ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 18 Eylül 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

AYNUR TAN
ÜNYE SEVDASININ
TARİH VE KÜLTÜRE YANSIYAN AYNASI

MakaleAynur Zeren TAN
(Tarihçi - Yazar - Araştırmacı - Eğitimci - Yapımcı)

M. Ufuk MİSTEPE Sözlü Tarih Programı'nda Araştırmacı ve Tarihçi Aynur TAN'la - 13.05.2005 / Ünye
 
Hazırlayan ve Sunan : Aynur Zeren TAN

AYNUR TAN
ÜNYE SEVDASININ
TARİH VE KÜLTÜRE YANSIYAN AYNASI

               
Aynur TAN

Ünye'de "HEYELAN"
(Hizmet Gazetesi - 20.06.2007, Sahife 11'de yayımlandı.)

            Sözlük anlamı, toprak kayması, kaya göçü olan "heyelan" bir şiir kitabı. Ünye'de uzun yıllar yaşamış olan komşum, meslektaşım, hemşehrimiz ve çok değer verdiğim arkadaşım Fatma N.'ye ait.

MEKTUP BİTTİ

Büyük bir yağmur yağıyordu sanki denize
Dibi olduğundan sonsuz gösteren
Bir kaybolan tekneye bir yosun
Sonsuz bir dip olduğunu anlatabilir
Trolcüler başlıyor
Karadeniz ufkunda görüyorlar işlerini
Büyülenmiş trolcüler
Bıldırcın avcıları
O güzelim güzün tam ortasında
O güzelim rüzgârlı güzün...

            Yukarıda okuduğunuz rüyâ gibi dizeler Ünye'yi, Ünye sahilini anlatıyor. Ama şiirin tamamı bir kadının penceresinden, pek çok kadının hayatındaki ve ruhundaki heyelanı anlatıyor. HEYELAN, bir kadının, yaşadığı coğrafyayı, sokağı, penceresinden gördükleri ve yaşadığı şehirdeki canlı fotoğrafları, iç dünyası ile harmanlayarak aktarıyor olması çok önemli. Ben bu şiir kitabını defalarca okudum defalarca da seyrettiğim Ünye'yi, Karadeniz'i ve memleket sahilini yeniden gözümde canlandırarak.


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            HEYELAN benim için gurur kaynağı oldu. Çok zengin olduğunu düşündüğüm Türk Edebiyat geçmişindeki cılız kalmış bir dal, kol, alan her ne ise "bayan şâir ya da kadın şâir" noksanlığını yepyeni bir perde ile aralıyor.

            Geçmişte ve günümüzde tabii ki çok değerli bayan şâirler var. Fakat, sayıları beylerle kıyaslanamayacak kadar az. Haksız mıyım?

            Sadece yemek, pasta yapmak, çalışan kadın olmasına rağmen ev işlerinin de tamamından sorumlu olmak çemberinden sıyrılabilmenin ve cesaretin rüzgârı ile "edebiyat dünyası"nda kendine yer açabilmek ve ISBN numaralı bir kitaba sahip olmak kolay değil.

            Bu güzel şiir kitabının yılları içine alan bir derinliği var elbette. Edebiyat eğitimi, yıllarca okumak, gözlem ve yorumlarla zenginleşen bu dimağ, yine yıllarca süren minik, ama cesur adımlarla yola başladı, giderek hızlandı ve yaşadıklarını, biriktirdiklerine katarak elli iki sayfalık tek bir şiir olan "HEYELAN"ı bizlere sundu.


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            "Mektup bitti" diyerek başlayan şiirde, tabii ki Ünye'den fotoğraflar var. Her dize, bir kadının günlük yaşamı ile yaşadıklarının, düşündüklerinin harmanı, büyülü kısacık, bilmecemsi dizeler ve bazen iki kelime ile kürekliyor beynimizi.

            'limon suyu izleri mermere sinmişti
             İçtiğim sigaranın izmaritlerini karşı terasa fırlatıyordum
             Külleri çok hafif hafif dans ediyordu
             Doksan dereceye ayarlamıştım narin çamaşırları
             Hiç durmadan dönen makine çamaşırları yutuyordu.!

            Bu şiirin rüzgârı sizin de evinizin içinde dolaşıyor, dolapları, eşyaları, edebiyatımızda ilk kez - belki de - silkeleyip sarsıyor ve şiirin senaryosuna katıyor ustaca.


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            Her gün tekrarlanan olayları, beyinde çakıp sönen düşünce kıvılcımlarını, bir belirip bir kaybolan  hüzün ırmaklarını, kadın hinterlandında biriktirip taşıyor ve sizde de heyelan yaratıyor. Kalbinizde, beyninizde, dudağınızın ucunda ve mimiklerinizde son bulamıyor, devam ediyor bu rüzgar. Sık sık pencereden bakıyor ya da şimdiye kadar bakıp, yaşayıp beyninizin kilerine attığınız o benzer sahneleri, eşsiz tabloları, çok kullanılıp eskimemiş ama kararmış gümüşleri, sararmış fotoğrafları, hevesi alınmış eski eşyaları bir bir tozlarını alıp, cilalayıp vitrine dizip, geçip karşısına seyretmenizi sağlıyor.

