ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 24 Aralık 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

.

AHMET
TANER KIŞLALI
KEMALİST
DELİKANLI

Derleme : M. Ufuk MİSTEPE
http://www.anadolu.be/ahmet-taner-kislali.html   http://www.islamiyetgercekleri.org/ahmettanerkislali.html
http://www.belgenet.com/arsiv/kislali_01.html     http://www.belgenet.com/arsiv/kcumhuriyet2410.html

http://www.wordiq.com/definition/Ahmet_Taner_Kislali   http://www.belgenet.com/kim/akislali.html
http://www.1001kitap.com/Guncel/Ahmet_Taner_Kislali/siyasal_sistemler/ss0_kapak.html
http://www.ankara.edu.tr/text/bolum.php?bodb=248&alt=3&bodb1=106&bodb2=94

Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI
http://www.anadolu.be/ahmet-taner-kislali.html

(10 Temmuz 1939 - 21 Ekim 1999)

ÇAĞDAŞ BİR BEYİN

Nihat Akyunak - 1980

36x44 cm - Tual Üzerine Yağlıboya
Azimli Bir Ata Yolcusu

Güle güle Zileli Dost!.

             Ahmet Taner Kışlalı'yı, Işık Kansu'nun kaleminden okuyalım. 'Sorumlu Öğretmen' başlıklı makaleden : Zile, 10 Temmuz 1939. Adını Ahmet Taner koydular. Ziraat Bankası Veznedarı Hüsnü Bey ile İlkokul Öğretmeni Lütfiye Hanım'ın çocukları.


Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 06.10.2007 Zile

            O Lütfiye Hanım ki 16 yaşında Cumhuriyet öğretmeni olarak eğitim ateşini yoksul, yorgun Anadolu'ya taşıyor. Kemalci, Kuvvacı Mustafa Necati'nin 'Millet Mektepleri'nde kendinden yaşlı 'erkek' öğrencilere okuma yazma öğretiyor.

Eylül 1954

            Zile, Nizip ve Kilis'ten başlayıp Ankara'ya uzanan 44 yıllık uzun yürüyüşün ardından, bir Cumhuriyet Bayramı'nda, 29 Ekim 1994'te yaşama gözlerini yumduğunda, oğlu Ahmet Taner şöyle anıyor onu :

            'Hep genç kalarak yaşlandı. Gerçek bir Kemalist devrimci gibi, kendini hep yenileyerek... Çağını anlama çabası içinde torunları ile bile arkadaşlık kurmayı başararak...'

Zile'de Prof. Dr. A. Taner KIŞLALI Sokağı Girişi

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 06.10.2007 Zile

            Annesinin kollarındayken, okullu olduğunda, 'a, be, ce'yi de ilk öğretmen annesinden öğrendi. Uysaldı. Sakinliği, 'muhallebi çocukluğu' gibi tanımlanamazdı asla. Daha ilkokuldayken Türkçe'yi ses şenliğine döndürürdü. Minik arkadaşları, 'Öyle öyküler anlatıyor ki derslerde, bize hiç lâf düşmüyor' diye yakınırlardı.

            Annesi ile babası, Mehmet Ali ile Mahmut'u İstanbul'a, Galatasaray Lisesi'ne göndermişlerdi. Ahmet Taner'in evin sıcaklığından uzaklaşmasına yürekleri elvermedi. Pek zayıftı, pek çocuksuydu da ondan. Kilis Ortaokulu'nda okudu. Delikanlılığın delifişekliğinde kardeşleri, arkadaşları dalaşırlardı birbirleriyle, ama onu kavga ederken hiç gören olmamıştı.

            Kavgacılık ile savaşımcılığı birbirinden ayırt etmek gerek. Daha ortaokulda okulun düzenlediği tartışmalı toplantıların başta gelen önderlerindendi. Kabataş Lisesi'ndeki ateşli münazaralara da taşıyacaktı bu niteliğini.

