.
|
ÜNYE AAZUYNAN |
|
Makale :
M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı -
Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)
Yrd. Doç. Dr. Kemal TÜRKER Resim Sergisi - 05.12.2006 / Ankara
ÜNYE AAZUYNAN
UŞAKLARIN ARGO LEHÇESİYLE
FIŞGU GARUŞDURMASI !
Ünye Belediyesi Tanıtım Broşürleri - 2
- Lan Elevlülü'nün torunu, ulan sıçalak! Saa mı galdı Ünyelü'nün gözel lisanu içerüsündeki gısmî gaba lisanu gullanarakdan millete derdüyün annatmak? Otur gıçıyın üstüne de abuzamzak gonuşaraktan gendüyün elâleme kepaze etme! Bi garuşdumaduun bu fışgı galdıydı ha!.. Annaturken de dibek gibi götüyün gıvırtma e mi?!
‘Şirâze’si gopan haller ve de cibülliyetsizlükler..’
Son günlerde günlük yazışmalarda sıkça kullanılan ‘cibilliyetsizlik’ ve ‘şirâzeden çıkmak’ kelimelerinden bu ikincisinin, kitap ciltlerinde, formaları birbirine bağlayan ve bir ip kopacak olsa, bütün bir cildin darmadağın olmasına vesile olan dikiş kısmı olduğunu hatırlayalım değerli hemşehrilerim.. Ve başarılı bir yönetici, iyi bir mücellid / cild yapımcısı gibidir.. O, sosyal hayatın, ‘efradını câmi’/ ağyarını mâni’ denilecek şekilde, bütün tabiî unsurlarını dengeli, birbiriyle ahenkli bir şekilde bağlar, tutar, yapıştırır ve işe yaramayacak ve sahifeler arasında zoraki tutulan yabancı forma veya sahifeleri de ayıklar.. diye düşünüyorum...
- Bildiiyüz gibi bizler Ünyelüler Grubu olarakdan Ünye aazuynan gonişiyuk bazan! Sanki gıçında gurt var gibi de rahat durmiyuk işte! Dellenen uşakları gördüümüzde dayanamiyuk.. garuşdurdukları fışgu yüzünden ferzenkleri ince ayardan geçiriyuk isder isdemez! Ünye aazunun günnük gonuşmasıynan annatmaya çalışiyuk art niyetsiz duygularımızı.. bi nevi süslemeye çalışiyuk Ünye lisanını.. yani gullandumuz kelimeleri götümüzden uydurmiyuk ha! Argo diilar işte buna bizim uşaklar!
Ferhan ŞENSOY'un tâbiriyle "ARGO, dilin garnitürü" sevgili hemşehrilerim!
Argo, yerleşik kavramları eleştirel bir açıdan yeniden tanımlama çabasıdır da aynı zamanda (Bu yüzdendir ki, "bu düzen değişmelidir." diyen bir grup liderine "ya düzülen ne olacak, o değişmeyecek mi?" sorusunu sorii yeni yetme patavatsızlar!).
"Argo, yaratıcılıktır (Anadilin sözcüklerine yeni anlamlar katar; kendi alanına girmeye çalışan sözcük ve deyimden ayakbastı parası alır ve onu bozuşturup dönüştürür; çevredilleri anadile katarak bir diller federasyonu oluşturmaya çalışır" diyor Hulki AKTUNÇ!
- Oolum, biz de şans olsa sümsük olmazduk. Bak.. iki uşak bizi görür görmez pıtıkları atıp üzerimize dooru goşmaya başladı Kilise Depesi'nden. Ortaluk toza dumana bulancaktı ki, hemen Yalugaavesi'ne uzanduk tomanımızı çeke çeke ve de at gibi goşdurarakdan! Pezevenkler siitdürürkene arkamızdan bir iki de daş salladularsa da bastık küfürü anasını satiym unnara.. eyi de bi galaylanduk tabi!
Argo, genel kültür karşısındaki özel kültürlerin ve alt kültürlerin yaşama direncidir. Bir nevi sahilimizi çevreleyen denizin uzak kıyısıdır. Türkçe'de argo, daha çok konuşma dilinde kullanılır, ancak yazarların da kişilerinin durumlarına göre argoya uzak durmadıkları olur. Hayretle karşılansa da alışılmışlığın ötesinde kulaç atabilir bazıları...
- Tırışkadan herife bak hele! Gafa mı buluyon lan Ufuli bennen?Boyundan böyük işlere garuşursan adamı imamın gayuuna bindürürler bak garışmam soona! Plâtform mlâtform.. osurukdan tayyare işler bunnar oolum! Get işiyen... Proceleri yok eyitümlü insanlar becerürmüş yok galifiye insanlara yapdurmak gerekirmüş.. asma gabaa bunlar oolum!
Argo, olumlu anlamları olan sözcüklerden çok olumsuz anlamları olan sözcüklerle de doludur. Ama özgür ruhun yükselişidir bence. Yerleşik ahlâk tarafından dışlansa da aslında halk kültürünün konuşan kanıtıdır. Sizin de bildüüyüz gibi "Sokağın, çarşı pazarın dili argo ile doludur."
- Gel apla geel, mala geel! - Derya kuzusu bunlar teyze.. yarma yarmaa!
Argo, kaba ve küfürlü bir dil olarak anlaşılır toplumumuzda, bozuk dil olarak anlaşılır, ancak küfürlü dilden veya bozuk dilden (jargon) ayrıdır. Bu dile külhanbeyi dili, kayış dili, pirpirilerin, hazelelerin (saçmalayan) ve erazillerin (reziller) dili olarak bakılmaktadır. Bir gruba has bozulmuş dile jargon, genel olarak kaba halk diline, özel bir terminolojisi olan gizli dile argo denilmektedir.
Ünyelüler Grubu'nda özgür düşünceyi yaygun dutmak ve herkeşin diğellerinin özgüllüğünü gısıtlamadan diledüünü yapacağını, yapmaya da haggu olduunu annatmak içün bi nevi alay yollu ama gasıt gözetmeksizün "Hıyarı elinde, ister soyar yer ister kabuklu" derük.. annii mun? Yani akluyan kötü şeyler getürmiycen ööle hemencecük bizlernen gonuşurkene!
Argo, kapalı bir alandır bildiğiniz gibi ama zaman içinde ölçünlü dile sızmasıyla yaygınlık kazandığı da olur. Bu durumdaki sözlüğün, deyimini kullananlar, bunun bir argo söz olduğunu düşünmez bile. Özellikle senlibenli konuşmada bu tür sözlerin sıkça yer aldığı görülür. Dilin bir imkânıdır.. gördüğünüz gibi!
Evhamlı kimselerin sürekli grup içerisinde tedirgin olduklarını annatmak içün "işgüllü büzük dingilder" derük.. biliyn ya! Gısaca "osuruklu göte Ayşe gadın fasulye bahane" bacım! Şindi ben konu tam gapanmış zannediym.. seninki gene dellenmiş.. eski meseleyi yenüden alevlendürii.. yani "guru boka su serpii" annii misun? Herkeşin gendü gapasitesine göre tepki verdüünü annatmaya çalışiym gız! Hani "delü gıza cilve yap demişler de osurmuş" ya!.. unun gibi bişi işte! Osuruunnan çeküşen tipler yani bunnar...
Argo nedir, ne değildir?
Argo ne tür
bir ihtiyaca cevap vermektedir?
Argo bir
kaçış bir sığınma mıdır?
Argo isyan
mıdır, baş kaldırmak mıdır?
Argo grup
kimliği oluşturmak mıdır?
Argo sadece
kabadayıların, serserilerin kullandığı bir dil midir?
Argo kaba,
teklifsiz ya da küfürlü veya müstehcen konuşmak mıdır?
Argo özel bir
dil veya söz dağarcığı mıdır?
Argo herkesçe
anlaşılmayan gizli bir dil midir?
Argo bir
meslek dili midir?
Argo farklı
bir anlaşma biçimi midir?
Bir kelime
veya deyimin argo olup olmadığına kesin olarak karar verilebilir mi, bu
kararı kim verebilir?
Argo denen
kapısı küçük, kendisi büyük bu dünyaya girmek ürkütücü müdür, ilginç midir,
vazgeçilmez midir?
El Cevap : Bugün "Biz Ünye'de esgiden gonuşulduu gibi gonuşmuyoz!" diyenler çıkabilür. - Boş veeeer.. gendüyün föltek bırak anam! Bizden bi bok olmaz.. göriyn işte! Ama unnarın gonuşmalaruna Ünye'ye özgü sözcük ve deyimleri de çok doval bi şekülde gatduklaru bi gerçek!
Argo için "Başkalarınca anlaşılmamak, farklı bir anlaşma biçimi sağlamak üzere aynı meslek veya topluluktaki insanların ortak dildeki kelimelere özel anlamlar vermek, bazı kelimelerde değişiklik yapmak, dilin lehçelerinden, eskimiş unsurlarından ve yabancı kökenli şekillerinden de yararlanmak suretiyle oluşturdukları herkesçe anlaşılmayan kelime ve deyimlerden oluşan, gereğinde mecazlı anlamlara da yer veren özel ve kısmen kaba dil veya söz dağarcığıdır." diyenler de var. Var da Ünyeliler Grubu'nun başkalarınca anlaşılmamak ya da itici olmak gibi lüks bir fantezisi olmamıştır kanaatindeyim! Bence argo, dilin en dinamik alanı, en yaratıcı zemini. Üstelik, azımsanmayacak bir argo kültürümüz var. Ancak, bu alanı gerek kavram açısından gerekse günlük hayata inerek malzeme derlemek bakımından biraz ihmal etmişiz.
Misal vercek olursak.. bizler grup olarakdan bi sınavdan geçiyuk! Sınavın sonucunu görmek içün de zaman lâzım bildüüyüz gibi.. işte u zamanı annaturkene "Ak göt gara göt belli olcak!" derük gendü aramızda...
Acaba argo ne tür bir ihtiyaca cevap vermektedir? Argo kullanımının mutlaka psikolojik ve sosyolojik yönden bir açıklaması olsa gerek. İster suçu gizleme olsun, ister ticarî sırrı, ister inancı, ister müstehcenliği gizleme ve gizlenme amacı argonun cevap verdiği birincil ihtiyaç. Bunun dışında argonun grup kimliği oluşturma gibi yine çok temel bir fonksiyonu mevcut. Argo, grup kimliğini oluşturmanın ve pekiştirmenin ötesinde belki, aynı zamanda, endişeleri hafifletmek gibi bir fonksiyona da sahip. Argo - hem birey hem toplum açısından - eğilimlerin, yönelişlerin, tutkuların, düğümlerin ve saplantıların bir aynası.
Grup içinde bazan haklı olduu halde.. dutarsız olan, çeliskili gonuşan, kendini övmeye çaluşurken kötü yönlerini anlatan insanlar içün de "okum derken bokum der!" ifadesini gullanuruk! Görgü, bilgi saabı olmayan insanların çocuu olsayduk "anası turp babası şalgam" diyceklerdi bize belki de yazışmalardaki atışma âdabımuza bakaraktan!... Ama bi şey vermeden de sadece tenkit ederekden gendünü avura satanlar içün de "anayın nikâhını istiin sen de ha oolum!" dellerse şaşurma hemşerüm!
Ve tabiî, edebiyat : Argo'nun teorisinin, yorumunun - ete kemiğe demeyeceğim - kâğıt ve mürekkebe bürünerek karşımıza çıkması. Karşımıza çıkmakla kalmayıp, geçici bir ömrü olan argonun edebiyat metinleri sayesinde muhafaza edilmesi.
- Grubumuzun gücü bellü.. yapmak istedüklerimiz de! Gücümüze bazan da çaresüzlüümüze bakmadan gendü gendümüze gelün güyâa olduumuzda "ayranı yok içmeye, datterevannan gidiilar sıçmaya" deller u zaman bize! Haklu deeller mi yani? Ha.. sıçmak dedim de aklıma geldi lan! Bizim Ünye'de bi oyunda gaybetdüün zaman "yenüldün" demezler oolum! Ya ne deller? - "Sıçtın!" deller.. "Sıçırtdum!" deller.. "Sıçdın mı lan!?" deller.. deller ama bunu inan ki art niyetinen söölemezler.. çok dovaldur bunu söölemek oyun esnasunda...! Kimse de ne gızaaar ne de alunur! Top oynarkene.. kramponlu, bağlı spor ayakkabı ile eyerim topa iyi vuramaz da golü gaçurursan seyircülerin arasundan "ayaan bavına sıçiym!" dedüklerini duyarsan şaşurma e mi?
Anlayacağımız.. şâirlik gibi, argo da ustalık işi... Öyle her babayiğidin harcı değil galiba!? Bu işe soyunup da Ünye Aazu'nu beceremeyip, annatmak istedüklerini annatamayarakdan inatla bok edip çıkanlar, huylarına gem vuramayıp dellenenler var ya.. onlara bizim uşaklar şöyle diilar memlekette! :
- Madem biliidun götüyün huyunu, niye içtin yahninin suyunu hemşerüm?
Dilin insanın iç ve dış dünyasını yansıttığını, bu dünyaların da tek kalıp olmadığını, başka dünyaları kavrayabilmenin de bir zevk olabileceğini düşünebilirsiniz. Argo, sanki, insanın karşısına geçip, "benim gibi olman gerekmiyor, ama seveceksen, beni olduğum gibi sev!" diyor değil mi?