ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 09 Ocak 2008 tarihinde güncellenmiştir.)

 

 

APUL EMMİ
GÖNÜL BAHÇESİNDE BAĞRI YANIK
ZİLELİ ÜMMÎ ŞÂİR

Araştırma : M. Ufuk MİSTEPE
(Araştırmacı - Orman Endüstri Yüksek Mühendisi)


Fotoğraf : Necmettin ERYILMAZ

APUL EMMİ
GÖNÜL BAHÇESİNDE BAĞRI YANIK
ZİLELİ ÜMMÎ ŞÂİR

 M. Ufuk MİSTEPE, Ümmî Şâir APUL Emmi ile Söyleşide.

Zile Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Odası / 02.01.2008

            Apul ÖZDEMİR, her ne kadar Nüfus Cüzdanı’nda doğum tarihi olarak 01.01.1950 yazıyorsa da 1938 yılında Çekereğe bağlı Kamışçık Köyü’nde Dünya’ya gelmiş. Baba adı İsmail, anne adı Hatun Kızı. 1986 yılında İstasyon Mevkii’ne gelip, yerleşmiş Apul Emmi.

Kamışçık Köyü / Çekerek

http://cekerek.meb.gov.tr/okul/koy%20okul/k/kam%C4%B1scikindex.htm

            Ailesi soy kütüğü itibariyle ve irşat olarak Hubyar Tekkesi Anşa Bacı Ocağı’ndan feyz almakta. Gençliğinde cemlerde gözlekçilik yaptı aynı zamanda.

Apul ÖZDEMİR

Ümmî Şâir APUL Emmi

            İki oğlu ve iki kızı var. Zile’nin Acısu Köyü’nden Deste Hanım ile evli. Elverişli şartlar oluşturulamadığından Cumhuriyet Türkiyesi’nde eğitim ve öğretimden nasibini alamadı. Özetle, okur – yazar değil halen! O yüzden Ümmî Şâir Apul Emmi deyiverdik..

            Askerde darbuka çaldığını belirtiyor Apul Emmi, ışıl ışıl bakan gözlerindeki gizemli duruşuyla. Çiftçilikten anlıyor ve hayli de toprakla yoğrulmuş olduğunu yüz hatlarındaki derin izlerden okumanız mümkün tabiatiyle...

Kamera Çekimi Yapılırken Halk Ozanı Tekin KİREÇCİ de Ümmî Şâir APUL'un Şiirlerini Kayda Almakta
 
Fotoğraflar : M. Ufuk MİSTEPE - 02.01.2008 Zile

            İstanbul’da Samandıra’da beş yıl kaldı ve 2001 yılında Zile’ye döndü. Yaşamı boyunca mevsimlik olarak çalışmak üzere İstanbul’a gidip geldi. Fakirlik yakasını bırakmadı. Onuruyla çalıştı ve dimdik kalmak için yılmadan çalıştı. Kâğıt atıklarını topladı üç tekerlekli el arabasıyla yıllarca. 15 yıl Topkapı’da hurda kâğıtcısının yanında çalıştı. Patronunun ona bir arsa olarak teklif ettiği ikamet yeri konusunda baba sözünü dinledi ve memleketine geri döndü. “Onların duasıyla yaşıyorum!” diyor. Alışamamıştı İstanbul’un yozlaşmışlığına. Ve içinden İSTANBUL adlı şiirindeki dizeleri dökülüverdi yüreksi yangısında...

            İSTANBUL

 .

Ağrıdı saçlarım, döküldü dişim,

Benim İstanbul’da neydi işim?

Canım sıkılıyo, ağrıyo başım,

Beniminen ne davan var ey gader?

 

Annemden doğdum da gülmedi yüzüm,

Evde çocuklara geçmiyo sözüm,

Alnıma yazılmış bu gara yazım.

 

BAĞLANTI

Benim İstanbul’da neydi işim?

Canım sıkılıyo, ağrıyo başım,

Beniminen ne davan var ey gader?

 

Zalim yokluk bırakmıyor peşimi,

Zehir etti benim datlu aşımı,

Gece gündüz ağrıdıyo başımı.

 

BAĞLANTI

 

Evlât babasına vermiyor ekmek,

Her gün depesine vuruyo tokmak,

Bana zor geliyo bu gahri çekmek!

 

BAĞLANTI

 

Yeter Apul Emmi bu gadar yeter!

Âlemin derdi çok benimki yeter.

Bir yandan ayruluk, bir yandan yokluk,

Bir yandan memleket burnumda tüter.


http://www.bianet.org/galeri/goster/16?page=17


http://www.bianet.org/galeri/goster/16?page=4


http://www.kentyasam.com/haber_goster.php?id=11682

            Pespaye kadın ilişkilerinde gördüğü ahlâkî çöküş rahatsız etmişti onu her karışı altın olan İstanbul’da. Ama güzel ve vakarlı, yüreğini delen bir bayanı gördüğünde gene ilham gelmiş ve dudaklarından şu dizeler akıvermişti bir çırpıda.. ama bu sevgi selini anlayacak gönül nerde?!!!

YÜREEMİ DELİYOR !

 .

Çatma çatma .......... yaşları,

Bir omuzdan bir omuza kaşları,

İnciden mercandan yapma dişleri,

Her bakışın yüreemi deliyor!

            Kültürlerin çatıştığı bu topraklar ve atıklarını toplamak onu müşkül durumda bırakmıştı koca İstanbul’da. Yüksek tansiyon rahatsızlığına muzdarip olmuştu.

            İşte bu dramatik yaşam onu yüreğindeki sıcaklığıyla Anadolu’ya özgü şiirleri terennüm eder yaptı! O okudu, kızı yazdı.

            Necmettin ERYILMAZ tanıştırdı beni Apul Emmi'yle ve Durmuş Doğan Bey kolundan tutup, kızımın eczanesine getirmişti onu benimle röportaj yapması için ve kısmet gene Zile Sevdalısı'nın makam odasında sohbet yapmakmış ümmî şâirimizle...

Necmettin ERYILMAZ, Şâir Ümmî APUL ile Sohbet Anında

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 02.01.2008 Zile

            Bilmeden türkü formatında söyledi dizeleri. Umulur ki bu yaşam süzgecinden dökülen satırlar ozanlarımızın kopuzunda türkü türkü Anadolu’yu çağrıştırıverir bir gün! İşte yaşadığı haksızlıklara bir sitem uzatan.. kiminin çokça bulduğu kimininse hiç bulamadığı fırsatlar ve yolsuzluk dünyası nimetleri için dağarcığından dökülen satırlar :

         KİMİ BULAMIYO…

 

     Kimi topuğunda kimi dizinde,

     Kimi göbeğinde kimi boynunda,

     Kimisi çalışır kendi huyunda,

     Kimi yemeğine et bulamıyo!

 

     Kimi yalan söyler, kimisi sayı,

     Adem’den geliyo insanın soyu,

     Kötüye gullanmış bozuktur huyu,

     Kimi bardağında tat bulamıyo!

 

     Kimisi yaptırmış yedi gat bina,

     Evinde bulunmaz inekle dana,

     Yoksuzluk fakırlık seninle bana,

     Kimisi içmeye süt bulamıyo!

            Apul Emmi "aşka, sıkıntıya gelmeden okuyamıyorum şiirlerimi" diyor. Yani ilham kaynağına uygun ortamı bulmadıkça dizeler dökülmüyor dudaklarından.

            Aşevi etkinlikleri ve Fak-Fuk Fon hizmetleri ayakta tutmakta gönül elçimizi.. geçimini böyle sağlamakta işte!

Şâir Ümmî Apul Şiirlerini Kameraya Terennüm Ederken

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 02.01.2008 Zile

            Bir zamanlar kişisel becerisiyle saz ve kemanî imal ettiğini söylediyse de zamanla unutuvermiş ve köreltmiş bu yeteneğini!

            Tokat’ta Şehit Cenazeleri Yürüyüşü’nde Atatürk Şiiri’ni söyledi Apul Emmi.

 

 

       ATATÜRK’ÜN
          TORUNUYUM

 

Anne, ben Türk’üm,

Türk oğlu Türk’üm ben.

Türk doğdum, Türk öleceğim,

Gerçekleri bileceğim,

Geleceği göreceğim,

Atatürk’ün torunuyum.

 

Atam ölmeden doğmuşum,

On dokuzda asker olmuşum,

Vatana hızmat vermişim,

Atatürk’ün torunuyum.

 

Atam cephede yaslandı,

Süngü ganınan beslendi,

Atam cepheden seslendi,

Atatürk’ün torunuyum.

 

Bayrak bizim ganımuzdur,

Ordu bizim şanumuzdur,

Vatan bizim canımuzdur,

Atatürk’ün torunuyum.

 

Şâir Ümmî Apul Kamera Çekim Anında

Fot. : M. Ufuk MİSTEPE - 02.01.2008 Zile

            Bir ara Noter’de şiirlerini tescil ettirmeyi düşündüyse de 35 YTL bulamadığından bu hevesi kursağında kaldı Apul Emmi’nin. Korsan kasetçiler ve türkü yakanlar şiirlerini istedilerse de para ile o güzellikleri değişemeyeceğini söyledi ve vermedi şiirlerini. Gönül dağarcığından kopan ezgilerin türkü notalarına dökülebilmesi için o duyguları yaşayan insanlar olmalıydılar her şeyden önce!

            Sevememişti İstanbul yaşamını ve âdetlerini.. ısınamamıştı işte! Ne de olsa Zile topraklarından almıştı mayasını. Çekerek, bir zamanlar Zile'ye bağlı bir yerleşke değil miydi? Zileli'ydi işte.. İstanbullu olamıyordu düşleri hurda kâğıt toplarken bile... yok, yok, yoook!

            YOK DİYO!

 

    Bütün köylü İstanbul’a yürüdü,

    Etrevü acı duman bürüdü,

    Yaşım atmış, ciğerlerim çürüdü,

    Olmaz olsun İstanbul’un parası!

    İçerime vurdu gurbet yarası!

 

    Her kime söylersem işim yok diyo!

    Kiminen gonuşsam derdim çok diyo!

    Zengini, fakiri ekmek peşinde,

    Cebimde beş guruş param yok diyo!
.

            Şiirlerini kameraya okurken aldığı ciddî tavır ve ses tonu görmeye ve dinlemeye değerdi. Zileli Halk Ozanı Tekin KİREÇCİ de teyp kasetine alıverdi deyişlerini yanıbaşımızda. Türkü yapacağına söz verdi oracıkta ve gözleri yaşardı Apul Emmi’nin…

Ozan Tekin KİREÇCİ, Ümmî Şâir APUL'un Şiirlerini Kayıt Esnasında

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 02.01.2008 Zile

            Kolay değil.. yıpratıcı yaşam pişirmişti onu. Yaşam deneyimlerini bir baba nasihatı ile yeni nesle aktarmak istiyordu kelimelerin coşku dolu bakışlarında...

               B İ Z İ M

 .

    Yeter serfe yüce dağlar iniler,

    Uzakdayım, gulaklarım çiniler.

    Ağaç çiçek açar, yaprak yeniler,

    Yeşile boyalı bizim ilimiz.

 

    Yürek şahit olun döner dilimiz,

    Guran’a uzanur bizim elimiz,

    Mağşer günü nasıl olur halımız?

    Balınan yunulur ölümüz bizim.

 

    Hayır yapsak, cümle âlemi güldürsek!

    Haldan bilmeyenin halın bildirsek,

    Düşmüşlerin elin dutsak galdursak,

    El üstündekiler salınur bizim.

 

            Âşıklar ve Ozan Diyârı Zile.. nice sesini duyuramayan âşıkları sinesinde barındırmışlığın ezikliğinde buram buram türkü kokmakta ve yüreklerde gene bitmeksizin türküler yaktırmakta Dereboğazı’ndan Hüseyin Gazi’ye gümbüldeyerek çağıl çağıl…

Apul ÖZDEMİR, Durmuş Doğan Bey'in Masasında Çekim Esnasında Şiirlerini Okumakta

Fotoğraf : M. Ufuk MİSTEPE - 02.01.2008 Zile

            Zile'nin suyu bu.. dile kolay! İçen sanki kolik oluyor, müptelâsı yani! Bu sevdanın sırrı belki de suyundandır? Ne dersiniz? Kör Hüseyin Suyu Çeşmeleri'nden damlar gibi Apul Emmi'nin dudakları arasından fısıltılar Zile suyunu damlatıverdi.. şıp şıp!

ZİLE’NİN SUYU

Yeşil Ova Kınalı Çal eteği

Sığınmış arusu kalmış peteği

Issız galmış goçyiğidin yatağı

Gözüme tütüyo Zile’nin suyu.

Ressam Mahmut BÜTÜN

Ressam Kemal TÜRKER

Bizim evin ağaçları çürümüş

Güneş vurmuş, biten otlar gurumuş.

Yağmur yağmış, akar sular yürümüş,

Gözüme tütüyo Zile’nin suyu.

Acep annem babam nereye gitti?

Beni seven dostlar bütün unuttu.

Yeşile mi bindi, torpağı duttu,

Gözüme tütüyo Zile’nin suyu.

Ressam Nihat AKYUNAK

46 x 37,5 cm Duralit Üzerine Yağlıboya

Şâirimizin Youtube Sitesi'ndeki Şiirlerini Kendi Sesinden Dinlemek İster misiniz?

1) ATATÜRK'ÜN TORUNUYUM : http://www.youtube.com/profile?user=unyezile
2) BİZİM : http://www.youtube.com/watch?v=mkuVPQzWrt0
3) YOK DİYO : http://www.youtube.com/watch?v=ojLrj9iZYEU&feature=user
4) ZİLE'NİN SUYU : http://www.youtube.com/watch?v=ojLrj9iZYEU&feature=user
5) KİMİ BULAMIYO : http://www.youtube.com/watch?v=2sn_8NslWDo&feature=user
6) İSTANBUL : http://www.youtube.com/watch?v=5DgJ_2u8uCw&feature=user
7) YÜREEMİ DELİYOR : http://www.youtube.com/watch?v=5DgJ_2u8uCw&feature=user
 

Zile Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

YAZDIR