  

            Siyaset bilimcisi olmanın ilk ipuçları, ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı ile kendi geliştirdikleri 'devlet yönetimi' oyununda belirmişti. Elde makas, dil ucuna sürüldü mü koyulaşan mavi uçlu kurşunkalem, bir de saman kâğıtlar. Oyunun altyapısı hazır. El becerisini de ekledin mi üzerine, al sana kâğıttan kaymakam, garnizon komutanı, doktor, belediye reisi, banka müdürü, tarım müdürü, halk. Çocukluğun geniş düş dünyasına açılan oyun penceresi, 'gel keyfim gel' geçen doyumsuz saatler.

            Lise bitti. Ver elini Ankara. O artık Mülkiyeli. Hem öğrencilik, hem gazetecilik bir arada gidiyor. Yeni Gün'de spor muhabirliği. Galatasaraylı kardeşlerinin tersine Fenerbahçe'ye 'gık' dedirtmeyen ödünsüz taraftar.

            Olgunlaşma sürecinde derginin Yazıişleri Müdürlüğü'nü üstlenme. Fransız bursuyla Sorbon'da doktora. Tez konusu; 1960 devrimi sonrası Türkiye'deki siyaset açısından ilgi çekici : 'Modern Türkiye'de Siyasi Güçler...'

            Fransa'da Bordolu, ama 'Biz Türklerden' Nicole ile tanışma. Ahmet Taner'in insan sever, sıcakkanlı, sevgili eşi, kızları Dolunay ve Altınay'ın anneleri Nilgün. Yıllar sonra birlikte geçirdikleri trafik kazasında yitirdiği, Türk bayrağı ile gömülen Nilgün Kışlalı...

Mutlu Yaşamdan Kesitler - 28.05.1968

Zileli'nin Ölümsüz  Birlikteliği

            Sorbon sonrası önce Hacettepe Üniversitesi'nde Siyaset Sosyolojisi alanında öğretim üyeliğine başlama. Askerliğin ardından Hacettepe Üniversitesi'ne yapılan dönüş başvurusuna ret yanıtı.

Ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı, 'İhsan Doğramacı istemedi dönmesini' diyor. 'Neden?' diye soruyoruz. Yanıtı çok kısa : 'Öğrencilerini demokrasi, özgürlük ve açıklık konularında teşvik etti. Ahmet, öğrencilerin üniversite içinde demokratikleşmesi akımının önderlerinden olmuştu. Doğramacı'ya bu fazla geldi.'

            Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçti. Çok mutluydu. 1971 - 77 yılları arasında Yankı Dergisi'nin belkemiği olduğunu söylemek abartı sayılmaz. O yıllarda yükselen toplumcu, devrimci, halkçı rüzgârı yakalayan dönemin 'Karaoğlan'ı, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in dikkatini çekiyor. Yankı'da yazıları. 1977'de İzmir'den CHP Milletvekili seçiliyor.

            1978 başı. 11'ler Adalet Partisi'nden ayrılmış. Ecevit, hükümet kuracak besbelli.
Altan Öymen CHP Grup Başkanvekili. 'Laci'leri önceden çekmiş olanlar sıram sıram. Öymen'e görünenler, hatırlatmada bulunanlar çoğunlukta. Ahmet Taner Kışlalı ise ortada gözükmüyor hiç. Ecevit, Öymen'e Ahmet Taner Kışlalı'yı Kültür Bakanı yapacağını açıklıyor.

            Öymen haberi bildirecek, ama bulabilene aşk olsun. Sonunda bulunuyor da; Altan Öymen, Kışlalı'ya Kültür Bakanı olduğunu ancak arabasında söyleyebiliyor : 'Kültür Bakanı olacağını kendisine açıkladığımda yüzünde sevincin işaretlerini görememiştim. Yalnızca gözlerinde önemli bir sorumluluk yüklendiğinin bilincine varan ışıltının çaktığını gözlemiştim.'

            Bakanlık görevinin hakkını vermişti. O dönemin gençleri, o güne değin itilen kakılan yazarları, kimi gruplarca küçümsenen değerleri kucaklayan Kültür Bakanlığı'nca çıkarılan dergiyi anımsarlar : 'Ulusal Kültür'.

            12 Eylül. Baskının adı. Özal'lı yıllar. 'Değişim' aldatmacasıyla karışık karşıdevrimin, yozlaşmanın adı. Ahmet Taner Kışlalı, Ankara İletişim Fakültesi öğretim üyesi. Bilime, öğrencilere adanan yıllar. Savunduğu düşüncelere karşıt görüşleri ileri süren, bunu bir tutarlı çerçevede dile getiren öğrencilere en yüksek notu veren hoşgörülü, sonuna dek demokrat öğretmen. Eşini trafik kazasında yitirdiği günün ertesinde, kolu sarılı derse giren sorumlu öğretmen...

            1991 sonu. Cumhuriyet Gazetesi'nde yazarlığa başlama : 'Haftaya Bakış'.
Başta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere birçok cumhuriyetçi, demokratik kitle örgütünün Anadolu'nun yüzlerce köşesinde düzenledikleri toplantılarda konuşmalarla 'ulusalcı, lâik, Atatürkçü' güçlere özgüven aşılama... Halka, Kemalizmin, Atatürkçülüğün bir doğma değil, bir sürekli devrimcilik olduğunu usanmadan anlatma çabası. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı...

            Nisan 1997'de ikinci eşi Nilüfer Kışlalı ile evlilik. 22 Eylül 1999'da Nilhan Nur'un doğumu. Çayyolu Engürü Sitesi. 21 Ekim 1999 : Saat 09:28. Cumhuriyet Gazetesi'ne 'Kınıyorum' başlıklı yazısını faksladı.

            Saat 09:35. Eşi Nilüfer Kışlalı ve minik bebeğini kente indirecek, sonra derse girecek. 'Nilüfer' dedi, 'Ben arabayı ısıtayım. İki - üç dakika sonra gelirsiniz.' Evden çıktı.

            Saat 09:40! Nilüfer Kışlalı, 'Çok neşeli bir sabahındaydı' dedi...

            Kışlalı, bugün saat 09:30 sıralarında Engürü 84 Sitesi'ndeki 3 numaralı evinden çıktı. Evinin önünde park halinde bulunan 06 GK 377 plâkalı Volkswagen Passat marka aracının ön camına bırakılan poşeti alan Kışlalı'nın poşeti sallaması sonucu patlama meydana geldi.

         

            Patlama sonucu Kışlalı kolunu kaybederken, etrafta bulunan site bekçisi ve eşi, derhal ambulans çağırdı ve durumu jandarmaya bildirdi. Kışlalı hastaneye kaldırılırken, kopan kolu daha sonra bulundu ve hastaneye gönderildi. Ağır yaralı olarak Bayındır Tıp Merkezi'ne kaldırılan Kışlalı, tüm çabalara karşın hayatını kaybetti.

            Hastaneden yapılan açıklamada, Ahmet Taner Kışlalı'nın, saat 10:02'de kalp ve solunum fonksiyonları durmuş durumda getirildiği belirtildi. Yapılan bütün müdahalelere rağmen Ahmet Taner Kışlalı'nın saat 10:25'te hayatını kaybettiği bildirildi.

Ahmet Taner Kışlalı'nın eserleri

     

 Forces Politiques dans la Turquie Moderne (Modern Türkiye’de Siyasî Güçler) (AÜ SBF Yay., 1968)

Öğrenci Ayaklanmaları (Bilgi Yayınevi, 1974)

Siyasal Sistemler – Siyasal Çatışma ve Uzlaşma (İmge Kitabevi Yayınları, 1993)

Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği (İmge Kitabevi Yayınları, 1993)

Kemalizm, Lâiklik ve Demokrasi (İmge Kitabevi Yayınları, 1994)

Seçimsiz Demokrasi (Çağdaş Yayınları, 1995)

Bir Türk'ün Ölümü (Ümit Yayıncılık, 1997)

Siyaset Bilimi (İmge Kitabevi Yayınları, 1999)

Ben Demokrat Değilim (İmge Kitabevi Yayınları, 1999)

     

Ahmet Taner Kışlalı'nın yazıları

1. Bir Türk'ün Ölümü / Anılar anılar...
2. Batı'nın iki yüzü
3. Atatürk ve Batı
4. Avrupalı Türkler ve Atatürk
5. Kadınlarımız
6. Kemalizm eskidi mi?
7. Gençliğe umut ve sorumluluk vermek
8. Kemalizm est-il tojours d'actualité?
9. Atatürk'ün kültür devrimi
10. Söz meclisten dışarı
11. Yarın 10 Kasım

12. Terör güçsüzün yöntemi
13. "Sürü" müyüz "ulus" mu?
14. Atatürk'e saldırmanın dayanılmaz hafifliği
15. Kemalizm ve özelleştirme
16. AB Türkiye'yi sertleşmeye zorluyor
17. Türk kadını niçin farklı?
18. Askeri demokrasi
19. Birbirimizi anlamak
20. Kemalizm ve Kadın
21. Cumhuriyet ve Demokrasi
22. Akılsız dostlar mı, akıllı düşmanlar mı?

 

AHMET TANER KIŞLALI
http://www.islamiyetgercekleri.org/ahmettanerkislali.html

(Cumhuriyet Gazetesi, 22.10.1999)

            21 Ekim 1999 sabahı, Ankara'da evinin önünde bombalı bir suikast sonucunda öldürülen  Ahmet Taner Kışlalı, 1939'da Tokat'ın Zile İlçesi'nde doğdu. Banka memuru Hüseyin Hüsnü ve öğretmen Lütfiye Hanım'ın oğlu, gazeteci - yazar Mehmet Ali Kışlalı'nın küçük kardeşidir. Kilis Kemaliye İlkokulu'ndan (1951) sonra, Kilis Orta Okulu'nu ve Kabataş Erkek Lisesi'ni (1957) bitirdi.

            Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden 1963'te mezun olmadan önce, o zaman Ankara'da yayımlanan Yeni Gün Gazetesi'nde çalıştı. 1967'de Paris Üniversitesi'nin Anayasa Hukuku ve Siyaset Bilimi Bölümü'nde "Çağdaş Türkiye'de Siyasal Güçler" konusunda doktorasını yaptı. Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak, akademik yaşama atıldı. Daha sonra SBF'nde öğretim üyesi ve 1972'de doçent oldu, 1974 - 1977 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Davranış Kürsüsü'nde doçent unvanı ile görev yaptı.

            1977'de CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in önerisi üzerine siyasete atıldı ve İzmir Milletvekili olarak parlamentoya girdi. 42. hükûmette getirildiği  Kültür Bakanlığı'nda (1978 - 79) kurduğu güçlü bir kadro ile, Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayımına son verilmiş olan klâsik kitaplar dizisini yeniden yayımlattı.

            12 Eylül'den sonra üniversiteye döndü. Siyaset bilimi dersleri verdi. 1988'de profesör oldu. AÜ İletişim Fakültesi'nden emekli olduktan sonra da ders vermeyi sürdürdü. Pek çok ünlü gazeteci ve televizyoncunun yetişmesinde büyük katkıda bulundu.

            1990'ların başından bu yana, Cumhuriyet Gazetesi'nde "Haftaya Bakış" köşesinde Kemalizmi, lâikliği, demokrasiyi, insan haklarını savunan ve eğitime önem veren yazılar yazdı. ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) ve ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) gibi Atatürkçü ve çağdaş aydınlıkçı derneklerin üyesi olarak, Anadolu'nun en ücra köşelerine giderek konferanslar verdi. "Terörün, güçsüzlerin başvurduğu bir yöntem olduğu" inancını, dersleri ve yazılarında vurgulayan Kışlalı, 1971'de "TRT Bilimsel başarı Ödülü"nü aldı.

            9 Eylül 1995'te geçirdiği trafik kazasında, 28 Mayıs 1968'de evlendiği ilk eşi Nilgün Kışlalı öldü, kendisi ağır yaralı kurtuldu. İlk eşinden Dolunay ve Altınay adında iki kız çocuğu olan Kışlalı'nın ikinci eşi Nilüfer Kışlalı'dan da Nilhan Nur adında bir aylık bir kız çocuğu vardı. Kışlalı, Fransızca biliyordu.