    'Yaz denen eski bir mahalledeydik
             Asmanın yaprakları bağ yapmaya yetmiyordu şehri
             Ben en beterinden bir vedayı duyuyor
             Yol çantama harita koymuyordum!


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            Varlık Dergisi gibi edebiyat hayatımızın en önemli sayfalarında şiirleri, "E" Dergisi'nde öyküleri yayımlanan meslektaşım. Ben, eminim ki edebiyat dünyasında gerçekten önemli bir isim haline gelecek, özellikle 'bayan şâir' olarak.

   'Belleği üzerine yemin edebilirim
            Yağmur kırbaç gibi indiği yüzü unutmayacak
            Mektup bitti
            Başlayan ne?
            Satırları ile biten HEYELAN'ın ilk sayfasından;
            Bir gün tarak kuşları için zaman olmadığını anladın
            Ve buzdan damlalar olabileceğini her birinin
            Zencefillerin nineme gizli sözlerinden'

            HEYELAN isimli şiir kitabını okumanızı öneririm. Özellikle Can Atilla'nın (*) Boğazda Periler ya da Anadolu Hisarı'nın yapılışı müziği parçaları eşliğinde ve en kısa zamanda.

            NOT : Kitap hk.; Komşu Yayınları. Editör Enver Ercan. Mayıs 2006 ISBN 9756198 - 22 - HEYELAN kitapçı raflarında yerini almış bulunuyor. Can Atilla için, İstemi Harta kardeşimize teşekkürler.

 

ÜNYE
EVLERİ

Makale : Aynur TAN
(Tarihçi - Yazar - Araştırmacı - Eğitimci - Yapımcı)

         
Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

ÜNYE EVLERİ
(Ordu Haber Gazetesi -  Ağustos/Eylül 2001, Sayfa : 4'de yayımlandı.)

            Ünye'de eski evlerin birçoğu Rum evidir. Bunlar kesme taşla yapılmış, kapı ve pencere çerçeveleri çıkma ile çukurlanmış ve taş bezeme san'atıyla süslenmiştir.



Fotoğraf : Aynur Zeren TAN


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            İlk Çağ'lardan itibaren işlek bir liman olan Ünye'ye Roma döneminde gelen Rumlar ve Ermeniler İyon kalıntılarını, kapı direkleri ya da süslü girişler olarak kullanmışlardır.


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            1930'lu yıllarda nüfus değişimi (mübadele) nedeniyle yurdumuzu terk eden Rumlar'ın evlerinde Türkler oturmaya başlamıştır. Bu evler zaman içinde zaten eskiyip, tahrip olurken 1936 ve 1939'da yaşanan depremler çoğunun ikinci ve üçüncü katlarının yıkılmasına neden olmuştur.

         
Fotoğraflar : Aynur Zeren TAN

            Depremde yıkılan bu katlar evlerin yeni sahipleri tarafından ahşap olarak yeniden yapılır. Böylece ilk katları Rum taş işçiliğini, üst katları ise Türk ahşap işçiliğini taşıyan, yollar boyu birlikte yaşanmış olan iki topluluğun kültür kardeşliğinin simgesi farklı bir yapı örneği ortaya çıkmış olur.

05.06.2002 / Ortayılmazlar Mah. Câmi Sokak

Ahmet KABAYEL - Ahmet VARİLCİ Fotoğraf Arşivi

            Ünye'de bulunan eski Türk evleriyle yanyana bulunan üst katları ahşap olan bu evlerin ortak özelliği mimarîlerinin aynı olmalarıdır. Dar sokaklar üzerinde birbirlerine çok yatkın konumlanmış Rum evlerinin aksine Türk evleri genellikle denize bakan yamaçlarda, geniş bahçeler içinde yapılmış iki ya da üç katlı binalardır.


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            Yapılarda Karadeniz Bölgesi'nin kendine has ahşap malzemesinin yanında samalüveç karışımından meydana gelen malzeme de kullanılmış, çınar ve çatılar kiremitle örtülmüştür.

       
Fotoğraflar : Aynur Zeren TAN

            Ünye'de kurtarılabilecek çok değerli tarihî binalar bulunmaktadır. Daha fazla geç kalmadan bu yapıları restore edip korumamız ve gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor.


Fotoğraf : Aynur Zeren TAN

            Devlet, Belediye, Ünye'de oturanlar, Ünye'de oturmasalar bile kökleri Ünye'de olanlar ve Ünye'yi sevenler; asırlar öncesinden gelen kalıntıları, yüzlerce yıllık çınarlarımızı ve evlerimizi, o eşsiz doğa güzelliğini, bir başka anlatımla tarihimizi, kültürümüzü korumak için el ele vermek zorundayız diye düşünüyorum.

 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR