan 1885.
Fatsa ve Ünye eşrafının, içeriği yukarıda ifade edilen yazılarına rağmen Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey bizzat bölgede yaptığı tahkikat ve gezi neticesinde, belirlenecek merkezle ilgili daha farklı bir düşünceye sahipti. Vâliye göre siyasî ve askerî noktalar açısından bakıldığında ve ileriye yönelik bazı muhtemel gelişmeler hesaba katıldığında, ehemmiyeti diğer kazalardan aşağı kalmayan hattâ belki daha da önemli bir mevkide bulunan Vona (Perşembe), sancak merkezi olmak için en elverişli yerdi. Şöyle ki : Vona Limanı denizden Ordu'ya 12, Fatsa'ya 20, Ünye'ye 26 mil uzaklıkta, tabii ve geniş bir limandı. Karadeniz Boğazı ile Batum arasında Vona gibi ihtiyaç halinde gemilerin sığınabileceği başka bir liman yoktu. Hattâ burası bazı yönleriyle Sinop Limanı'na bile tercih edilebilirdi. Bundan dolayı kış mevsiminde küçük büyük her çeşit vapur, yelkenli ve diğer gemiler fırtınaya tutulduklarında Vona Limanı'na kaçarak orada barınmaktaydı. Bu limanın gün doğusu ve poyraz cihetleri açık ise de arka tarafını çevrelemekte olan, her mevsim karla kaplı yüksek dağ silsilesi, bu rüzgârların etkisini azaltmaktaydı. Bu yüzden tüccar gemileri kışlamak için Vona Limanı'nı tercih ediyorlardı. Kaldı ki Vona Limanı'na sığınıp da kazazede olmuş hiçbir gemi duyulmamıştı.
Eski Vona'dan (Perşembe) İki Ayrı Görünüm.
http://www.persembe.bel.tr/default.asp?s=resim_arsivi
Vona ticarî potansiyel açısından da oldukça uygun bir yerdi. Ordu'dan Sivas tarafına yapılmış olan yol Vona'nın arkasındaki dağlardan geçmekteydi. Ordu ile Vona arasına yapılacak ilâve bir yol burayı Sivas yoluna bağlayacaktı. Öte yandan Vona civarındaki Kozağzı adlı küçük kasaba az bir zaman zarfında büyüyüp bu sahilin en büyük ticaret merkezi olabilecek bir potansiyele sahipti.
Siyasî ve askerî nazarla bakılacak olursa Anadolu'nun merkezi addolunacak Sivas'a ulaşmak için açılmış ve hâlen açılması çalışmalarına devam edilen Ordu ve Ünye yolları, Vona Limanı'nın sağ ve sol taraflarında bulunuyordu. Ordu'ya 12, Ünye'ye 26 mil mesafede bulunan Vona Limanı, bulunduğu mevki itibarıyla âdeta "Anadolu kıtasının anahtarı" mesabesindeydi. Bütün bu özellikler göz önüne alındığı takdirde ehemmiyeti daha iyi anlaşılacak olan Vona, teşkili düşünülen sancağın merkezi olmak için en uygun yer olarak görünmekteydi27.
27 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 27 - 28, Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey'in Dâhiliye Nezareti'ne yazısı, 11 Kanun-ı sânî 1300 / 23 Ocak 1885.
Ahmet Aziz Bey'in raporunda ayrıntılı şekilde belirttiği hususlar sancak merkezi meselesine dışarıdan bir bakış açısını yansıttığından, Fatsa ve Ünyeliler'in talepleri ile mukayese edildiğinde tarafsız ve ciddiye alınması gerekli nitelikte görünmektedir. Askerî güvenlik nazarından Vona'nın avantajlarını sıralayan vâli, Karadeniz'deki diğer büyük limanların durumunu da şüphesiz değerlendirmiş olmalıdır. Trabzon'un ülkenin doğu sınırında olması, Sinop'un Kırım Harbi'nde baskına uğraması ve Osmanlı donanmasının başına gelen felâket bu iki limanın stratejik konumunun yeniden gözden geçirilmesini gerektirmiştir. Dolayısıyla raporda da açıkça belirtildiği üzere Karadeniz'in ortalarına denk gelen kıyıda, Anadolu'nun içlerine ulaşım imkânı sağlayan, gerektiğinde doğu ve iç bölgelere mühimmat sevkıyatının kolayca yapılabilmesi için uygun potansiyele sahip Vona'nın liva merkezi yapılması diğer kazalara göre daha münasip olarak değerlendirilmektedir.
Eski Vona'dan (Perşembe) Bir Görünüm.
http://images.gittigidiyor.com/1276/12764508_0.jpg
3 - Canik Sancağı'nın Vilâyete Dönüştürülmesi Düşüncesi
Canik Sancağı'nın idarî yapısında değişikliğe gidilmesi ve sancağın vilâyete dönüştürülmesine dair Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey'in kaleme aldığı raporda bölgedeki asayişsizlik olaylarına vurgu yapılmaktadır. Ayrıca bunların sebepleri ve alınan tedbirlerden bahsedilmektedir. Canik Sancağı dâhilinde hırsızlık olayları fevkalâde artmıştı. Halk bu yüzden korku ve telaş içindeydi. Asayişsizlik olaylarının artmasında adliye memurlarının dikkatsizliği ve umursamazlığı önemli rol oynuyordu. Hükûmet, vilâyet genelindeki asayişsizliklerin ve uygunsuz davranışların önlenmesini temin edecek etkin tedbirler alınmasını, bu konudaki emir ve yasakların itina ile uygulanmasını ve böylece bölgede güvenlik ve huzurun sağlanmasını istemekteydi28.
28 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 8 - a, Trabzon Vâlisi Ahmed Aziz Bey'den Dahiliye Nezareti'ne, 28 Nisan 1301 / 10 Mayıs 1885.
Bunun için öncelikle adlî teşkilâtın teftişi ile gözden geçirilmesi ve yeniden yoluna sokulması gerekiyordu. Nitekim Canik adlî teşkilâtının teftişi ve bunun neticesine göre gereken ıslahatın yapılması için vilâyet Adliye Müfettişi Reşit Bey özel olarak Samsun'a gelmiş ve incelemelerde bulunmuştur. Reşit Bey'in araştırmasından anlaşıldığına göre adliye ile ilgili işlerin dikkatli ve zamanında görülmemesi, bazı yerlerde bir takım suiistimallerin vuku bulması ve cinayet gibi önemli davalarda olayın tahkiki aşamasında görevli müstantiklerin çoğunlukla ehliyetli olmaması, sancak dahilindeki asayişsizliğin sebepleri arasında sayılmaktaydı. Müstantiklerin görevlerini ihmal etmeleri ise maaşların azlığından kaynaklanıyordu. Yeterince maaş verilmemesi, son derece önemli bir görev olan müstantikliğe, liyakatli kişilerin rağbet etmesine de engel oluyordu29.
Samsun - Sivas Demir Yolu ile
Kesişen Samsun - Çarşamba Dar Hattı.
Çetin KOŞAR -
http://wowturkey.com/forum
29 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 8 - a.
Canik Sancağı'nda asayiş olaylarının artmasında, zabtiye sınıfına girmiş bir takım "kötü unvanlı kişilerin" de rolü vardı. Dolayısıyla olayları önlemek için zabtiye teşkilâtını bu gibilerden temizlemek son derece önemliydi. Bu sebeple vilâyet Zabtiye Alaybeyi Hasan Bey Samsun'a gönderildi. Sancağın durumunu ve alınacak tedbirleri görüşmek üzere Trabzon Vâlisi başkanlığında liva mutasarrıfı Hacı Hasan Bey ve Samsun Askerî Fırka Kumandanı Ferik Hüseyin Paşa'nın aralarında bulunduğu özel bir komisyon teşkil edildi. Komisyonun görüşüne göre, Canik inzibat işlerinin yoluna koyulması için, gayreti ve cesareti ile tanınan merkez tabur ağası Hüsrev Bey'in Canik Tabur Ağalığı'na getirilmesi30 uygun olacaktı.
30 O sıralarda Canik Tabur Ağası Süleyman Bey olup Hüsrev Bey ile becayişleri öngörülmekteydi. BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 8 - a.
Ayrıca zabtiye askeri arasına sokulmuş olan muzır şahısların tedricen31 tard ve icab edenlerin mahkemeye sevkleri sağlanmalıydı. Bu görüşler doğrultusunda hazırlanan rapor Makam-ı Seraskeri'ye bildirildi32.
31 Tespit edilen kişilerin birden bire zaptiye teşkilâtından ilişiklerinin kesilmesi, sakıncalı bulunmuş ve olayların çıkması ihtimali göz önünde bulundurularak böyle bir yol izlenmesi münasip görülmüştü. Bk. BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 8 - a.
32 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 8 - a.
Samsun'da toplanan komisyonda Canik Sancağı dâhilinde cereyan eden eşkıyalık olaylarının önlenmesi hususunda acilen alınması gerekli bazı tedbirler karara bağlandı. Uygulamadan bazı olumlu sonuçlar da elde edildi. Nitekim beş altı yıldan beri Ünye ve çevresine musallat olan eşkıya reisi Recep ve adamları ele geçirildi ve bölge halkı bunların verdiği zararlardan kurtarıldı. Bu sayede halk büyük ölçüde emniyete kavuşmuş oldu. Ancak genel asayişin arzu edilen surette ve uzun vâdeli hüküm sürmesi, bölgede esaslı bir takım ıslahatın yapılmasını gerektiriyordu. Bu çerçevede bir idarî değişikliğe gidilip Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi, asayişsizliğin daha etkin ve kalıcı şekilde önlenmesinde elzem bir tedbir olarak görülmekteydi. Bu konuda Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey'in mütalâası şu şekildeydi33:
33 BOA, ŞD, 1837/9, Belge no. 8 - b, c, Trabzon Vâlisi Ahmed Aziz Bey'den Dâhiliye Nezareti'ne, 28 Nisan 1301 / 10 Mayıs 1885.
Gripin İlânları Asılı Evin Önündeki Arnavut Kaldırımları Mâzide Kaldı!
Foto Ahmet Hüseyin ŞEN / Ünye.
Trabzon Vilâyeti'nin uzunluğu sahil boyunca yaklaşık 150 saatlik bir mesafe tutmaktaydı. Genişlik açısından da vilâyet yer yer çok farklı ölçülere sahipti. Kısmen 6 - 7, bir tarafı 9 - 10, az bir kısmı da 20 saatlik mesafeyi bulmaktaydı. Böyle geniş bir sahaya sahip Trabzon Vilâyeti'ni teşkil eden sancakların en mühimi ise Canik idi. Sancağın merkezi olan Samsun şehri vilâyet merkezine kara yoluyla 80 saat uzaklıktaydı. Böylesine uzun mesafe hükümetin tebliğ ve emirlerinin bu liva içerisinde süratle ve kolayca duyurulmasını ve yerine getirilmesini engellemekteydi. Bu durum, hem livaca hem de vilâyetçe müşkülâta sebep oluyordu. Hattâ bu zorluklar dikkate alınarak önceki yıllarda Canik Sancağı'nın müstakil liva statüsünde idare olunması yoluna gidilmişti34.
34 Bu konuda ayrıca bk. Karagöz, "II. Meşrutiyet Döneminde Canik Sancağında İdarî Yapılanma", Geçmişten Geleceğe Samsun Sempozyumu, 1. Kitap, Yay. Haz. Cevdet Yılmaz s. 65 - 81.
Üstelik o zaman ne vilâyet genelinde ne de Canik çevresinde muntazam yollar bulunmuyordu. Hâlbuki şimdi vilâyet dâhilinde sahilden içerilere doğru çok sayıda geniş yollar açılmıştı. "Bağdat yolu" gibi son derece önemli bir güzergâhın Samsun Limanı'nda son bulması, sancağın çevresiyle olan ekonomik bağlantısını oldukça önemli bir konuma yükseltmişti. Buna paralel olarak ehemmiyeti de hayli artmıştı. Bütün bunların yanı sıra sonraki yıllarda göstereceği gelişmeler de dikkate alınarak, bazı civar sancakların bağlanması suretiyle Canik'in, büyük bir vilâyet teşkiline lâyık olacak kadar önemli bir noktada olduğu aşikârdı35.
35 BOA, ŞD, 1837/9, Belge No.: 8 b - c.
Eski Samsun'dan Bir Görünüm - 19.09.1927
http://img.blogcu.com/uploads/samsun05_samsun_1927foto.JPG
Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi için başka önemli gerekçeler de vardı. Meselâ bu sahilden Anadolu'nun merkezine doğru yapılan müteaddit yollar ticarî ve ekonomik bakımından Samsun'un önemini yalnız arttırmakla kalmamış, aynı zamanda bu havâliye idarî ve inzibatî açıdan da son derece ehemmiyet kazandırmıştı. Ulaşım ağının genişlemesi ve iyileştirilmesi, bazı eşkıya ruhlu insanların da işini kolaylaştırdığından bunlar eskiye göre daha büyük ve geniş çaplı olaylar çıkarma imkânı bulmuş oluyorlardı. Dolayısıyla mevcut ve muhtemel asayişsizlik olaylarının önlenmesi için etkili ve kalıcı tedbirlerin alınması mecburiyeti kendini gösteriyordu. Bu çerçevede merkezi Vona olan yeni bir liva oluşturulması önemli olmakla birlikte, idarî açıdan daha kalıcı ve etkili bir çözüm yolu olarak, Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi gerekli görülüyordu.
Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey bu konudaki düşüncesini ve önerisini şöyle tamamlamaktadır : Sinop ve Amasya Sancakları, mesafe ve ticarî açıdan Samsun'la çok yakın ilişki içindedirler. Bu sancakların bağlanması suretiyle Canik Sancağı'nın vilâyete dönüştürülmesi elzemdir. "Canik Vilâyeti" adını alacak bu yeni idarî birimin merkezi Samsun olacaktır. Ordu, Ünye ve Fatsa Kazaları'nın birleştirilmesiyle merkezi Vona olmak üzere teşkil edilecek sancak da bu yeni vilâyete bağlanacaktır. Trabzon'dan ayrılacak olan yukarıdaki yerlere mukabil olmak üzere, mesafesinin yakınlığı bilinen ve Trabzon'a hemcivar olan Karahisar-ı Şarkî Sancağı Trabzon Vilâyeti'ne bağlanabilecektir. Vilâyete dönüştürülmesi mümkün olduğu takdirde Canik'in idarî, ekonomik ve ticarî potansiyeli bir kat daha artacaktır. Buna paralel olarak çoğalacak gelirleri, bu dönüşümden kaynaklanacak masrafı da fazlasıyla karşılayabilecektir.
Teşekkül edecek olan Canik Vilâyeti'nin vâliliğine, vilâyetin ehemmiyetiyle ve büyüklüğüyle mütenasip ehliyetli, tecrübeli, "fıtraten ileri görüşlü ve hamiyyeti bilinen" birinin tayini uygun olacaktı. Ahmet Aziz Bey'e göre, hâlen Canik Sancağı Mutasarrıfı olan Hacı Hasan Bey bu iş için en uygun kişiydi. Daha önce Yozgat gibi büyük ve idaresi zor bir sancakta görev yapan Hacı Hasan Bey, imar faaliyetleri, geçit yapımı, yolların tamiri ve maarif işlerinin ihyası gibi mühim konularda başarılı hizmetleriyle kendini göstermişti. Canik Sancağı Mutasarrıflığı'nda bulunduğu şu kısa zaman zarfında muktedir ve başarılı yönetimiyle gerek halk gerekse hükûmet nazarında takdire şayan birisi olarak anılmaktaydı36.
36 BOA, ŞD, No: 1837/9, 35, Trabzon Vâlisi Ahmet Aziz Bey'in Sadaret'e yazısı, 28 Nisan 1301/ 10 Mayıs 1885.
Eski Terme İlçesi'nden İki Ayrı Görünüm (Eski Tahta Köprü ve
Thermodon Fluvial).
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?p=1052513
Sonuç
XVII. ve XVIII. yüzyıllara ait kaynaklarda pek kayda değer bir yer olarak tanımlanmayan Samsun, 1768 - 1774 Osmanlı - Rus Savaşı'ndan itibaren belirgin bir önem kazanmaya başladı. Doğusundaki ve batısındaki verimli ovaları, Karadeniz sahilinden Anadolu'nun iç bölgelerine ulaşımın en kolay sağlanabildiği güzergâh olması ve Karadeniz'in kuzeyine ve Kafkasya'ya yapılan seferlerde ordunun ve askerin ihtiyacı olan zahirenin toplanma merkezi olması37 gibi birbirinden farklı alanlardaki özellikleri ile Samsun, potansiyel önemi haizdi.
37 Bk. Osman Köse, ; "19. Asra Girerken Osmanlı'da Kentlerin Savaşlara Katkıları ve Savaşların Kentlerdeki Yansımaları : Samsun Örneği", Geçmişten Geleceğe Samsun Sempozyumu, 2. Kitap, Yay. Haz. Cevdet Yılmaz, Samsun 2007, s. 75 - 94; Karagöz, Canikli Ali Paşa, Ankara 2003, s. 31 -32.
Nitekim XIX. Yüzyıl'ın ilk yarısından itibaren bu potansiyel aktif hâle dönüşme imkânı buldu ve başta Samsun olmak üzere Canik Sancağı'na bağlı yerler ekonomik, ticarî, askerî ve demografik hareketliliğiyle dikkat çekmeye başladı. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren iç ve dış göçlerle nüfus yapısında meydana gelen değişiklikler Samsun'u iş gücü açısından olumlu, meydana gelen asayişi bozucu olayların artması açısından ise olumsuz etkiledi. Bu gelişmeler neticesinde Canik Sancağı'nın idarî statüsünde değişiklik yapılması gerekliliği hâsıl oldu. Nitekim 1871 düzenlemesinden sonra sancağın, "müstakil" statüde, doğrudan merkeze bağlı idare edilmesi söz konusu oldu. Birkaç yıl bu şekilde idare olunan Canik, yeniden Trabzon Vilâyeti'ne bağlandı.
İdarî taksimatta değişiklik suretiyle Karadeniz Bölgesi'nin orta kısmında oluşturulması düşünülen Canik Vilâyeti, kendisine bağlanacak sancaklarla birlikte önemli bir coğrafî mekânı işgal edebilecekti (bk. Harita). Ancak merkezî idare, ihtiyaç olmadığı kanaatiyle bu değişikliğe onay vermedi. Dolayısıyla Canik, Trabzon Vilâyeti'ne bağlı bir sancak olarak mevcut statüsünü sürdürdü. Bununla birlikte bölgenin asayiş problemini çözmek için emniyet teşkilâtı güçlendirildi. II. Meşrutiyet'in ilânını müteakip 1910 yılında yeniden müstakil hâle getirilen Canik Sancağı, Cumhuriyet Dönemi'nin başlarına kadar38 bu statüsünü korumuştur.
38 Canik, Cumhuriyet'in ilânından birkaç gün evvel vilâyet hâline getirilmiştir. Dursun Ali Akbulut, "Samsun'un Gazi Günü ya da 19 Mayıs Bayramı", Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, S. 12/1, Mayıs 1999, s. 1.