|
ALİ |
Bestekâr |
Derleme
: İbrahim GÜRKAN
http://ibogurkan.sitemynet.com/yeni/id10.htm
ibogurkan@mynet.com
KAYNAK : TİMUÇİN ÇEVİKOĞLU, VÂSIF
IŞIK,
http://www.turkmusikisi.com
Hâfız Ali Riza SAĞMAN
Ünyeli Bestekâr - Hânende - Tarihçi - Felsefeci
İlâhiyatçı - Edebiyatçı - Araştırmacı ve Yazar
Merhum Hâfız Ali Riza Sağman yalnız mûsikî hayatımızın değil, tüm kültür hayatımızın gizli kalmış değerlerinden biridir. Bestekâr ve hânendeliğinin yanı sıra özellikle dînî mûsikî sahasına derin vukûfiyeti onun sadece bir yönüdür. O aynı zamanda bir büyük tarihçi, felsefeci, ilâhiyatçı, edebiyatçı, araştırmacı ve yazar olarak kültür hayatımıza damgasını vurmuştur.
1) HAYÂTI
Mevlidhanlar ve Cevaba Cevabım adlı eserlerinde merhum biyografisini şöyle anlatmaktadır. "1306 (1890) yılında ÜNYE kazasında doğdum. Babam o kazanın deppoy memuru Ömer Efendi idi. 1313'te babamın yüzbaşılığa terfii ve tâyini sebebiyle gittiğimiz Giresun'da hıfzımı ve iptidaî rüştî tahsilimi ikmâl ettim. 1320'de İstanbul'a medrese tahsiline geldim. Fatih Camiinde meşhur ve şehidi mağfur İskilipli Âtıf Efendi'nin dersine oturdum. Yaz tatillerinde Giresun'a gittikçe Bayazıtzâde Hâfız Ali Efendi'den tecvid, maharic-i hurûf, aşere ve takrîb okuyup 1326'da icazetnâme aldım.
1908 - 1909 yıllarının doldurduğu hadiselerle Rönesans'a kavuştum. İstanbul'da Beyanü'l Hakk mecmuasında, Giresun'da Karadeniz gazetesinde yazılar yazmağa başladım. Çok aşırı olmamakla beraber İttihat ve Terakki'ye muhaliftim. Bu sebeple İttihat ve Terakki'nin tepmesine uğramak şerefine ermiş, 29 Mayıs 1329'da Sinop'a gitmek üzere Sirkeci rıhtımından hareket eden Sürgünler Vapuru (Bahricedit) 'de bulunmak saadetine yükselmiştim.
Haşerattan yenilen darbe hakîkatte kuzum,
Harp yerinde
alınan yâreye benzer, severim.
Bu durum özge
delildir ki: hamiyattârım
Ben bununla
öğünür, yel olurum da eserim
Tam 27 ay Sinop'ta, 4 yıl Çorum'da sürgünlülük vazifesini hakkiyle îfâ eyledikten sonra Mondros Mütarekesi'nin imzalanması ve ittihatçıların memleketi mahv ile, koca imparatorluğun ipini çekmesi ve birer birer kaçmasından sonra İstanbul'a döndüm.
Dayanılmaz mâli sıkıntılara rağmen yarı kalan tahsilimi ikmâl için kazandığım imtihan sonunda Şahin Medresesi'nin son sınıfına girdim. Arabiye ve Edebiyat hocalığını merhum Mehmet Âkif'in yaptığı bu medreseden mezun olduktan sonra Süleymaniye'nin imtihanını kazanıp bu muâllâ müessesenin Kelâm, Tasavvuf ve Felsefe Şûbesi'ne girdim. Buradan 1922 yılında Aliyyü'l âlâ diploma aldım. 1342'de yazdığım tezden dolayı da üç şâyân-ı takdîr'e mazhar oldum.
Bundan sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ne devama başladım. Üç yıl sonra;Âlâ derece ile bitirdim. Diplomam 1927- 1928 tarihli ve 2332 numaralıdır. Avukatlık stajımı da yaptım. Fakat adliyeye intisap etmedim, öğretim işini daha feyizli buldum. 1923 yılından bu güne kadar muhtelif okullarda, muhtelif derslerde muallimlik yaptım. Daruşşafaka, İran Okulu, Sen Mişel Fransız Koleji ve İmam Hatip Okulu'nda, İngiliz Erkek Lisesi'nde Umûmî Tarih, Türkçe, Din, Kur'ân ve Kelâm, Teoloji hocalığı yaptım.
Kızı Mediha - Damadı
Vâsıf IŞIK
Ali Rıza SAĞMAN'ı Anma Töreni
Şâir değilsem de nâzımlığa yelteniyorum. Muhtelif mecmualarda diyânet, milliyet, insaniyet ve fazîlet mevzûlu nâçiz eserlerim çıkmıştır.
Çorum'da iken kânun çalmakla, bilâhare Çarşambalı Hâfız Cemâl'den beste, şarkı gibi eserler geçmek ve usûl vurmayı öğrenmekle başladığım mûsikîye de azdan çoktan intisâbım var. Ses sanatından biraz anlayışım olduğu için kendime göre kompozitörlüğüm de bulunur. Matbû eserlerimin bazıları radyoda okunmaktadır.
Elli Yıllık Türk Mûsikîsi adlı esere yazarı Mustafa Rona Beyefendi bu âcizlerinin ismini ve resmini koymak lûtfunda bulunmuştur. Odeon Parlofon, Orfeon ve Kolombiya kumpanyalarına okunmuş ve neşredilmiş plâklarım vardır. Güfteleri ve besteleri bendenize aittir. Basılacak ve basılmış kırka yakın eserin sahibiyim. Nâçiz karakterimi meydana getiren bu vasıflar içinde beni en çok iftihara sevk eden hangisidir biliyor musunuz? Hâfızlığım. Bunun verdiği maddî şeref ve mânevî gıda diğerlerinin verdikleri ile kıyas kabul etmeyecek kadar bence fazladır.
Hâfız Riza Bey, 13 Eylül 1965 tarihinde Karagümrük Nurettin Tekkesi Sokak, No. 67'deki evinde kalp krizinden vefât etti. Çorum'da sürgündeyken evlendiği ve sâdece birkaç yıl evli kaldığı eşi Şerife Hûriye Hanım'dan olma kızı Mediha Işık'tan başka vârisi yoktur.
Sağlığında yaptırmış olduğu Edirnekapı'daki mezarında yatmaktadır. Mezarı 1948 yılında ölen annesi Ayşe hanımın mezarı ile ve bilâhare 1981'de ölen boşanmış eşinin mezarı ile yan yanadır. Mezar taşına kendisi sağlığında (Bu mezar Muallim Ali Riza Sağman'a aittir) ibaresini yazdırmıştır.
Ali Riza Sağman'ın vefatının 1. yıldönümünde evinin bahçesinde bir anma töreni yapılmıştır. Merhum ömrü boyunca bu bahçedeki güllerle haşır neşir olurdu. Morundan pembesine, beyazından siyahına kadar yediverenlerin katmer katmer açtığı bu bahçeyi dostları ile ettiği sohbetler, okunan şiirler, geçilen şarkı ve gazeller renklendirirdi. Bu bahçe ayrıca bir üniversite idi.
Müdavimleri arasında İsmail Hami Danışment, Ziya Uygur, Raif Ogan, Cevat Rifat Atilhan, Fazlı Akkaya, Kemâl Baykal, Zühtü ve Cemâl Oğuz Öcal beyler ve birçok dostları vardı. Necâti Aktürk, Cevdet Soydanses teklifsiz misâfirleri idi. Bu ev ve bu bahçede aktüel, dînî, ilmî ve edebî konular ele alınır, işlenirdi. Sohbet aralarını İranlı dostlarının eksik etmediği Acem çayları tatlandırır ve geçilen değişik fasıllar renklendirirdi. Kemâl Baykal'ın yayından çıkan nağmeler, Necâti Aktürk, Zeki Sesli, Mahmut Hataylı, Nusret Yeşilçay, Hasan Akkuş, Hafız Gerede'nin gök kubbede çınlayan sedâları bu bahçede âbideleşirdi.
Hâfız Ali Rıza SAĞMAN (1890-1965)
Sadettin KAYNAK ile Birlikte
SİYASÎ SÜRGÜN OLAN
HÂFIZ,
HÂFIZLIĞIN
KİTABINI YAZDI
(Musikî
Üstadı Mehmet GÜNTEKİN'in alaturka hatıraları)
(Hürriyet
Gazetesi - 10 Ekim 2006 Salı, Murat BARDAKÇI / Ramazan Çadırı Sayfası)
Gönderen :
Fotoğraf Sanatçısı - Araştırmacı Süleyman İSKENDER
"SULTANSELİMLİ" lâkabıyla anılan Ali Rıza SAĞMAN, 1890'da Ünye'de doğdu. İstanbul'da medrese tahsili gördü ve musikîyi, Bestenigâr Ziya Bey'in talebesi Hâfız Cemal'den öğrendi.
İttihad ve Terakki'ye karşı takındığı muhalif tavır yüzünden İstanbul'dan sürgün edilen Ali Rıza Bey, 27 ay Sinop'ta 48 ay da Çorum'da mecburî ikamete tâbi tutuldu ve "En esaslı musikî hocam" dediği kanunu sürgün yıllarında kendi kendine öğrendi. Yaklaşık altı buçuk yıl ayrı kaldığı İstanbul'a 1918'de Mondros Mütarekesi'nin ardından dönebildi ve yarım kalan tahsilini tamamladıktan sonra Süleymaniye Medresesi'nden diploma aldı, ardından da Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.
Etrafına bir şeyler öğretebilme aşkı yüzünden hukukçuluk yapamayan Hâfız Ali Rıza Bey, Hayriye Mektebi ve Darüşşafaka gibi okullarda öğretmenlik etti ve İstanbul'da ve Anadolu'da yayımlanan çeşitli dergilerle gazetelerde yazıları yayımlandı. Bazı eserler de besteleyen Hâfız Ali Rıza Bey "Orfeon", "Odeon" ve "Columbia" plâk firmaları için kayıtlar yaptı ve "Meşhur Hâfız Sami Merhum" ile "Mevlid Nasıl Okunur?" gibi alanlarında tek olan kitaplar yazdı.
Kitaplarında anlattığı ve hemen hepsi yakın dostları olan ünlü hâfızlarla mevlidhanları kendine has üslûbuyla ama acımasız şekilde eleştirmekten çekinmeyen Ali Rıza SAĞMAN, 1965 yılında vefat etti. Kültür tarihimizin nev'i şahsına münhasır, renkli ve hoş tiplerindendi.
2) ESERLERİ
Kısmen basılmış ve kısmen de basılmamış olarak merhumun Kırkı mütecâviz eseri vardır. Bu eserleri ilmî, felsefî, edebî, dînî, tarihî konuları içermektedir. Bir kısmı da manzumdur. Bunların dışında gazel, kasîde, nat-ı şerîf türünde ve aruz vezninde manzûmeleri de mevcuttur.
Basılmamış eserlerinden çoğu Arapça harflerle, kendi el yazısıyla yazılmıştır. (Sadece Rûz-i Cezâ'nın 2. cildi ile Tecvid Külliyatı yeni harflerle daktilo edilmiştir.) Ayrıca muhtelif kâğıtlara, defterlere yazılmış Arap harfli yazıları ve notları vardır. Muhtevâları henüz açığa kavuşturulamamıştır. En ufak parçasına kadar saklanmaktadır.
A) Basılmış Eserleri şunlardır 1. İtikatsızlık ve Menşe'i (1912), 2. Meşhur Hâfız Sâmi Merhum, 3. Fatih İstanbul'u Ne Şekilde Aldı? (2 cilt), 4. İstanbul Hendekleri, 5. Hazreti Kuran Radyoda Okunabilir mi?, 6. Din adamları Nasıl Yetiştirilmeli?, 7. Mevlid nasıl okunur, Mevlidhanlar, 8. İslam Fütühatı (1954), 9. Sağman Tecvidi, 10.Yeni Sağman Tecvidi, 11.İlâveli Yeni Sağman Tecvidi, 12. Rûz-i Cezâ (dînî, ahlâki, felsefî manzum), 13.Kur'ân'ın Türkçe'ye Tercümesi Karşısında Üç Profesör, 14. İstanbul'un Fethi Hakkında Bir Fetva, 15. Cevaba Cevabım, 16. Hazret-i Kur'ân'ın Meâlen Tercümesi (1980), 17. Hazreti Kur-anın Meâlen Tercümesi (Merhumun ölümünden sonra bastırılmıştır).
Bu eserin basımını talebesi Mümin Çevik üstlenmiş ve 30.12.1976 tarihli sözleşmeden 4 yıl sonra basabilmiştir. Eser dip notlu olmasına ve çok değerli bilgileri ihtivâ etmesine rağmen basılı esere maalesef bu notlar konulmamış ve okuyucular bu değerli eserin büyük bir kısmından mahrum bırakılmıştır.
B) Basılmamış Eserleri
Merhumun ölümünde yalnız başına oturduğu evindeki kitaplar, notalar, plâklar, tek bir kağıt parçası dahi zâyi edilmeksizin muhafaza edilmiştir. Oldukça zengin bir kütüphânesi kalmıştır. Ancak kısmen Arap harfleri ile yazılı kitaplardan 119 adedi 30.09.1975 tarihinde Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü'ne bağışlanmıştır. Bu kitapların adları ile tesellüm tutanağı ve enstitü yetkililerinin teşekkür yazısı saklıdır.
Hâlen mevcut Arap harfleri ile ve kendi el yazısı ile yazılmış, basılmamış eserler şunlardır. 1. Rüz-i Cezâ'nın 2.cildi, 2. Allah'a Sığındık, 3. Sopalı Meşrutiyet Sürgünleri, 4. Menfasından Kaçan Sürgün, 5. Zavallı Melek, 6. Âgâh Bey ve Köse Kerim, 7. Ülkede Ülkü Kahramanları, 8. Varna Muharebesi, 9. İstanbul'un Bir Asırlık Meşhur Hâfızları, 10. Dinsizliğin İlmen İmhâsı, 11. Güneş Doğuyor, 12. İstanbul'un Fethi ve Kerkoporte Masalı, 13. Âşık Şemi'nin Aşk Hikâyesi, 14. İslâm'ın Revnâkını Solduran Âmiller, 15. İslâm Evliyâ Akidesinin Özü, 16. Biz Kimiz?, 17. Akla Gelenler, 18. Hâmi Efendi'ye Mektup, 19. İsbât-ı Vâcib (tez), 20. Sağman Tecvidi Külliyatı (88 sayfa), 21. Bu eserlerin bir kısmı (ilâveli yeni Sağman tecvidi)'nin arkasına yazılıdır.
Bu eserlerden Rûz-i Cezâ'nın 2. cildi ile Allah'a Sığındık isimli felsefî ve dînî manzum eser daktilo edilmiş olarak basıma hazırdır. Diğerleri Arap harfleri ile yazılmış ve yeni harflere çeviriye muhtaç bir durumdadır. Saadeddîn Kaynak - Ali Rizâ Sağman Tâhir-ül Mevlevî (Tâhir Olgun) - Ali Rizâ Sağman Mediha Işık (Kızı) - Vâsıf Işık (Damadı)
Hâfız Ali Rıza SAĞMAN (1890-1965)
Solda : Mevlevî Tahir Olgun
MANZUME TÜRÜNDE OLANLAR
Kendisi biyografisini anlatırken (şair değilsem de nâzımlığa yelteniyorum. Muhtelif mecmualarda diyânet, milliyet, insâniyet ve fazîlet mevzûlu nâçiz eserlerim çıkmıştır.) demiştir. Bunlar kasîde, gazel, nat-ı şerîf türünde aruzla yazılmış eserler olduğu gibi, hece vezinli sâde eserleri de vardır. Muhtelif gazetelerden genellikle Hür Adam'dan, Sebilü'r Reşat Mecmuası'ndan, basılı kitaplarından alınarak bir klâsörde daktilo edilerek toplanmıştır. Bunların adları şöyledir :
1. Mahmut Celaîüddin Ökten'e (1959), 2. Korkacaksan (Cevat Rifat Atilhan'a (1959), 3. Gerçekler (1959), 4. Hakkın Işığı Karşısında (1958), 5. Mevlânâ Yortusu Münasebetiyle (1957), 6. Menderes (1957), 7. Minâre-Ezan, Çankulesi - Çan, 8. Fırtınalardan Sönmeyen Işık (1958), 9. Cevat Rifat Atilhan'a (1959), 10. Kur'ân (1955), 11. Nat'ı Şerif 1, 5 kıt'a (1949), 12. Nat-ı Şerif ;Yâ Muhammed; (1948), 13. Nat-ı Şerif 2, 5 kıt'a (1949), 14. Kasîde (1929), 15. Na't-ı Şerîf (1948), 16. Münâcaat (1927), 17. Münâcaat (1929), 18. Mülammâ Kasîde (1925), 19. Na't-ı Şerîf (1926), 20. Manzum Kıt'alar (1951), 21. Manzum Kıt'alar (1950), 22. Hâfız Sâmi'nin Mezarında (1948), 23. Zaman Karşısında (1958), 24. Manzûme (1953), 25. Dünyayı Kana Boyayan Soysuza (1959), 26.,Kur'ân - İslâm Âlemi (1959), 27. Dinle Olaylar Karşısında (1965), 28. Türkoğlu Dinle (1957), 29. İlerici - Gerici (1965), 30. Allah'a Sığındık (1954).
Not :
Yâ Muhammed o büyük ismine hayran olurum,
Aktığın nur
ile gönlümde huruşan olurum
kasîdesi bestelenmiş mevlid aralarında hâfızlar tarafından okuna gelmiştir. Hâfız Cevdet Soydanses ve Hâfız Necâti Aktürk'ün seslerinden arşivimizde mevcuttur.
MÛSIKÎ YÖNÜ
Ali Riza Sağman biyografisini anlatırken şöyle demekte idi : (Çorum'da iken kânun çalmakla, bilâhare Çarşambalı Hâfız Cemâl'den beste, şarkı gibi eserler geçmek ve usûl vurmayı öğrenmekle başladığım mûsikîye de azdan çoktan intisâbım var. Ses sanatından biraz anlayışım olduğu için kendime göre kompozitörlüğüm de bulunur. Matbû eserlerimin bazıları radyoda okunmaktadır.
Elli Yıllık Türk Mûsıkîsi adlı esere yazarı Mustafa Rona Beyefendi bu âcizlerinin ismini ve resmini koymak lûtfunda bulunmuştur. Odeon Parlofon, Orfeon ve Kolombiya kumpanyalarına okunmuş ve neşredilmiş plâklarım vardır. Güfteleri ve besteleri bendenize aittir.)
Ali Riza Sağman'ın vefatında 120 civarında taş plâğın mevcut olduğu görülmüştür. Taş plâkların muhafazasındaki güçlük bir yana bunların TRT vasıtası ile değerlendirilmesi ve herkesin hizmetine sunulması düşünülmüştü. Bu maksatla TRT Müzik Dairesi Müdürlüğüne başvurulmuş, Tahir Engin İçöz ve Ergun Balcı'dan oluşan bir heyet evimize gelmişti. Bu heyete 23.03.1979 tarihinde 117 plâk teslim edilmişti. Teslim edilenlerin nitelikleri ve sayıları şöyleydi :
39 adet A. Riza Sağman'ın kendi sesinden, 7 adet Merhum Hafız Sami'nin sesinden, 6 adet Merhum Hâfız Kemal'in sesinden, 10 adet Tamburi Cemil Bey'in sazından, 42 adet muhtelif sanatkârların sesinden, 13 adet Ümmü Gülsüm ve sair Ârap sanatçıların sesinden.
PLÂKLARI
Muhtelif zamanlarda radyoda (Arşivden Mikrofona), (Eski Sesler), (Hoş Sadâ) gibi programlarda Ali Riza Sağman'la ilgili plâklar ve bizlerle yapılan kısa söyleşiler yayınlanmıştır. Beste ve güfteleri merhuma ait plâkların bir kısmı şunlardır :
1. Mülemmâ kasîde, 2. Reng-i ümmîdim söndü bu gece (Cevdet 3. Soydanses'le birlikte), 3. Yâ Muhammed, o büyük ismine hayrân olurum. Ah gel şu yıllarca süren hicri utandır, 4. Saçıldı âleme rahmet (kasîde), Arayı arayı bulsam izini (ilâhî), 5. Terk-i candır (mersiye), Oldum elem-i cürmile (münacaat), 6. Ah görmemiş ismini Dilâ hâlâ hemdem-i cânan olandan sor, 7. Vay dağlar dağlar, Cevher-i îmân ve dinsin, 8. Kozalı gelin (Anadolu havası) Ah benim bahtiyarım (Harput havası), 9. Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş Bu gün ayın ondördü, 10. Mevlîd (Vefat bahri), 11. Mevlîd (Velâdet bahri), 12. Mümin Sûresi Amener resûlü, 13. Tâhâ Sûresi, 14. Kur-an okuma tekniği ve izahı, 15. Yusuf Sûresi, 16.,Kasas Sûresi, 17. Mevlîd, 18. Terki Candır (takdimli), 19. Ezan (05. 12. 1948), 20. Salâ (20. 11. 1948), Tâhâ Sûresi, 21. Mümin Sûresi, 22. Tâhâ Sûresi, 23. Leükdimu biyevmil kıyame, 24. Mümin Sûresi, 25. Şemi ümidim bu gece Ah bir gel de şu yıllarca süren hicri utandır, 26. Mevlîd (Ey Azizler) Meded yâ ilâhel âlemîn, 27. Zamanı var ki her bezmin anarsın, 28. Ah nice hasret Akşam oldu yine bastı kareler, 29. Terk-i candır Şu yaralı kalbim olaydı, 30. Bir bağlandı yine Ah görmedim mislini, 31. Derman arardım derdime Çifte Telli, 32. Ah meded ey, 33. Çanakkale Şehitlerine (mersiye) Ana mezarında, 34. Ah anam anam derdi gamından Kement olmuş, 35. Yusuf Sûresi, 36. Kıyâme Sûresi, 37. Bakara Sûresi, 38. Velâme Sûresi Ah gönül mağlubu aşk olmuş, 39. Kıyâme Suresi.
KAYNAK:TİMUÇİN ÇEVİKOĞLU, VÂSIF IŞIK
http://www.turkmusikisi.com