            2000 yılının ilk aylarında polisin yaptığı başarılı "Umut" operasyonu sonucunda katil sanıkları yakalanarak adalete teslim edildi. 11.07.2000 tarihinde, İran tarafından yönetilip yönlendirilen Tevhid, Selâm ve Kudüs Ordusu örgütlerinin elemanları olan sanıklar Necdet Yüksel, Ferhan Özmen, Hakkı Selçuk Şanlı, Yusuf Karakuş, Muzaffer Dağdeviren, Abdülhamit Çelik, Fatih Aydın, Hasan Kılıç, Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin, Haluk Özçelik, Mehmet Kasap, Mehmet Gürova, Adil Aydın, Murat Nazlı, Arif Tarı ve Mahmut Koca yargılanmaya  başlandılar.


Akit Gazetesi 13 Mayıs 1999

Emin Özdemir şöyle tanımlar dostunu : "Onun eylemini ve kişilik
özelliklerini nitelendirecek üç temel sözcük seç deseler, hiç duraksamadan
şu sözcükleri seçerdim :
Adanmış, aydınlatmacı, yalın."

''Kışlalı' nın tahlillerine katılmamak mümkün değil...
Yazıları, Atatürk' ün ve Atatürkçülüğün tükendiğini sananların karşısına,
bir anıt gibi dikiliyor...''

Onun, insanları ve değer yargılarını putlaştırmaktan özenle kaçınan,
her insanı ve bütün olup bitenleri yerleştirilen genel kalıpların içerisinde değil,
fakat aklın süzgecinden geçirdikten sonra görmekte direnen tutumunu,
en azından kendim için hep örnek saydım...''

Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı daha doğmadan
Ailesinin İki Ay Oturduğu  Beşli Bekir'in Evinin Sofa Pencereleri

Fotoğraf : Bekir AKSOY - 19.10.2007 Zile

Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI bilimden, sanattan yana olan,
ilkelerini ödün vermeden savunan bir bilim adamıdır. Yazarak ya da
yurtiçi ve dışında topluluklara seslenerek Kemalizm, demokratik
toplumculuk, lâiklik ve etik sorunlarını irdelemektedir.

Siyasal sistemler, İslâm dininin siyasete etkisinden lâikliğe,
Kemalizm'den sosyal demokrasiye, farklı devrimlerden Marksist
rejimlerindeki köklü değişikliklere, diktatörlük kuramından askeri rejimlere
kadar, "sıcak" tartışmaya açıklık ve bütünlük getiriyor.

 

IŞIK KANSU
(Cumhuriyet Gazetesi Yazarı)

            Kışlalı, Türkiye'de yaratılan kavram kargaşasına tepkisini, kitabına adını verdiği ''Ben Demokrat Değilim'' yazısında şöyle gösteriyor :

21.10.1999'da evinin önünde mumlar yakılıp, karanfiller bırakıldı ve Zile TV olayı görüntüledi.

Gönderen : M. Levent GÜRİPEK - Posta Gazetesi / 22.10.1999, Sh. 14, Muhabir : Haydar ÇUHADAR

            ''Eğer Çiller'ler, Birdal'lar, kara kitapların yazarları, numaracı cumhuriyetçiler demokrat ise...

            Ben demokrat değilim!

            Eğer demokrasinin olanaklarını demokrasiyi yıkmak için kullananlar demokrat ise... Eğer dinin siyasetini ve ticaretini yapanlar demokrat ise...

            Ben demokrat değilim!

            Eğer yalancıları, hırsızları, Türkiye'nin düşmanlarınca beslenenleri, çeteleri koruyan düzenin adı demokrasi ise... Eğer demokrasi buysa...

            Ben demokrat değilim!

            Eğer demokrasi adına Cumhuriyet'in temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise...

            Ben demokrat değilim!

            Ve onların demokrat yaftasını taşıdıkları bir yerde ben demokrat olmak  istemiyorum...

            Çünkü onlarla aynı sıfatı taşımaktan utanıyorum!''

                   

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR