.
|
ÜNYE'DE |
|
Makale :
İrfan IŞIK
(Emekli Öğretmen -
Araştırmacı - Yazar)
Sahilde Bıldırcın Ağıyla Marangoz (Arap)
İsmail Demirkol Usta![]() Salih Başaran Fotoğraf Arşivi - 10.09.1994 |
Son derece yorgun olan kuşların bazen hemen ağların önüne kondukları da olur. Falezin üstündeki avcıların gözü devamlı denizi tarar. Çok uzaklarda avı kim önce görmüş ise şaşmaz bir doğrulukla, kuşun kimin ağına çarpacağını tahmin eder, o ağın sahibini uyarmak için bağırır, Avardi PIIRR…bu geliyor uyarısıdır. Sonra av yeri belirtilir.
Avardi Fok Fokkk…
Avardi Calamarkaaa…
yahut :
Avardi Pas Passs …
Her ağ yerinin adı vardır. Ve tüm avcılar, tüm av yerlerinin adını bilirler.
Bıldırcın Avında Nazmi Atay, Bulut Ersavaş,
Hacı H. Suyabatmaz - Hacı Hüseyin Suyabatmaz Fotoğraf Arşivi -
2003/Akçay
Bir de.. sizin gemide yaptığınız gibi kuşları kondukları yerden elle tutma şeklinde yapılan av vardı.
Bıldırcın akınının en çok ne zaman olacağının takvimini yapmıştır, Ünyeli avcılar. Böyle gecelere sürü gecesi adını vermişler ve o gece de tetiktedirler. Hele o gece sizin ki gibi hava yağışlı ise sevinçlerine sınır olmaz. Gedallarını (bir ince demir çembere gevşekçe bağlanmış uzun sırıklı sapı olan ağ), Lüks Lâmbalarını alarak düzlüklere çıkarlar. Yere konarak dinlenmekte olan bıldırcınların üstüne gedallarını kapaklarlar. Böyle gecelerde yüzlerce bıldırcın tutulduğu olur. Eskiden kuşlar pazarda satılırdı. Şimdilerde av hayvanı satışı yasaklandı. Sizi sıkmıyorsam bıldırcın yolarken.. Terme’de Sakarlı Köyü'nden itibaren Çarşamba’ya doğru uzanan sulak arazilerde ağ kurularak yapılan ördek avını da anlatayım.
TERME’DE
AĞ GEREREK YAPILAN ÖRDEK AVI
(Şirin Ünye
Gazetesi - 28.11.2007 tarih, Yıl : 47, Sayı : 3335'te yayımlandı.)
Gece boyunca karadaki sulak arazilerde yemlenen ördekler sabahın ilk ışıkları ile havalanarak denize dönerler. Sahilden hayli uzakta adalar oluşturacak sürüler halinde gün boyu dinlenmeye çekilirler. Akşam karanlığı çökerken ve tüm gece boyu uçarak yemlenmek için karadaki sulak yerlere dönerler. Eskiden o sulak araziler başı göklere değen dişbudak, kızıl ve kara ağaçlardan oluşan ormanlarla kaplı idi. Ağaçlar, gölün içinden minareler kalınlığında ve boyunda fışkırmışlardır. Köylüler çeşitli ihtiyaç ve ticaret için bu ağaçların en güzel ve değerli olanlarını kestiler. İçi kofulmuş, odun olmaktan başka bir değeri olmayanlarını bıraktılar. Ama onların da başı göklerde idi.
Temel Başaran Avcılarla
Törende![]() Salih Başaran Fotoğraf Arşivi |
Halis Genç - Kuğu ve Kaz Avı Dönüşünde![]() Salih Başaran Fotoğraf Arşivi |
Köylüler, sulak arazideki bu ağaçların uygun aralıkta olanlarından iki tanesini seçiyor, ağaçları biraz daha yükseltmek için tepelerine, uzun ve dayanaklı makaralı direkler çakıyor, aralarına, aşağı yukarı inip çıkan bir ağ geriyorlardı.
Bu ağın boyu 30 - 40 metre, eni 10 metre kadar oluyordu. Avcılar, ağ kuracakları bu iki ağacın arasındaki gölcüklere mısır dökerek ördekleri orada birkaç gün yemliyorlar, ondan sonraki gecelerde de ağlarını kuruyorlar. İki ağacın altında, makaralı ağların vara - gele iplerini tutan iki avcı, mutlak sessizlik içinde gece karanlığında, görmedikleri, ancak kanat seslerinden ve ağa çarpan ördeğin ellerindeki ipleri sarsmasından tetiklenerek, karşılıklı olarak ağın iplerini bırakıyorlardı. Ördek ya da ördeklerin üstüne katlanan ağ süratle aşağıya iniyordu.
Avcılar yakalanın ördekleri alıyor, başlarını arkaya kanırarak sırtlarına yapıştırıyor, boyunlarının üzerinde kanatlarını çapraz olarak bir birine geçiriyor, kuşları hareketsiz hale getiriyorlardı. Bu durumdaki zavallı ördekler bacakları serbest olduğu halde, onları kullanmaya bile teşebbüs edemiyorlar, sabaha kadar o şekilde ağaç dibinde avın bitmesini bekliyorlar. Avcılar bundan sonra ağı vira edip, yeni avları beklemeye geçiyorlardı.
Halıcı Ömer, Radyocu Ali Korkmaz, Temel
Başaran, Bekir Avcı
Salih Başaran Fotoğraf Arşivi - Fotoğraf : Enver Lüleci
Böyle av yerlerinde avcı dostlarımla bekleyip sabahladığım çok olmuştur. Verimli av gecelerinde sürü sürü ördek yakalandığını görmüşlüğüm var.
Tutulan ördekler eşe dosta dağıtılır, bir bölümü temizlenerek satılır, en besili ve yağlı olanlar tuzlanarak küplere basılırdı.
Tuzlama işlemi şöyle gerçekleştiriliyor :
Ördeklerin kanatları gövde ile birleştiği eklemden kesilerek çıkarılıyor, boyun da kendi dibinden kesilerek alınıyor, sonra ördek göğüsten anüsüne kadar yarılıyor, et kemiklerin üstünden yüzülerek iskelet çıkarılıp atılıyor. Geriye sadece kemikleri ile birlikte butlar ve ördeğin lop eti kalmış oluyor. Bundan sonra da ördeğin içi tuzlanıp butlar karın kısmında olmak üzere lop et dürülüp rulo yapılıyor, küpteki yerine yerleştiriliyor.
Tuzlu ördeklerden, ördekli pilav için küpten çıkarılan etin bir bölümü kesilerek küçük parçalara ayrılıyor, bir tavada bol tereyağı ile sote edilerek pilav üstüne seriliyor. Okuyucular arasında böyle hazırlanmış pilavdan yemiş olanlar varsa, onun tarifsiz lezzetini özlemle hatırlayacaklardır.
Radyocu Ali Korkmaz, Bekir Avcı, Hacı. H. Suyabatmaz,
Ali Doğaner 29 Ekim Kutlamalarında
Hacı Hüseyin Suyabatmaz Fotoğraf Arşivi
Şimdilerde, Termeli ördek besicisi köylüler ve bu işi bilen Kentsoylular halen ördek tuzlar ve konuklarına ördek kavurmalı pilav ikram ederler. Ancak bu ördekler onların deyimi ile göğ ördeği değil, yer ördeğidirler. İyice yağlanması için özel olarak beslenirler.
Yolunan ördeklerin göğüs tüyleri yastık ve yatak yapmak için biriktirilir. Termeli Kentsoylular’ın ve pek çok köylünün yatak ve yorganları kuş tüyündendir. Benim ve çocuklarımın bile… kasaplık bir hayvanın eti, derisi, yünü, boynuzu nasıl değerlendiriliyorsa ördeğin de eti, tüyü, kanadı öyle değerlendirilir.
Bu sırada yanımıza çok şişman çok sevimli çok tonton aşçıbaşı olduğunu öğrendiğim bir bey geldi. Kibar bir tavırla sayın kaptanım izniniz olursa ben yolunmuş bıldırcınları alarak öğle yemeğini hazırlayayım. Mürettebata fırın bıldırcın pişireceğim, siz nasıl istersiniz diye sordu. Kaptan; bizi işaret ederek konuklarımla bize de fırın ve ızgara olmak üzere iki türlü hazırla. 8 kişi olacağımızı da unutma dedi. Kısa bir süre sonra kampana çaldı. Vinç motorları stop etti. Mürettebat ve biz birer ikişer temizliklerimizi yapıp öğle yemeği için hazırlandık. Geminin köprüsüne çıktık. Çeşit çeşit meze ve ayıklanmış meyvelerle hazırlanmış masaya kurulduk. Biz oturur oturmaz tonton aşçı başı kocaman iki tepsi taşıyan yamakları ile göründü. Tepsinin birinde nar gibi kızarmış daha halâ cızırdayan, diğerinde tüm kemikleri dövülerek kırılmış pirzola gibi açılarak ızgara edilmiş bıldırcınlar vardı. Arkadaşlarım merak içinde ızgara bıldırcınların nasıl hazırlandıklarını sordu aşçıbaşıya. Adam büyük bir kibarlıkla pirzola dövme âletini kullanarak, bıldırcınları kemikleriyle birlikte döverek yassılaştırdıklarını, sonra da kuzinenin kızgın demiri üzerine sererek ızgara ettiklerini anlattı ve gitti.
Bıldırcın![]() Av Eti |
Bıldırcın, sülüngiller familyasının en küçüğüdür. Çayır, tarla, bozkırlarda ve hububat tarlalarında görülür. Sürü halinde bulunmazlar, tek veya birkaçı bir arada gezerler; kendisine iyice yaklaşılmadıkça kolay kolay uçmaz. Havalandığı zaman gürültülü ve alçaktan gider. Bıldırcın avında çok dikkatli ve keskin atıcı olmak gerek. Köpeksiz bıldırcın avı çok zor olur. Her seviyedeki avcının yapabileceği sevilen bir avdır.Bütün mesele bıldırcının nerede aranması gerektiğini bilmektedir. Bıldırcın seyrek otlu ve düzenli olarak kesilen çayırlar ile ekili alanları tercih eder. Ayrıca sulak alanlar ve sazlıkların kenar bölgeleri, kuru yeşil alanlar tür için önemlidir. Kendilerini temel olarak uzun çimenlerle kaplı çayırlarla saklarlar. Beslenmelerinin büyük bir kısmını bitkilerin üzerindeki ve topraktaki omurgasızlar oluşturur sonbahar ve kışın genel olarak tohumla beslenirler. |
![]() |
Kaptan, çatal ve bıçak kullanmadan bir peçete ile ızgara bıldırcınlardan birini aldı. Çok kibar bir davranışla onun nasıl yenilmesi gerektiğini bize öğretmiş oldu. Sonra da biz büyük bir iştiha ile bıldırcınlara saldırdık.
Yaşamımın ender tatlarından biri ile tanıştım o gün arkadaşlarımla. Artık bıldırcın yemeklerim hep ızgara oluyor. Size de tavsiyem olur. Kırılmış kemikleri ile ızgara edilmiş bıldırcınları kemikleri ile birlikte yemeyi denemelisiniz.
İrfan IŞIK
08 Kasım 2007