ANA SAYFA            
(Bu sayfa en son 26 Aralık 2007 tarihinde güncellenmiştir.)

.

 

AHMET DEDE
ÜNYE'NİN
KAYBOLAN GİZEMLİ YÜZLERİ
TERZİOĞLU ANILARI - 2

Anı : Fikri TERZİOĞLU
fikri.terzioglu@hotmail.de
(Nam-ı Diğer : Ali DAYI)

Fikri TERZİOĞLU

Nam-ı Diğer : Ali DAYI

AHMET DEDE
ÜNYE'NİN
KAYBOLAN GİZEMLİ YÜZLERİ

 
Fikri TERZİOĞLU'nun Almanya Hâtıraları

            Çok uzun zamandır zihnimi ve beni meşgul eden, gözlerimin önünden gitmeyen bu anımı yazmak istiyordum. Çünkü devamlı, yıllarca önceye ait olan yaşamış olduğum günlerden, hayâlime yerleşmiş hâtıralar, yeniden bütünüyle resim gibi canlanıyordu.

            Zaman, zaman beni duygusal ve ulvî bir âleme çekiyordu. Anlatmak istediğim, Dede diyebileceğimiz yaşta, ruhanî bir görünüşte, güçlü, gizemli bir yaşamın canlı delili, farklı bir insan.

            Ben yaşta olanların da hatırlayabileceği ve okul arkadaşlarımca iyi bilinen, tanınan bu yaşlı insan, diğer yaşıtı insanlardan çok başkaydı. 'Ne yer, ne içer, nerede yatar kalkar?' bilmiyordum. Bildiğim, her zaman yolumun üzerinde, hemen hemen aynı yerlerde, ya bir saçak altında ya da bir evin köşesinde oluşuydu.

            Arkadaşlarımdan kim olduğunu öğrenmek istediğimde, onlar da pek bir şey söyleyemiyorlardı. 'Biz de senin gördüğün gibi görüyoruz işte!' diyorlardı. Yazları hadi neyse de, kışları da yine aynı kıyafette oluşu, sanki 'gizli bir gücüm var!' der gibiydi.

Berber Hikmet TERZİOĞLU Ailesinin Mekânı Kalebozuğu Sokak ve Yılmazlar Mahallesi

Fotoğrafı Çeken : Şuayip Uzman'ın oğlu Pilot Ömer Uzman (1957)

            Küçücük ilk okul yaşlarımdaki çocuk kalbimle onu kutsamıştım.  Önünden her geçişimde biraz korkarak, biraz da merakla seyrettiğim bu uzun boylu, dimdik haliyle daha çok, Romalı bir heykeltıraşın elinden çıkmış, efsane aziz bir kral gibiydi. Siması, o tertemiz yüzündeki ifadelerden duyduğum güvenilirliği, saygı duygularına döndürüyordu.

            Kış aylarının o çok soğuk günlerinde, üzerindeki tek giysisinin şekli, Romalılar'ın efsane  tanrılarının üzerindeki örtüden pek de farklı değildi. Elbise yerine üzerine örttüğü, temiz, çarşaf benzeri örtülerle vücudunu sarardı. Ancak bu örtü bütün vücudunu örtmez, omuzlarının yarısı ve göğsü, dizlerinden itibaren bacakları çıplak kalırdı. Ayakları da çıplaktı, soğukta, karlara basarak yürürdü, buna rağmen ayaklarında tek bir kir lekesi görmemiştim. Uzun sakalı, sanki yeni traş olmuş gibi bakımlı ve tertemizdi. Hiçbir üşüme emaresini görmediğim pırıl pırıl çehresinde, sanki nurlu bir ışık gibi parlıyordu bembeyaz sakalları.


Müfettiş Mehmet KUŞCU Fotoğraf Arşivi - Kalebozuğu (Kalabuzu) Sokak ve Ünye Yalıları (Renklendirilmiş)
İkametgâh Tespitleri : Yüksel ŞEN - Fikri TERZİOĞLU - 40) Dut ağacının arkası Arap Hasan
ve oğlu Abdullah Tonyalı’nın evi (sağ tarafında görünen kiremitli ev Fikri Terzioğlu'nun evi)

            Bakışlarında ve yüzünde insanı tedirgin edecek, korkutacak hiçbir belirti görmediğim gibi hiçbir acı, ıstırap düşündürecek, olumsuzluk ifade edecek bir işaret de yoktu. Bütün hatlarında saygı ve sevgi vardı. Zaman zaman, değişik yerlerde, ama en çok da Cemal Amca'nın (Kel Cemal) evinin önünde dururdu. Bazen de o sıranın, bizim eve doğru giden tarafında, Hüsrev Beyler'e ait eski ve uzun birkaç katlı evin köşesinde olurdu.

            Ben İnönü İlkokulu'nda ya bir ya da ikinci sınıfta okuyordum. Okul giriş ve çıkış kapımız, şimdiki Gökçe Apartmanı'nın yan tarafındaydı. Taştan oymalı, şekilli, işlemeli, üstü kemerli, çok güzel bir kapıydı.

İnönü İlkokulu Yıkıldıktan Sonra
Yapılan Yeni Binası ve Eski Okulun Dış Kapı Mimarîsi

Eren TOKGÖZ Fotoğraf Arşivi

            Kapıdan çıktığımızda sağa döner, şoför Muhittin Abi'nin evinin yanından geçer, evin önündeki çeşmeden su içer gibi yapar, onu gözlerdim. Bazen de Parlak Hasan Amca'nın oturduğu evin yanında dururdum, onu arardım, eğer o orada ise yanından uslu uslu inceleyerek geçecektim. Evde, anneme de sormuştum, 'Kim bu yaşlı amca?' diye. Pek tatmin edici bir cevap alamamış olacağım ki, bilgi alacağım tek yer yine kendi arkadaşlarım olmuştu. Benim biraz fazlaca ilgilenmemden dolayı arkadaşlarım evde duyduklarını benimle paylaşıyorlardı.

Mezahir GÜRKAN, Talebeler ve İnönü İlkokulu Ön Cephesi

İbrahim GÜRKAN Fotoğraf Arşivi

            Arkadaşlarım arasında rahmetli Hüseyin Sezer, Ahmet ve İbrahim Özer kardeşlerle daha candan bir dostluğumuz vardı. Özer kardeşlerin, babaannesinin evindeki piyanoda zaman zaman müzik çalışmalarımız da olmuştu.

            Bir gün yine okul çıkışı her zamanki çıkıştan değil de okulumuzun duvarla çevrili bahçesinden atlayıp, eniştem olan Şekerci Ahmet Eren ve yanındaki Lebibe Alparslan öğretmenin evinin arasındaki aralıktan zar zor geçerek, Cemal Amca'nın evinin yan tarafına geçtik.

Halk Şeker Ticarethanesi - Şekerci Ahmet EREN

Resimli Ünye Rehberi - Müellifi : M. Bahattin, 1930/İst.

            Arkadaşlarım o zaman bütün bahçelerde olduğu gibi orada da çokça bulunan nar ve mandalinalarla ilgilenince, ben tek olarak ilgim olan yere doğru gitmiştim. Önümdeki çalı çiti geçince kendisini gördüm. Her zamanki ihtişamıyla aynı şekilde orada duruyordu.

            Üzerimde bütün gün yağan yağmurun ıslaklığıyla üşür gibi titriyordum. Heyecan vardı ama 'Kendimden sakladığım, korku mu vardı, yoksa, sanki yasak bir şey yapıyormuşumdan gelen bir çekingenlik mi?' bilemiyordum. Ama çocuk halimin verdiği merak, bütün tedirginliğimi gidermişti. Kendisini ilgiyle seyrettiğim yaşlı insanın nurlu yüzüne bakıp düşünüyordum. 'Niye böyleydi bu yaşlı insan, sırrı neydi?' O gün hep yağmur yağmıştı, saklandığım yerdeki ağaçlardan da üzerime iri iri yağmur damlaları düşmesine  aldırmadan seyrediyordum. Benim için oldukça heyecanlı olan bu durum arkadaşlarımın beni çağırmasıyla son bulmuştu.

            Aradan geçen günler içinde öğrendiklerim, onu benim gözümde daha da yüceltmişti. Artık ismini de biliyordum, kim olduğunu da. Duyduklarım arasında, şimdi bile by pas´lı olan kalbimi, serin ve uzaklardan geldiğini hissettiren bir rüzgâr, yalayıp geçiyordu. Üzerindeki örtülerle ve örtünüş şekliyle Romalılar'ın efsanevî soylularına benzettiğim, çocukluğumun kahramanı, saygı duyduğum bu yaşlı insanın ne kimseden bir şey aldığını ne verdiğini gördüm ne de konuştuğunu.

Askerlik Şubesi, İnönü İlkokulu ve Çevresi ile Yalıkahvesi Evleri

Fotoğraf : Eczacı Yusuf ALVER / Günümüze Ulaştıran : Eren TOKGÖZ

            O yüce ihtişamlı duruşuyla, sadece hafifçe başını çevirir, onurlu ve sevecen bakışlarıyla hiçbir rahatsızlık vermeden bizi seyrederdi, yine sessizce bakışlarını başka yöne çeviriyordu. Fark ettiğim tek şeyin, tertemiz yüzündeki dudaklarının belli belirsiz kıpırtılarıydı. Sanki bizlere bir şeyler söylüyordu. Adı AHMET´ti bu temiz yüzlü dedenin.

            Duyduklarım arasında en ilginci, HAC farizasını yerine getiren o zamanki büyüklerimizin söyledikleriydi. Ahmet Dede´yi HAC´ta gördüklerini, uzaktan selâmlaştıklarını, Ünye'ye döndüklerinde yine aynı kıyafetler içinde Ünye´de görmeleriydi ve şaşkınlıkla etrafa sorduklarında, onun Ünye'den ayrılmadığını öğrenmeleri, onları daha da şaşkınlığa uğratmasıydı. Ahmet Dede'nin iki yerde birden aynı zamanda görünme muamması beni halâ düşündürmektedir.

            İlkokul bitimi, ortaokul hayatımız ve oyun yerlerimizin değişmesi, yeni arkadaşlıklar, yoksa derslerimizin ağırlığı mıdır bilemiyorum, ayrı kalmıştık. Eski yerlere birkaç kez gittiğimde gözlerim onu aradı, fakat yoktu, gitmişti!.

OUNİA - Vue Panoramique (Ünye'den Panoramik Bir Görünüm)

Gönderen : Fikri TERZİOĞLU / Almanya - İrfan DAĞDELEN Fot. Arşivi

            AHMET DEDE´yi daha sonraları da hiç görmedim ve İnönü İlkokulu'ndaki yaşıtlarımla bu konuda bir daha buluşup konuşamadım. O zamanın yaşlı, bembeyaz uzun sakallı, NUR yüzlü AHMET DEDE'nin hâtırası önünde saygı ile eğiliyorum...

                                                                                                Fikri TERZİOĞLU
                                                                                                          Eylül - 2007
                                                                                                             Almanya
 

Ünye Makaleleri Sayfasına  

Dönmek İçin TIKLAYINIZ

 

YAZDIR